29 Ocak 2008

ŞENER ŞEN

Sinema oyuncusu Ali Şen’in 26 Aralık 1941 Adana doğumlu aktör oğlu. Kahramanım :)

Erken yaşta ağarmış saçlar, inatla karalığını koruyan kaşlar, yüzünde her daim mütebbessim bir ifade…

Liseyi 6 yılda bitirmeyi başaran – her seneyi çift dikiş giderek- iki sene de köy öğretmenliği yapan muhteşem adam. Kendisini sadece komedi filmleriyle, güldüren adam tiplemeleriyle sınırlandırmamış harika bir oyuncu.

Tiyatrocu kimliğinin kısaca üstünden geçecek olursak ; 1966-67 sezonunda İstanbul Şehir Tiyatrosu'na girmiş ve Seferi Ramazan Bey'in Nafile Dünyası (1974) , Oyun Nasıl Oynanmalı? (1975), Şvayk Hitler'e Karşı (1976), Zengin Mutfağı (1977), Sersem Kocanın Kurnaz Karısı (1979) gibi oyunlarda rol almıştır. 1980-82 arasında tiyatro çalışmalarını Almanya'da sürdürmüş; daha sonra Türkiye'ye dönerek Şan Tiyatrosu'nda Neşe-i Muhabbet gibi müzikli gösterilerde ve müzikallerde sahneye çıkmıştır. Şener Şen en son Mucizeler Komedisi adlı müzikal gösteride oynamıştır.

Sanat yaşamına tiyatro ile merhaba demiş. Sinemaya küçük rollerle başlamış, o rollerde kendine has sesini bile kullanmayıp bazı filmlerde başkası tarafından seslendirilmiş Şener Şen. Bu filmleri hatırlayanınız var mı ? Mesela:
Altın Prens Devler Ülkesinde ( 1971 ), Katarina ( 1972 ), Aşk Mahkumu ( 1973 ), Arap Abdo ( 1973 ), Bir Demet Menekşe ( 1973 ) vs.

Kaynaklarda Şener Şen’in Hababam Sınıfı serileriyle adından söz ettirmeye başladığı yazılı. Doğru bir tespit midir ? Sinema izleyicileri için doğrudur. 70’lerin ortalarından itibaren artık Şener Şen adıyla uyumlu onlarca filmde rol almıştır. Favorilerim:

Bizim Aile ( 1975 ) : Peltek konuşması, annesinin bir türlü kız beğenmemesiyle boğuşan ve sonunda feride’ye (Ayşen Gruda) talip olan adamı oynar.

Hababam Sınıfının bütün serileri: Kırmızı adidas eşofmanıyla pek bir şirin Badi Ekrem ! Sürekli öğrencilerinin gazına gelen iyi niyetli saf beden eğitimi öğretmeni.

Gülen Gözler ( 1977 ) : Aslanım Vecihi ! Kara vicdanlıııığı, kara vicdanlığııııı diye acıklı acıklı babasından (M.Özkul) Fikret’i (A.Gruda) istediği sahne , uçakla eve daldığı sahne unutulmaz.

Şabanoğlu Şaban ( 1977 ): Komutan Hüsam. Kendince zeki, biraz saftirik, gaza gelmeye açık …döktürüyor desek yeri var.

Süt Kardeşler ( 1976 ): Yine Komutan Hüsam.

Çöpçüler Kralı : Zabıta amiri rolünde. Bu rolüyle 15.Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü kazanmıştır. Son sahnede kafasına yediği pembe terlik hala gözümün önünde.

Kibar Feyzo ( 1978 ): Ağam, aslan ağam, pokunun üstüne pok yapılamayan ağam !

