80 ler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
80 ler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ocak 2009

Ekran Başına - 6


Festival kapsamında olmasından faydalanarak sevgili Muzo kardeşim sayesinde sinema perdesinde sansürsüz şekilde izleme bahtiyarlığına erdiğim Türk filmlerinden biri olan Anayurt Oteli 4 Ocak Pazar günü TRT 2'deki Sinemasal kuşağında izleyici ile buluşacak.

Ömer Kavur'un Yusuf Atılgan'ın aynı adlı romanından uyarladığı Anayurt Oteli'nde Macit Koper,Serra Yılmaz ve Şahika Tekand başroldeoynuyorlar. Diğer rollerde Orhan Çağman, Cengiz Sezici, Kemal İnci, Ülkü Ülker ve Osman Alyanak oynuyor.

Yalnız başına yaşayan , istasyona yakın bir otel işleten Zebercet'in içinde yaşadığı hayal dünyasına, hayallerinin gerçeğe baskın gelişine tanık oluyoruz. Bir gün ansızın çıkagelen gizemli bir kadından çok etkilenen Zebercet, günler boyu o kadını bekler, hayalini kurar.

10 Mayıs 2008

Gülsüm Ana / Fatma Bacı



Yarın Anneler Günü. Bu vesile ile , seyretmekten her defasında zevk aldığım Gülsüm Ana / Fatma Bacı filmlerini paylaşmak istedim sizinle.


Sinemamızın iki çevrimli filmlerinden olan , Fatma Girik'in başrol oynadığı Gülsüm Ana (1982) aslında ikinci versiyon. Fatma Bacı adıyla ilk olarak 1972 'de çevrilen ve Yıldız Kenter'in başrol oynadığı filmin konusunu; eşi gözlerinin önünde kan davasına kurban giden ve geride kalan üç küçük çocuğu ile şehre göçüp yaşam mücadelesi veren cefakâr bir annenin mücadelesi oluşturuyor.


Oyuncu kadrosunu eşleştirerek yazmak daha hoş olur diye düşündüm. On sene arayla bakalım kim kimi oynamış?


Fatma Bacı - Gülsüm Ana
Yıldız Kenter - Fatma Girik - (Fatma /Gülsüm)
Bilal İnci - Hayati Hamzaoğlu - (Kan Davalı)
Şükran Güngör - Tanju Gürsu - (Baba)
Renan Fosforoğlu - Reha Yurdakul - (Büyük Kızın Zengin yaşlı sevgilisi)
Nubar Terziyan - Kadir Savun - (Köyden aile dostu)
Fatma Belgen - Özlem Onursal - (Terzide çalışan büyük kız)
Leyla Kenter - Alev Sayın - (Mimarlık okuyan küçük kız)
Sertan Acar - Günay Girik - (Evin oğlu)
Cemil Can Bıçakçı - Bülent Bilgiç - (Küçük kızın sevgilisi)


72 yapımının yönetmeni Halit Refiğ, senaryo yazarı Safa Önal. 82 yapımında yönetmen koltuğunda bu kez Memduh Ün oturuyor. Senaryo yine Safa Önal'a ait fakat Tanju Gürsu da yardımda bulunmuş. Zaten ikinci çevrimde senaryoda imzası bulunan Gürsu, filmin başında kurşunlara hedef olan baba rolünde çok kısa olarak gözüküyor. Gürsu aynı zamanda filmin yapımcısı.


İki filmin konusu tamamiyle aynı. Sadece bazı isimler değişik. Ben ilk önce Fatma Girik'li olan çevrimi seyretmiştim. Hatta çevrildiği sene veya 83 'de izlemiştim videodan. Çok etkilendiğim filmlerden biri olmuştu. O zaman kadar hep başrolde gördüğüm Tanju Gürsu nasıl olur da daha filmin başında ölür diye düşündüğümü hatırlıyorum. Daha kırk yaşında iken yaşının çok üstünde bir anneyi canlandıran Fatma Girik'e hayran olmuştum.


Filmde üç çocuğu canlandıran oyuncular da tamamiyle rollerine oturmuşlar. Yalnız 82 yapımında evini oğlunu canlandıran (aynı zamanda Fatma Girik'in de kardeşi olan) Günay Girik daha başarılı.


Yaşlı bir adama metres olan büyük kızı Özlem Onursal'ı saçlarından sürüyüp doktor kontrolüne götürdüğü sahne, küçük kızın bir kapıcı kızı olduğunu gizleyip, apartmandaki zengin ailenin kızıymışcasına rol yaptığı , o anda servise gelen annesi ile karşılaştığında onu tanımazlığa geldiği sahne, oğlunun ne yapıp edip silah aldığı ve kanlısını vurmaya gideceği sahne benim en etkilendiğim sahneler olmuştu.


