03 Temmuz 2009 Cuma

Kemal Sunal'ı Özledim


Çocukluğumdan beri sevdiğim, bütün filmlerini ezbere bildiğim , bugün de filmlerini keyifle izlediğim Kemal Sunal, aramızdan ayrılalı dokuz yıl olmuş.

Kemal Sunal benim hayatıma ben daha 7-8 yaşlarındayken girdi. O yaşımda hayrandım ona, o yaşımda çokça filmini seyretme imkânı buldum, o yaşımda babama video alırken "inek şaban filmi al baba noluuur" diyerek baskı kurdum; hoş kurmama gerek yoktu çünkü biz ailecek Kemal Sunal'ı çok severdik. Babamın da annemin de filmlerini izlerken kahkalarla güldüklerini hatırlarım. Gündelik hayatımda bile onun repliklerini kullanırdım, hatta piyano tuşlarında amatörce ilk çalmayı öğrendiğim şarkı ŞARK BÜLBÜLÜ filminde seslendirdiği "Maden dağı dumanlıdır" türküsü olmuştu. Bu türküyü Sunal söylüyor ve ben de çalabiliyorum diye çok sevinmiştim, önemli bir olaydı benim için.

Çocukluğumda beni çok etkileyen , kişiliğime sayelerinde farklı özellikler kattığım ; ki ben onları hep taklit ederdim; sinema oyuncuları arasında Kemal Sunal'ı rahatlıkla en başlarda sayabilirim. Komediyi, gülmeyi, espri yapmayı onların sayesinde sevdim ben.

Bazen çocuklarımın, benim için çok önemli karakterler olan bu insanları tanıyamayacaklarına çok üzülürdüm. Barış Manço giderken, ilk oğluma hamileydim. Bugün her iki oğlum da Barış Manço kim biliyorlar, şarkılarını dinliyorlar, Manço'yu seviyorlar. Kemal Sunal da aynen öyle, bizim evimizde bilinir, sevilir. Sunal'ın filmlerini bugün çocuklarımla birlikte izlerken, benim onu tanıdığım yaşlarda olan oğullarımın yüzlerindeki mutlu ifadeyi görmek beni hemen kendi çocukluğuma götürür, çok mutlu olurum.

Bir laf vardır ya hani, sen beni güldürdün Allah da seni güldürsün denir. Kemal Sunal, seni beni , annemi, babamı, kardeşimi, eşimi, çocuklarımı mutlu ettin, güldürdün, senin de geride kalan sevdiklerin gülsün mutlu olsunlar, sen de yattığın yerde inşallah mutlu rahat ol.

30 Haziran 2009 Salı

Gidenlerden



Haziran ayında aramızdan ayrılan iki ünlü sanatçı ; Hüseyin Baradan ve Turgut Özatay...

25 Haziran 2002'de sonsuzluğa adım attığında 75 yaşında olan Turgut Özatay'ın ilk dönem filmlerinde jön olarak rol aldığını, yemyeşil gözlere sahip olduğunu sanırım meraklısı dışında çok az bilen vardır. Nette bulduğum bir kaynakta Türk sinemasında en çok film çeviren 3.kişi olarak bilindiği yazıyordu, doğruluğunu bilmemekle beraber paylaşayım istedim, zira doğru olma olasılığı kayıtlı 488 filmiyle oldukça yüksek.




Yine Özatay gibi İzmir'li bir diğer sanatçı Hüseyin Baradan , 30 Haziran 2004'te hayata veda ettiğinde 72 yaşındaydı. Aslen foto muhabiri olan Baradan, Türk sinemasında kendi adını taşıyan bir filme sahip tek sanatçı; Hüseyin Baradan Çekilin Aradan (1965). Sanatçının "Bu Gözler Neler Gördü" adındaki anı kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Ağırlıklı olarak kötü adam rolleri ile tanıdığımız her iki aktörün ruhu şâd olsun inşallah.

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Acil Şifalar Cüneyt Abi...