Sultan ( 1978 ): tultan hanım ! peltek bakkal bahtiyar efendi rolünde. kahvede kemal’e * ayağıyla bir nah işareti yapışı var ki evlere şenlik.
Neşeli Günler ( 1978) : on kaplan gücünde palavra yeteneğine sahip ziya rolüyle karşımızda. abisine (M.Özkul) ve yengesine (A.Naşit) çift taraflı oynayan Ziya ! Kahvede jilet satarken ” Bekenbauuer” deyişi, Nilgün’e (A.Gruda) “ Nasılsa evlenmicekmiyiz kız ! ” deyişiyle unutulmaz rollerinden biri.

N'Olcak Şimdi (1979 ): Buradaki rolü karısını sürekli aldatan Şakir . Meşhur "Tükür çocuum babanın suratına" repliği bu filmde geçer.

80 li yıllara geldiğimizde Şener Şen’in güldürü filmlerine devam ettiğini görüyoruz.

Banker Bilo ( 1980 )

Gırgıriyede Şenlik Var ( 1981 ) : Gırgıriye serilerinin hepsini severim de Şener Şen'in "Duman Haydar" olarak rol aldığı bu seriyi ayrı bir severim. Filmde Adile Naşit'in yıllar sonra hapisten çıkıp gelen 24 saat sarhoş kocası Duman Haydar'dır. Ahah aklımda kalan bir sahne; Sabayat (Perran Kutman) doğum yapmaktadır. Erkekler kapının önünde beklemekteler. Sonra ansızın Sevim (A.Gruda) kapıy kucağında bir kedi olduğu halde açıp "müjde müjde kızın oldu" der. Duman Haydar, kediye bakıp "tıpkı babası" der tüm umarsızlığı ile. Harika, çok komik bir sahnedir.

Davaro ( 1981 ) : İki kanlı Sülo (Ş.Şen) ve Memo’nun (K.Sunal) komik hikayesi. Memo, Sülo’yu öldürmüş gibi yapar, e tabi onu bir de gömmek gerekir, mezara Sülo hava alsın diye hortum taktıkları sahne en eğlencelilerinden biridir.



Çiçek Abbas ( 1982 ): Muavini Abbas’ı (İ.Salman) ezen, üçkağıtçı Şakir rolündedir. Turuncu renkli iğrenç bir montla amma da forslanır. Her sahnesi güzel... Kardeşinim artık Şakirrrr :)

Şekerpare (1983 ): Üçkağıtçı, düzenbaz, işe yaramaz adamın teki. Yahudi kılığına girdiği sahnede Hurşit’e (Şevket Altuğ) kendisini böyle tarif ediyor Ziver Bey. O da ne diyor “Tamam tanıyor Ziver’i !”.


Şalvar Davası ( 1983 ) : Köy ağasını oynadığı bu filmdeki rol arkadaşı Müjde Ar ’dır. Filmden aklımda kalan en güzel sahne , kocalarına posta koyan kadınların gece eşleri onlara yanaşmak istediğinde ipi çekerek zil çalmaları ve birbirlerini uyardıkları sahnedir. En sevdiğim Şener Şen filmlerinden.

Namuslu ( 1984 ) : Namussuz namuslu Ali Rıza Bey. Artık bu filmiyle hem güldürüp hem düşündürebildiğini, içine kapanık bir adamı ne kadar şahane canlandırabildiğinin sinyallerini görüyoruz.

Aşık Oldum ( 1985 ) : Evi var, arabası var, harika bir işi ve güzel bir karısı… Hepsi var ama o macera arıyor. Orta yaşlardaki bir erkeğin çapkınlık macerasının anlatıldığı süper komik film. Buradaki rolünün de adı Şakir. Film aynı zamanda Women İn Red'in yerli versiyonu.

Züğürt Ağa ( 1985 ) : Zamana ayak uyduramayan, Haraptar köyünün ağası rolünde. Sonunda o çok değer verdiği çizmelerini de elden çıkarmak ve sokaklarda “domatess” diye dolanmak zorunda kalır. Yıllar sonra Beyaz Show'da yine "domatess" diyerek gönlümüzü fethetti Şener ağbi.

