Emel Sayın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Emel Sayın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2008

Rüzgâr

Yönetmenliğini Cüneyt Arkın'ın yaptığı , senaryosu Safa Önal imzalı bir film Rüzgâr. 1980 yapımı renkli filmin başrol oyuncuları Cüneyit abimizle Emel Sayın.

Gerek filmdeki şarkıları gerek replikleri şahane bu filme her rastladığımda ilgiyle izlerim.

Zamanında iyilik yaptığı bir adamın onu oyuna getirip hapse attırmasıyla intikam yemini eden kabadayı Davut'un öyküsüne şahit oluruz. Davut aradan yıllar geçip hapisten çıktığında ilk işi onun yıllarını çalan Bekir'i (Orhan Alkan) bulmaktır. Bekir aradan geçen yıllarda malına mal katmış, üstelik de memleketin en ünlü şarkıcısı Emel Mayın'la (!) evlenmiştir.

Davut bir kedi, Bekir bir fare... İlk önce kedinin fareyle oynadığı gibi oynayacakır Davut . Sonra piskolojik baskı yapacaktır.

Bir sahnesine biterim; Bekir, Davut'un korkusuna yurt dışına kaçmaya karar verir. Havaalanına vardığında Davut'la karşılaşırlar. İsyan eder :

- Artık yeter... bitsin ! Geceleri kan işiyorum korkumdan.

Davut o kadar vakurdur ki, suratındaki betonumsu ifadeyi bozmadan aynen şöyle der:

- Kes ! Evine dön çabuk !

Ve Bekir tıpış tıpış evine döner.

Filmin ilerleyen bölümlerinde Davut, Bekir'i can evinden vurmak için karısnı dağa kaldırır. ama bilmez ki Bekir o derece kansız herifin tekidir. Oysa ki karısı öncesinde kocasını rahat bıraksın diye Davut'u ziyarete gitmiştir. Orada onu silahla yaralayınca hapse girer, o çok sevdiği kocası onu bir çıtırla aldatarak üstelik de bütün mal varlığını da alarak yurt dışına kaçar.

Filmimiz Davut'un Emel'i dağa kaçırmasıyla sürüyor. Kuş tüyü yataklarda yatmaya alışmış Emel'i dağ başında zorlu günler beklemektedir.

Yukarıda fotoğrafını gördüğünüz sahnenin bir de öyküsü var. Cüneyt Arkın'ın "Adını Unutan Adam" adlı kitabından öğrendiğime göre, Emel'in dağa kaçırılma sahnesinde Emel çok hırpalanmış. Filmin yapımcısı Abdurrahman Keskiner, Emel Sayın'ın filmi yarım bırakabileceğini söyler, bu yüzden onun da gönlünü edecek ek bir sahne yazmasını ister Cüneyt Arkın'dan. Arkın hay hay der . İstek üzerine yazılan bu sahnede , Arkın kapıdan içeri girince Sayın ona elindeki sopa ile saldıracak ve eline yüzüne vuracaktır. Ne de olsa sopa , kartondan yapılma, acıtmayan bir sopadır !

Sahne başlar, Arkın içeri girer. Sayın sopayı sallar. Ama o ne ? Acıtmayan sopa gitmiş yerine sahici sopa gelmiştir. Allah yarattı demeden sallar sopayı ve Cüneyt Arkın ciddi ciddi dayak yer.

Arkın'ın yazdığına göre bu filmden sonra Emel Sayın'la tekrar kamera karşısına geçememişlerdir :))

Emel Sayın'ın filmde seslendiriği şarkılar ; filme adını veren Rüzgâr, Gülünce Gözlerinin İçi Gülüyor...

Çok da güzel şarkıdır ha.

Dağda elinde çamaşır sepeti, ayaklarında çizmeleri ile bir "Gideceğin yere beni de götür, sorana başımın belası dersin" şarkısını söyleyişi var ki evlere şenlik :)

Son bir ayrıntı ; onu da sinematurk'daki yorumlardan birinden öğrendim , filmin sonundaki dövüş sahnesinde çalan müzik Star Wars'ın müziği imiş :))

9 Mart 2008

Nostaljik Yeşilçam Fotoğrafları -5


Yorumcu kimliğinin yanı sıra Emel Sayın'ı sinema oyuncusu olarak da beğeniyorum. Altından kalkılamayacak zor rollerde oynamadı zaten hiç bir zaman. Özellikle komik karakterlerde daha başarılı.

Engin Çağlar ile birlikte oynadığı filmler; Feride, Makber, Süreyya, Çam Sakızı ve Hasret. Yukarıdaki kare Metin Erksan'ın 1972 tarihli Süreyya filmine ait. Sayın 27, Çağlar 32 yaşındalar.

Bir Metin Erksan filmi dahi olsa, Sevmek Zamanı'nı seyretmiş biri olarak bu filmi tekrar izlemek gibi bir hataya düşmemeyi diliyorum. Geçen hafta yayınlanmıştı. Filmin bir diğer başrol oyuncusu Cüneyt Gökçer, Engin Çağlar'ın babası rolünde. İkisi de baba oğul olduklarını bilmiyorlar. Gözleri kör çiçekçi kız rolündeki Emel Sayın, onu ameliyat ettirip şöhrete kavuşturan babayı mı eş olarak seçecektir yoksa rehberlik yapan oğlunu mu temalı filmimizde kahramanlar bir sürü badireler atlatıyorlar.

Bir çok yönüyle 1965 yapımı Çiçekçi Kız'ı andırıyor.

Ayrıca Emel Sayın'a bu kızılımsı saçlar hiç yakışmıyor yaa... Bu arada geçen akşam iş dönüşü Engin Çağlar'ı gördüm... Hani geçenlerde sinemamızın en uzun boylu aktörlerinden demiştim ya "Hicran Sokağı"ını anlatırken... Geri aldım lafımı... Engin abi böyleyse.... Eee diğerleri nasıl :)