Türk sinemasının 72 yaşındaki koca kurdu, Adını Unutan Adamı Cüneyt Arkın boyun sinirlerinin sıkışması sonucu felç geçirdi. Hürriyet gazetesinin haberinde ; Geçmişte oynadığı filmlerde aldığı darbelerin acısının şimdi çıktığına inanan Arkın'ın , fizik tedavi sürecinden sonra evine dönebileceği belirtilmiş.
Allah'tan kendisine acil şifalar diliyorum. Cüneyit abiyi hasta yatağında değil, çok sevdiği atların üstünde görmeyi isterim .
Aslansın sen Cüneyt abi...

Not: Cüneyt Arkın, hastaneden taburcu oldu. Arkın taburcu olurken; Medyada yer aldığı şekli ile felç geçirmediğini, çıkan haberlere de "şerefsizim üzülmedim, o kadar iyiyim ki yarın koşuya çıkmayı düşünüyorum" dedi.

Cüneyit abimizin sağlıklı olmasına çok sevindim, koca kurdumuz bizim o. Aslan aslan :)

21 Mayıs 2009 Perşembe

Sahte Kabadayı

Pist... gel gel... Canın çok sıkılıyor dimi ? Bunaldın, yoruldun, gündem baydı... Biraz soluklanmaya ihtiyacın var ve şöyle 1-2 saatliğine kafanı hiçbirşeye yormak istemiyorsun biliyorum. Adım atsan para, o da malûm. O zaman ne yap et, bu filmi bul izle çekirge :)

Kemal Sunal'ın sinemaya adım attığı ilk zamanlarda yoğunlukla rol aldığı ARZU FİLM yapımlarının yerini 70 lerin ortalarından itibaren Natuk Baytan filmleri alıyor. Sahte Kabadayı da bu filmlerden biri.

Sahip olmadığı özellikleri varmış gibi gösterilen, acemi şansı ile bütün rakiplerini alt eden mecburiyetten kabadayı Kemal'in hikâyesi bu.

1976 yapımı filmin senaryosu Sunal'ın sonrasında rol aldığı Sakar Şakir ('77), Meraklı Köfteci ('76), Avanak Apti ('78) filmlerinin senaristi olan Suavi Sualp kaleme almış.

Mafya babası Şükrü'nün ölümü ile geride bir sürü mal mülk ve yanısıra bol bol haraç toplanacak ağız sulandırıcı bir mıntıka kalır. Şükrü'nün avukatı ne yapar eder mafya babasının kendi halinde bir pişmaniyeci olan oğlu Kemal'i bulur; amacı Kemal'in babasının yerini alması ve Şükrü'den kalan saltanatın devamını sağlamasıdır. Vefakat Kemal'in bırakın mafyala, babalıkla bile uzaktan yakından alâkası yoktur. Buna rağmen kendine dikte ettirilen yeni hayatına uyum sağlamakta çok da zorlanmaz.

Karşılaştığı diğer mafya babalarını tesadüfler sonucu madara etmeyi başarır; nasır sahibi dikiş tutmaz Sabri'nin yanlışlıkla nasırına basar, Sabri acıdan kıvranarak bayılır, dokunmaktan huylanan mafya babası Sadi'yi gıdıklayarak alt eder, kendisine ikram edilen bombalı puro rakibinde patlar vs.

Mafya ile dalga geçen filmde insanı koltuğundan düşürecek şiddette komik replikler bolca mevcut.

Bir sahnede , aklı çok basmayan pişmaniyeci Kemal, babasının konuşan papağanı ile karşılaşır. Hayatında konuşan kuş görmemiştir, papağan ona öyle beylik cevaplar verir ki sonunda Kemal:
- Afedersin abi ben seni kuş sanmıştım, der.
Avukat, papağana konuşmayı rahmetli babasının öğrettiğini söyleyince Kemal:
- Hıı... babam da mı kuştu, diye sorar.

Gazinodaki kağıt yeme ve para sahnesini mutlaka hatırlarsınız. Gazino şarkıcısı (Suna Selen) "para para para" şarkısını söylemektedir, Kemal sonunda dayanamaz "Yahu şu garıya para verin de sussun" diye tepki verir.



Yine gazinoda şef garson, Kemal'e hürmetlerini belirtmekiçin elini öper, o sırada garsonun alnına numara yapışır :

Kemal: Ne ulan bu numara?
Garson: Aman abicim sen numara yer misin?
- Ben yemem sen yer misin?
- Senin icin her turlu numarayi yerim abi.
- Ye ulan o zaman su numarayi!