Çıplak Vatandaş ( 1985 ) : Ailesinin geçimini sağlamak için bir sürü ek iş yapan ama yetiremeyince akıl sağlığı bozulan İbrahim rolündedir. Filmin afişi de unutulmazdır, koltukta oturan çıplak Şener Şen.

Muhsin Bey ( 1986 ) : Urfalı Ali Nazik’i meşhur etmeye çalışan eski organizatör Muhsin Bey.

Milyarder ( 1986 ): İstasyon şefi Mesudiyeli Mesut’un trajikomik hikayesi. Mutlu olmayı çok mu görmüşlerdir ona, küçük bir dünyası vardır, bozulmasın diye çok uğraş verir. En iyi oyunculuklarından birini sergiler bu filmde.

Değirmen ( 1986 ): Reşat Nuri Güntekin’in hikayesinden uyarlanan bu filmde Kaymakam Hilmi’yi oynar. Oturak aleminde yediği foyalar ortaya çıkacak diye yaşadığı tedirginlik muhteşem.

Selamsız Bandosu ( 1987 ) : Filmin en önemli iki rolü; Belediye başkanı Latif Şahin, bando şefi Murat. Şahsen ben hiç düşünmemiştim ama bando şefini Şener Şen oynasa idi ne olurdu, değil mi?

Arabesk ( 1988 )

Zengin Mutfağı ( 1988 ) Daha evvelce tiyatroda da aynı oyunu oynayan Şen bu filmde her zamanki gibi muhteşem. Küçük dünyasında yaptığı işle mutlu mesut eski pehlivan Lütfü Usta'nın hayatı zengin ev sahiplerinin bir gün evi ansızın terketmesi ile değişir. Hayat sadece o mutfaktan ibaret değildir ama biz seyirciler hayata bu mutfaktan bakarız.

90’lı yıllardayız:

Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni ( 1990 ): Filmin sonunda hüsrana uğrayan , intihar etmeye yeltenen onu da başaramayan yönetmen Haşmet Asilkan rolündedir.

Gölge Oyunu ( 1992 )

Amerikalı ( 1993 ) : Şeref The Turk rolünde. Ben bu filmi sevmiyorum ya.

Eşkiya ( 1996 ) : Turgul- Şen ortaklığının ürünü güzel film. Eşkiya Baran, dağlarda yol kesip adam öldürse de sevmeyi bilmiştir. Beni ağlatan filmlerdendir bu.

Gönül Yarası (2004) : Yüreğe dokunan bir film. Filmde Şen'in öğretmenlik yaptığı yıllardan kalma gerçek fotoğrafları da kullanılmış.

Kabadayı (2007) : Turgul ve Şen'in seyirci ile buluşan en son çalışmaları. Diğer Şener Şen filmleri yanında beni çok etkilemedi. Aklımda koca filmden Kenan İmirzalıoğlu'nun sahici kötülüğü kaldı o kadar.

Bir TV dizisi olan İkinci Bahar'ı da saymalıyım. İzlediğim en güzel dizilerden biriydi.

Bu kadar güzel film, bu kadar unutulmaz , resmen hafızalara kazınmış sahneler, replikler ile tanıdığımız Şener Şen’in topu topu iki ödülü vardır akademik anlamda. 15. Antalya Altın Portakal Film Festivalinde Çöpçüler Kralı filmindeki rolüyle en iyi yardımcı erkek oyuncu, 24. Antalya Altın Portakal Film Festivalinde Muhsin Bey filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu ödülü. Halkın jürisine göre eminim ki Şener Şen hepimizin kalbinde yer ediyordur , ona seyircisi yeter.

Gelelim en’lere:

En çok çalıştığı yönetmenler Ertem Eğilmez ( 11 ), Kartal Tibet ( 7 ), Yavuz Turgul ( 5 ), Atıf Yılmaz ( 5 ) Başar Sabuncu (2 ), Nesli Çölgeçen ( 2 ).

