Önder Somer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Önder Somer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2008

Sevdiğim Replikler - 9


Gülücük imi koyarak başlamak hoş olmayacak biliyorum ama bilin ki Çilek şu satırları yazdığı şu dakika az sonra aşağıda okuyacağınız repliğin geçtiği filmi gözünün önüne getiriyor da gülümsüyor :))

Filiz Akın'ın Şehbal, Kartal Tibet'in Mübin ve Önder Somer'in de Selman rolünde oynadığı 1963 yapımı Aşka Tövbe filmi vardır. Filmin son sahnesinde Selman ve Şehbal tren garındalar, az sonra hareket edecek ve kendilerine yeni bir hayat kuracaklardır. Zira nişanlıdırlar. Lâkin Şehbal'in gönlü Mübin'dedir. Selman'ı mecbur kaldığı için kabul etmiştir. Neyse efendim uzatmayalım; tam trene bineceklerken Mübin çıkagelir ve sinemamızın kötü adamı olarak tanıdığımız Önder abimiz bu ulvi aşkın arasına giren kara kedi olmaktan vazgeçer. Mutluluk sizin hakkınız diyerek trenden iner... onun yerine Mübin biner:))) Yahu gülüm abim benim... adamı trene bindirdin iyi de... onun işi ne orada, dimi ama :)

İşte replik olarak alıntılayacağım pasaj da benzer temaya sahip bir son sahne. Filmimizin adı Aşk Bu Değil . 1969 yapımı. Başrollerde Sema Özcan, Murat Soydan ve Turgut Özatay oynuyor. Biraz ön bilgi vermez isem, replik sizin içn pek birşey ifade etmeyecek. O yüzden az daha dişinizi sıkın rica edeceğim :)

Selma ve Nihat birbirini seven iki genç aşıktır. Nihat'ın yasa dışı işleri vardır Selma'ya bahsetmediği. Bir gün iş üstündeyken yakalanır ve hapse girer. Selma'cığa haber veremez tabi. Oysa ki Selmacık karnında Nihat'ın çoçuğunu taşımaktadır. Nihat dönmeyince intihar etmeye karar verir, başarısız olur ama bu arada çocuğunu da kaybeder. Nihat hapiste yata dursun, ünlü gazinocu Orhan, ruh hastalıkları hastanesinin bahçesinde şarkı söyleyen Selma'nın önce sesine sonra ise kendisine bayılır... Sanırım gerisini anladınız. İşte son sahnemizde Selma ve Orhan nikah masasına oturmuşlardır. Nihat çıkagelir ! Ta taaamm...

O ana dek Nihat'ın Selma'dan uzak durması için elinden gelen her türlü çabayı gösteren Orhan, aynı bizim Selman gibi imana gelir, kolundaki tazecik gelini Nihat'a sunarken şöyle der:

- Bu saadet sana ait !

İşte bu :)))

Durun daha bitmedi. Nihat'ı başlarında çete reisi olarak tutmak isteyen iki kötü adamımız da lafa karışırlar:

- Ne anladım şimdi bu işten?
- Patronu (Nihat'ı) kaybettik. Artık onu aramıza kimseler döndüremez !
- Acaba bizim için daha mı hayırlı oldu !?

ahahah... müthiş ya müthiş...

2 Ekim 2007

Önder Somer



7 mart 1937 yılında istanbul'da doğmuş , türk sinemasının yakışıklı ama aynı zaman da kötü adamı olarak bilinen sinema sanatçısı . 16 mayıs 1997 günü geçirdiğ trafik kazası sonucu aramızdan ayrılmıştır.

bir türk sineması aşığı olarak benim de önder somer hakkında düşüncelerim var paylaşmak isterim...


renkli gözlerin, arkaya taranmış muntazam briyantinli saçların, ince bıyıkların, avrupai tipinle türk sinemasının yakışıklı, yakışıklı olduğu kadar da kötü adamıydın sen. hala emin değilim gözlerin mavi miydi, yeşil mi ? insanın yüzü bu kadar temiz, saf, iyiliksever bir ifadeye sahipken nasıl olur da bir kaş kaldırmayla dudağının kenarına haince bir gülümseme yerleştirmeyle , niyeti bozuk kötü bir adama dönüşür ?… dönüşürmüş.

küçüktüm… sen doktor olurdun, yakışıklı subay olurdun, yazar olurdun, kariyer sahibi ama gönlünün sultanını bulamamış adam olurdun, ehli namusa göz diken mazide kalmış ama bunu yedirememiş eski sevgili olurdun, gazoza ilaç atan kötü niyetli züppe olurdun, iyi niyetli de olsan ömercik tarafından sarı çiyan diye nitelenirdin, evin hizmetli tayfası senden hazzetmezdi…

ah ah… ben büyüdüm önder ağabey. bugün canım fena halde seni görmek istiyor, talibi olduğun hanım kızın da sana aşık olduğunu görmek istiyor, filmin esas adamının apışıp kaldığını görmek istiyor. ahahahha diye kötü ve hain kahkahanı duymak istiyor kulaklarım bugün. filmin tadına tat katardın sen, kötü adam diye bilinirdin ama iyi adam rollerinde seyirci seni yadırgamazdı. sana çok haksızlık edildiğini düşünüyorum önder ağabey, sen de muradına ermeliydin, sen de kazanmalıydın. seni komedi filmlerinde de görmek isterdim, ayhan ışık’ı, kartal tibet’i tokatlarken görmek isterdim, kavgayı bir de sen kazan isterdim. ne de çok şey isterdim… senden set anılarını dinlemek isterdim, bak bunu gerçekten isterdim.


400’e yakın filmde görmüşüz seni , 1975’den sonra artık filmlerde oynamamışsın, meğer sen sadece oyuncu değil kapalı çarşı’da esnafmışsın. asıl soyadın “döşer” miş , babanın döşemecilik ve mobilyacılık vasfından ötürü, sen de devam ettirmişsin baba mesleğini. uzun yıllar kapalı çarşı’da dernek başkanlığı yapmışsın. sinemadan yine de kopmamış soder yönetim kurulunda üye olarak görev almışsın. evli barklı çoluk çocuğa da karışmışsın. bunları hiç bilmedik ta ki bir trafik kazasında ölüp de, hürriyet’in arka sayfasında minicik bir fotoğrafın eşliğinde birkaç satırlık haber halinde okuyana dek.


biraz tuhaf, ortamlarda gülmek için anlatılan bir filminden ben de bir alıntı yapıyor, seni saygı ve rahmetle anıyorum. büyürken bana filmlerinle eşlik ettiğin için sana ve tüm sinema emektarlarına tekrar teşekkür ediyorum.


1968 yapımı aşka tövbe filminden ;önder somer ( selman ), filiz akın ( şehbal ), kartal tibet ( mübin )
gönülsüz de olsa şehbal selman’la nişanlanmıştır. ama şehbal hala mübin ‘i sevmektedir. üçlü son sahnede tren garındadır. mübin , aşkını kalbine gömüş, kaderine rıza göstermiş şekilde az sonra trene binecek , ömür boyu birdaha bu diyarlara ayak basmayacaktır. selman, iki aşığın aşkına sonsuz bir saygı göstererek “ hayır, buradan asıl gitmesi gereken benim” der, mübin ‘in gideceği yere o gider. yahu nereye gidiyorsun diye kimse sormaz, aşıklar kavuşmuştur ya artık gerisi boştur.


çilek not: bu yazı benim sözlükte yazdığım ilk uzun artiz yazım :) artist değil artiz ! tarihi de 25.12.2004 müş ...