Turgut Özatay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Turgut Özatay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2009

Gidenlerden



Haziran ayında aramızdan ayrılan iki ünlü sanatçı ; Hüseyin Baradan ve Turgut Özatay...

25 Haziran 2002'de sonsuzluğa adım attığında 75 yaşında olan Turgut Özatay'ın ilk dönem filmlerinde jön olarak rol aldığını, yemyeşil gözlere sahip olduğunu sanırım meraklısı dışında çok az bilen vardır. Nette bulduğum bir kaynakta Türk sinemasında en çok film çeviren 3.kişi olarak bilindiği yazıyordu, doğruluğunu bilmemekle beraber paylaşayım istedim, zira doğru olma olasılığı kayıtlı 488 filmiyle oldukça yüksek.




Yine Özatay gibi İzmir'li bir diğer sanatçı Hüseyin Baradan , 30 Haziran 2004'te hayata veda ettiğinde 72 yaşındaydı. Aslen foto muhabiri olan Baradan, Türk sinemasında kendi adını taşıyan bir filme sahip tek sanatçı; Hüseyin Baradan Çekilin Aradan (1965). Sanatçının "Bu Gözler Neler Gördü" adındaki anı kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Ağırlıklı olarak kötü adam rolleri ile tanıdığımız her iki aktörün ruhu şâd olsun inşallah.

30 Mart 2008

Sevdiğim Replikler - 9


Gülücük imi koyarak başlamak hoş olmayacak biliyorum ama bilin ki Çilek şu satırları yazdığı şu dakika az sonra aşağıda okuyacağınız repliğin geçtiği filmi gözünün önüne getiriyor da gülümsüyor :))

Filiz Akın'ın Şehbal, Kartal Tibet'in Mübin ve Önder Somer'in de Selman rolünde oynadığı 1963 yapımı Aşka Tövbe filmi vardır. Filmin son sahnesinde Selman ve Şehbal tren garındalar, az sonra hareket edecek ve kendilerine yeni bir hayat kuracaklardır. Zira nişanlıdırlar. Lâkin Şehbal'in gönlü Mübin'dedir. Selman'ı mecbur kaldığı için kabul etmiştir. Neyse efendim uzatmayalım; tam trene bineceklerken Mübin çıkagelir ve sinemamızın kötü adamı olarak tanıdığımız Önder abimiz bu ulvi aşkın arasına giren kara kedi olmaktan vazgeçer. Mutluluk sizin hakkınız diyerek trenden iner... onun yerine Mübin biner:))) Yahu gülüm abim benim... adamı trene bindirdin iyi de... onun işi ne orada, dimi ama :)

İşte replik olarak alıntılayacağım pasaj da benzer temaya sahip bir son sahne. Filmimizin adı Aşk Bu Değil . 1969 yapımı. Başrollerde Sema Özcan, Murat Soydan ve Turgut Özatay oynuyor. Biraz ön bilgi vermez isem, replik sizin içn pek birşey ifade etmeyecek. O yüzden az daha dişinizi sıkın rica edeceğim :)

Selma ve Nihat birbirini seven iki genç aşıktır. Nihat'ın yasa dışı işleri vardır Selma'ya bahsetmediği. Bir gün iş üstündeyken yakalanır ve hapse girer. Selma'cığa haber veremez tabi. Oysa ki Selmacık karnında Nihat'ın çoçuğunu taşımaktadır. Nihat dönmeyince intihar etmeye karar verir, başarısız olur ama bu arada çocuğunu da kaybeder. Nihat hapiste yata dursun, ünlü gazinocu Orhan, ruh hastalıkları hastanesinin bahçesinde şarkı söyleyen Selma'nın önce sesine sonra ise kendisine bayılır... Sanırım gerisini anladınız. İşte son sahnemizde Selma ve Orhan nikah masasına oturmuşlardır. Nihat çıkagelir ! Ta taaamm...

O ana dek Nihat'ın Selma'dan uzak durması için elinden gelen her türlü çabayı gösteren Orhan, aynı bizim Selman gibi imana gelir, kolundaki tazecik gelini Nihat'a sunarken şöyle der:

- Bu saadet sana ait !

İşte bu :)))

Durun daha bitmedi. Nihat'ı başlarında çete reisi olarak tutmak isteyen iki kötü adamımız da lafa karışırlar:

- Ne anladım şimdi bu işten?
- Patronu (Nihat'ı) kaybettik. Artık onu aramıza kimseler döndüremez !
- Acaba bizim için daha mı hayırlı oldu !?

ahahah... müthiş ya müthiş...