Filmlerinde en çok “ Şakir” adıyla karşımıza çıkmıştır.

En çok üçkağıtçı kurnaz ( 6 ), Hababam serilerini de katarsak beden eğitimi öğretmeni ( 4 ), ağa ( 3 ), zabıta ( 2 ), Gırgıriye serilerinde sarhoş ( 2 ) rolleriyle karşımıza çıkmıştır.

En çok Ayşen Gruda ile çift halinde oynamıştır.

Daha çok filmlerini seyretmek dileğiyle selam olsun Şener Şen’e !

25 Ocak 2008

- Alıntı-

Anılarım.net'in forum sitesinde Yerli Versiyonu Çekilen Yabancı Filmlere dair hoş bir derleme yapmış Okan Baykal arkadaşımız. Kendisinin de iznini alarak yazısını bloga taşıyorum ki Nostaljik Türk Sineması blogunda olması gereken bir yazıydı... İlginç ve eğlenceli ayrıntılarla dolu bu yazı için ellerine sağlık Okan... Hadi bakalım yelkenler fora, iyi eğlenceler...

YERLİ VERSİYONU ÇEKİLEN YABANCI FİLMLER

Yeşilçam 60 ların sonu,70 ler döneminde her türlü Hollywood filmine, çizgi romanlara el atmış. Kült filmler konusunda ise yabancı sinema eleştirmenlerini kalp krizinin eşiğine getirmiş :))
Çekilen filmler o kadar düşük bütçeli ki, ben hep izleyenlerden çok oyuncuların keyif aldığını düşünmüşümdür. Bazıları çok sıkıcı olsa da öyle sahneler var ki aklıma geldikçe gülerim. Herşeye rağmen ellerine sağlık....



Exorcist (Şeytan)
İlki, 1973 yılında gösterime girmiş ve tüm dünyada büyük ses getirmişti. Oscar ödülü alan filmin bu başarısını gören yerli yapımcılar, filmin yerli versiyonunu çekmişti. Yapımcılığını Hulki Saner'in üstlendiği filmin yönetmeni Metin Erksan, oyuncuları ise Cihan Ünal, Canan Perver, Meral Taygun ve Agah Hün olmuştu. Türk Sineması'nın ilk korku örneği olan yerli Şeytan, o yıllar Türk izleyicilerini çok ürkütmüştü. Ancak Amerikalılar şimdi bu filmi neredeyse komedi filmi niyetine izliyor. Filmin Türk versiyonunda küçük bir kızın içine şeytan giriyor ve imam filmin sonunda kıza zemzem suyu serperek içinden şeytanı çıkarıyordu. Komik bulunan sahnelerden bir diğeri de, içine şeytan giren kızın yatağının kendi kendine havalanması ve kızın bu sahnede yatakta zıplaması...
Badi (E.T )
Zafer Par'ın yönettiği Badi'nin künyesinde belki de kimilerinin böylesi bir filmde görmeyi tahmin edemeyeceği isimler var. Sinemamızın medar-ı iftiharı Yol'un yönetmeni Şerif Gören, Badi'nin yapımcısı. Daha sonra Herşeye Rağmen'le başlayan saygın bir yönetmenlik kariyerine sahip olacak Orhan Oğuz ise görüntü yönetmeni. Aah Belinda gibi filmlerin senaryoları ile takdir kazanan ve sonra ayrıca Usta Beni Öldürsene gibi filmlerle yönetmenlik koltuğuna oturacak olan Barış Pirhasan ise senaristi (ve de filmde küçük bir rolde görünüyormuş).Filmin müzikleri ise Yeni Türkü imzalı
O kadar komik sahneleri var ki, değme komedilere taş çıkartır. 1983 yapımı
bu filmde esas cocuk badinin elini öper ayrılırken, badi ile öyle samimidir ki ona naapıyon lan badi şeklinde hitab eder.