(Garson uzerinde numara yazan kagidi yer)

- Yedim Kemal abi.
(O sırada hediye edilmek uzere bir silah gelir masaya)
- Kemal abi, dikis tutmaz Sabri'yi madara ettigin icin bu dokuzlugu kabul et.
- Onsekizligi yok muydu lan bunun?
- Bu sana daha cok yakisir abi.

Filmle ilgili fotoğraf ararken Kemal sunal fan sitesine de denk geldim, filmlerinden bol bol fotoğraf olan bu siteye bakmanızı öneririm.

Notcuk: Son repliği ekşi sözlük'ten cp yaptım.

15 Mayıs 2009 Cuma

Gidenlerden...

Havalar artık iyice ısındı. Yaza merhaba demenin eşiğindeyiz artık. Uzun bir kış, uzun haneli doğalgaz faturaları , yağmur, çamur, kalın paltolar, nem kokusu sinmiş giysilerle metrobüste sıkışık seyahatler hepsi geride kaldı. Şimdi ter kokusunun vaktidir!

Demem o ki, gün geçti devran döndü, dönüyor. Birileri geliyor, birileri gidiyor. Mayıs ayı, Türk sinemasının iki önemli karakter oyuncusunun sonsuzluğa adım attıkları bir ay.

(03.08.1918 - 10.05.1975)


Bundan 34 yıl evvel, Yeşilçam filmlerinin sevimli aşcısı, bahçıvanı, kahvecisi, şoförü ve ille de iyi rolde görüp sevdiğimiz, soyadıyla müsemma şahsiyeti Necdet Tosun , Almanya'da geçirdiği trafik kazası sonucu henüz 57 yaşındayken aramızdan ayrıldı. Nostaljik Türk Sineması denince akla ilk gelen isimlerden olan Necdet Tosun insanın aklına düşünce imkân yok ki o düşüncenin yanına hüzün, gam, keder ve herhangi kötü bir şey eklensin. Adını okur okumaz yüzünüzde bir gülümseme oluştuğuna adım kadar eminim. Bizi hüzünlendiren sadece, filmleriyle bize neşe katan, henüz duygularımızın körelmediği o dönemlerde, daha içimiz çocukken sevdiğimiz bu adamın adının gidenler hanesine yazılmış olması. İnsan hep iyiyi özlemez mi zaten.

(23.01.1930- 15.05.1991)


Bir diğer giden ise, sinemamıza oyuncu, yapımcı, senaryo yazarı ve yönetmen olarak emek vermiş olan İhsan Yüce. Bir süre muhasebecilik yaparak iş hayatına atılan Yüce, önceleri tiyatro ile ilgilenmiş, tiyatro kurmuş, oyunlar sahnelemiş ki ben de yeni öğrendim. Sinemaya geçişi ise altmışların başında Altın Yumruk filmi ile olmuş. Benim video filmleri ile geçen çocukluğumun unutulmaz karakterlerinden biridir Yüce, çünkü eksik dişleri, neredeyse ağzına giren bıyıkları çok ilgimi çekmişti. Böyle bir kimseyi nasıl artist yapıyorlar diye düşündüğümde daha 7-8 yaşlarında olmalıyım.

Gözümü kapadığımda Yüce'nin kızını diri diri toprağa gömdüğü acımasız bir babayı oynadığı rolü de hatırlıyorum, televizyon tamir ederken kendi kendine konuşan deli tamirci rolünü de hatırlıyorum, Adile Naşit'e talip olan sarhoş adam halini de hatırlıyorum, elinde kese kağıdı ile çıkıp gelmişti :)) Velhasıl-ı kelam tüm karakterleri gözümün önünde. Tek bir role saplanıp kalmamış bu yetenekli adam 18 yıl önce bugün vefat ettiğinde geride biri yardımcı erkek oyuncu (İşte Hayat) diğeri en iyi erkek oyuncu (Derya Gülü) olmak üzere iki ödül ve hâlâ hatıramda kanlı canlı olan onlarca karakter bıraktı.

Saygıyla ve özlemle anıyorum.