Dünyayı Kurtaran Adam1 (Amerikalılara göre Turkısh Starwars)



Üç Dev Adam(Captain America,Spıder Man,Santo)




1973 yılında, 3 Dev Adam çekilir istanbul’da. 1966’daki, Cevat Okçugil’in çevirdiği ve kopyalarının bulunamadığı Örümcek Adam'dan sonra, yine örümcek adam(lar) var piyasada. Polise yardıma da Yüzbaşı Amerika ile güreşçi Santo geliyor. Türkiye’de tarihi eser kaçakçılığı yapan Örümcek Adam, eserlerimizi kurtaran ise Yüzbaşı Amerika .Özellikle açılış sahnesi dikkat çekici. Aynı dönemdeki Amerikan askeri yardımının hızından mıdır bilinmez, Yüzbaşı Amerika'yı kankamız, Örümcek Adamı da kötü adam yapmışız.

Zagor
1970'de ilk Zagor, Cihangir Gaffari ile canlandırılır. Bu Zagor'un dünya sinemasında ilk görünüşü olmuştur. Bir yıl sonra Nişan Hançeryan, Levent Çakır'ı Zagor yapar. Kara Korsan'ın Hazineleri ve Kara Bela... Bu iki filmde Zagor çizgi romandan aynen sinemaya aktarılmıştır. Yanında Çiko'su ve Kazma Kürek Bill'i olduğu halde maceradan maceraya atılır. Üstelik kötü imkanlarla, oyuncuların kişisel gayretleri ile. Bir sahnede Levent Çakır 15 metre yükseklikte bir kuleden akrobatik hareketlerle aşağı atlar. Bu filmlerle ilgili enteresan bir not da şu: Zagor nedense AHYAAK yerine YİHHUU diye bağırmaktadır. (Bu filmlerde mutlaka karakterin orijinal bir özelliği ile oynuyorlar, Yeşilçam geleneği herhalde. Belki de yayıncının telif hakkı istemesi korkusundandır.)
Swing, ilk ve tek olarak Yeşilçam'da sinemaya uyarlanmıştır. Filmde Salih Güney, Swing'i, Ali Şen, Mister Blöf'ü, Süleyman Turan , Gamlı Baykuş'u, Gülgün Erdem ise Betty'i canlandırmaktadır. Swing'in bu macerası çizgi romanından aynen sinemaya aktarılmıştır. Puik bile eksik değildir.

Dünya sinemasında ilk kez Türkiye'de beyaz perdeye aktarılmıştır. 1967 yılında Öztürk Serengil'in başrolünü oynadığı filmde Serengil gördüğü bir rüyada kendini Red Kit sanır ve vahşi batıda macera peşinde koşar. 1971 yılında bu kez İzzet Günay Red Kit olur ve Dalton Kardeşleri kovalar. 1974 yılında ise son Red Kit Aram Gülyüz'ün yönetiminde Sadri Alışık olur. (Red Kit Atını Seven Kovboy)

Yeşilçam'da aynı döneme denk gelen iki ayrı Kızılmaske filmi vardır. Biri 1968 yapımı Tolgay Ziyal'ın yazıp yönettiği Kızıl Maske'dir. Bu filmde Fantom, çizgi romandaki özelliklerine nispeten sadık kalınarak sinemaya aktarılmıştır. Çetin İnanç'ın aynı yıl vizyona giren Kızıl Maske'si ise biraz daha farklıdır. Fantom daha bir Türk'tür. Artık macera peşinde koşamayacak kadar yaşlanan babasının elini öperek göreve başlar, filmde yerel şiveler kullanılarak komiklikler üretilir. Üstelik kostümü de orijinali gibi değildir. (Kıyafetin göğsünde bir "S" var. Zaten aşağı yukarı bütün kostümlerde bir S harfi veya yarasa işareti mevcut. Hatta bazısında ikisi birden bulunuyor. ) Filmde başka ilginçlikler de var: Sinema tarihinin ilk ve son zenci Fu Manchu'su gibi. Kızıl Maske, Levent Çakır'ın oyunu ile 1971'de tekrar beyaz perdede boy göstermiştir.

Zorro

Tamer Yiğit
, Kamçılı Süvari Zorro, Reha Yurdakul kötü adam Albay Don Carlos ve Nebahat Çehre de Vali'nin güzel kızı Maria'dır. Aksiyonsa aksiyon, serüvense serüvendir. Yerli Zorro, at diye altında kaybolan bir sütçü beygirine binse de, vurulan kötü adamlar güvercin misali havada birkaç takla atmadan ölmese de, zaman zaman "tehlikeler zararsızdır" gibi vecizeler döktürülse de, birbuçuk saate yakın bir süper kahramanın her durumda eğlenceli hikayesini izleriz. Yerli Zorro, "Savulun köpekler" diye nara atıp halktan güzel kızları kötü adamlardan izleyenleri bezdirecek kereler üstüste, tecavüz edecekleri sırada ortaya çıkıp kurtarır. Her ne kadar mantık bu tür filmlerde sıkıcı bir şey olsa da, Meksika kültüründe "Arap Dadı"ların varlığı insanın içine kuşku düşürmektedir.

Altar (Conan)

Altar kendine örnek olarak Conan filmlerini seçiyor. Filmin öyküsü çok eski çağlarda belirsiz bir ülkede (bir iki kez Urartu adı geçiyorsa da bağlantı yoktur) geçer. Ülkeyi zalim Zodiak (Eşref Kolçak) yönetmektedir. Zodiak, ateşin sahibidir ve ateşi izinsiz kullananı ölümle cezalandırır. Zodiak’a karşı Utah (Sait Seyit) çıkar, gökten düşen bir taştan görkemli bir kılıç yapar ve granit bir kayaya saplar (Excalibur burada bir kez daha karşımıza çıkıyor.) Oğlu Altar (Cevat Pars) büyüyünce bu kılıçla ülkeyi kurtaracaktır. Utah, kendini yakarak öldürür, Altar (Sait Seyit) büyür ve azman bir savaşcı olur, Esir tüccarı Osep’in (Kazım Kartal) eline düşer. Altar her gün dövüşür, her gece de sevişir.

Günün birinde Osep’ten kurtulur Altar, babasının da tanıdığı kraliçe Nino (Çeçilya Daymaz) ile karşılaşır, ona zorla sahip olur. Nino, Altar’ı hançeriyle yaralar, ama sonra bir mağarada “Voodo” büyülerini kullanarak tedavi eder.

Nino, öldürülen Zodiak’ın deli oğlu Hunka’nın (Nuri Alço) sarayına gelir, esir düşer. Altar tek başına Hunka’nın askerlerini dağıtır, babasının kılıcını granit kayadan çekip alır ve Hunka’nın sarayını basar. Altar Nino’yu kurtarır, Hunka’yı öldürür ve yeni maceralara doğru yol alır. Altar’da düzgün görüntüler, kimi özenerek hazırlanmış maskeler ve miğferler yer alır; ancak Conan’dan çokca esinlenen film dağınık bir senaryo, ağdalı diyaloglar, abartılı bir oyunculuk sayesinde inanılmaz derecede “Kitsch” olmaktan öteye gidemez, kaldırılması zor olan kılıcı ve az giyinik kızlarıyla.



Bir kaç tane de yakın tarihli;
West Side Story-Yasak Sokaklar, Emrah
Tootsi - Şabaniye
Women in Red - Aşık Oldum (Şener Şen)
Lambada - Yaşat Alptekin'li Yerli Lambada
Coctail -Sensiz Olmaz, Emrah

Şimdi Haberler :)

Ali MuratGüven abiden mesaj geldi ve ben çok mutlu oldum :) Ekşi Sözlükte adının altına yorum yazan bu çılgın kim olabilir diye araştırınca :))... kendini benim blogda bulmuş . Dediğine göre blogumdan haberdarmış ve takip ediyormuş ama ekşideki yorum sahibinin ben olduğumu keşfetmesi bir tesadüf olmuş :) Güzel ve yüreklendirici sözleri için ayrıca teşekkürler. İşine saygısı ve sevgisini hem kıskanıyor hem takdir ediyorum...

Türk sineması Ali Murat abinin de vazgeçilmez hobilerinden birisi. Ama asıl hobisi , içinde "Türkiye" geçen yabancı filmleri bulmak. Eğer düşündüklerini yapabilirse ve gerekli yerlerden yeteri desteği alabilirse İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olacağı 2010 yılında sinemaseverlerle paylaşacağı büyük bir sergi açacak kısmetse. Daha evvel konuyla ilgili kendisiyle yapılmış röportaj için şuracığa tıklayın arkadaşlar ( acaip hoş bir afiş var :))

Çalışmasının, İstanbul'da geçen Rusya'dan Sevgilerle filminin lokum tadındaki yazı ve görsellerini örnekleyerek yazıma son veriyorum. Heyecanla ve iştahla bekliyorum bu çalışmayı, selamlar sevgiler...

24 Ocak 2008

Haftanın Nostaljik Fotoğrafı


HAVUZ PROBLEMİ

Efendiiim... Vallahi Cüneyit abimizi çok sevdiğimden; yine onun bir fotosunu seçtim sizler için. Fotoğrafta görüldüğü üzere bir havuzun içindeler Cüneyit abimiz ve rahmetli Yadigâr Ejder... Havuza su doluyor. Soru şu : Bu havuza su dolduğunda , havuz başında endişe ile bekleyen sarışın cıbıl ablamız suya atlayacak mı atlamayacak mı? Ehuee...

filmin adını çıkaramadım... fikri olan varsa buyursun... tahminim yetmişlerin sonundan bir film olduğu.
Çilek edit: İşin ehlinden bilgi geldi arkadaşlar :) Film 1980 yapımı SARIŞIN TEHLİKE filmi imiş. Sarışın hatun da Christine Haydar... Aslında onun olduğunu tahmin etmiştim ama emin olmayınca yazmayayım dedim. Christine Haydar bacımızla ilgili de detaylar var ama nostaljik fotomuzu bozmayalım şimdilik. Teşekkürler Ali Murat Güven :)

19 Ocak 2008

Ee O Zaman Komediyi Yavuz Turgul Yazsın :)


Dün gece Beyaz Show'a konuk oldu sevgili Şener Şen... Özlemişim. Saçlar uzamış, sakal bıyık gitmiş... Badi Ekrem yaşlanmış gibi düşünün. Özlemişim o muzip fadeyi. Çok keyifli bir programdı.

Şu an blogda devam eden bir anketimiz var : Şener Şen ne yapsın ? diye soruyoruz. Haddimize düştüğünden değil elbette, sade bir seyirci olarak dileğimizi dillendiriyoruz aslında. Yaklaşık iki hafta oldu anketi açalı ve şu ana kadar ankete katılanlar en çok "Komedi oynasın" seçeneğini seçmişler. Beyaz Show'da da sordular Şen'e "Komedi oynamayacak mısınız?" diye. Şen dedi ki özetle ; Benim için senaryo önemli. Sadece Yavuz Turgul'un senaryolarını kabul edip oynuyorum diye bişey yok. Çok senaryo inceleyip tarıyorum ama bana uygun adam gibi bir senaryo gelmiyor. Yavuz'unkiler bana uygun oluyor o yüzden onlarda oynuyorum. İyi bir komedi senaryosu gelirse onda da oynarım ama şu an için öyle bir durum yok.

Buradan Yavuz Turgul'a sesleniyorum... Yavuz Abi lütfeeennn.... O güzel kaleminden bir komedi senaryosu çıksın yaaaa.... Mesela bu sefer eski bir kumarbazı, gazino patronunu oynasın :)) Eski :))