Annelerine yardımcı olmak bir tarafa, büyük kızın içindeki zengin olma, rahat yaşama isteği, küçük kızın okuduğu okulda , dahil olduğu muhitte kapıcı kızı olduğunu gizleme , ailesinden utanma hali, tamircide çalışan oğlanın tek derdinin babasının kanını yerde koymamak olduğu bu aileyi, cefakâr anne bir arada tutmaya çalışmaktadır. Filmin sonunda , oğlunun hayatı sönmesin diye elini kana bulayan annemiz hapse düşüyor. Kendi önceliklerini o saatten sonra rafa kaldıran üç evlat, karşısına dikiliyor ve annelerinin hakkını teslim ediyorlar.


Fatma Girik, anne rolünde ne kadar başarılı ise, Yıldız Kenter'in de yaşından büyük kimseleri canlandırmaktaki ustalığı bilinen bir gerçek. Onun da canlandırdığı Fatma Bacı karakteri o denli güçlü. Lâkin Kenter'in aynı dönemlerde ardı ardına çevirdiği ve anne/abla rolünde olduğu diğer filmlerde de( Anneler ve Kızları,Kızım Ayşe, Ablam) aynı performansı göstermiş kendisi. Belki de sinemadaki ilk filmlerindne biri ola Ağaçlar Ayakta Ölür'den dolayı üzerine yapışıp kalmış bir roldür diyorum şimdi. Genç bir insanı bizim filmlerimizde şakaklarını ve tepedeki saçlarını ağırtarak yaşlandırıyorduk bir zamanlar. İşte örnek; Girik ve Kenter. Bu iki usta, bize genç olduklarına dair en ufacık bir ip ucu veriyorlar mı ? Hayır. Şimdi teknoloji gelişti, sinemamızın imkankanları arttı, dışarıdan özel makyözler getiriyoruz. Adamı / kadını yaşlandırıyoruz. Ama ben izlediğimde orada yaşlı bir insanı göremiyorum. Bilemiyorum benimle aynı fikirde olan var mıdır?



İki filmi yanyana koyunca benim beğenimde ağır basan Fatma Girik'li olan oluyor. Genel olarak bakınca , Fatma Bacı'yı o kadar başarılı bulmuyorum. Daha çok sevmemdeki en önemli etkenlerden biri de filmin müziği. 82 yapımında filmin müziğine imza atan Cahit Berkay. Yani karnını, filmlere müzik yaparak doyuran muhteşem müzisyen.


Ezcümle; izlenesi güzel filmlerimizden biridir Gülsüm Ana.



Not: Şimdilik Fatma Bacı film afişi ile idare edin, akşama Gülsüm Ana afişini de eklerim inşallah.

5 Nisan 2008

Rüzgâr

Yönetmenliğini Cüneyt Arkın'ın yaptığı , senaryosu Safa Önal imzalı bir film Rüzgâr. 1980 yapımı renkli filmin başrol oyuncuları Cüneyit abimizle Emel Sayın.

Gerek filmdeki şarkıları gerek replikleri şahane bu filme her rastladığımda ilgiyle izlerim.

Zamanında iyilik yaptığı bir adamın onu oyuna getirip hapse attırmasıyla intikam yemini eden kabadayı Davut'un öyküsüne şahit oluruz. Davut aradan yıllar geçip hapisten çıktığında ilk işi onun yıllarını çalan Bekir'i (Orhan Alkan) bulmaktır. Bekir aradan geçen yıllarda malına mal katmış, üstelik de memleketin en ünlü şarkıcısı Emel Mayın'la (!) evlenmiştir.

Davut bir kedi, Bekir bir fare... İlk önce kedinin fareyle oynadığı gibi oynayacakır Davut . Sonra piskolojik baskı yapacaktır.

Bir sahnesine biterim; Bekir, Davut'un korkusuna yurt dışına kaçmaya karar verir. Havaalanına vardığında Davut'la karşılaşırlar. İsyan eder :

- Artık yeter... bitsin ! Geceleri kan işiyorum korkumdan.

Davut o kadar vakurdur ki, suratındaki betonumsu ifadeyi bozmadan aynen şöyle der:

- Kes ! Evine dön çabuk !

Ve Bekir tıpış tıpış evine döner.

Filmin ilerleyen bölümlerinde Davut, Bekir'i can evinden vurmak için karısnı dağa kaldırır. ama bilmez ki Bekir o derece kansız herifin tekidir. Oysa ki karısı öncesinde kocasını rahat bıraksın diye Davut'u ziyarete gitmiştir. Orada onu silahla yaralayınca hapse girer, o çok sevdiği kocası onu bir çıtırla aldatarak üstelik de bütün mal varlığını da alarak yurt dışına kaçar.

Filmimiz Davut'un Emel'i dağa kaçırmasıyla sürüyor. Kuş tüyü yataklarda yatmaya alışmış Emel'i dağ başında zorlu günler beklemektedir.

Yukarıda fotoğrafını gördüğünüz sahnenin bir de öyküsü var. Cüneyt Arkın'ın "Adını Unutan Adam" adlı kitabından öğrendiğime göre, Emel'in dağa kaçırılma sahnesinde Emel çok hırpalanmış. Filmin yapımcısı Abdurrahman Keskiner, Emel Sayın'ın filmi yarım bırakabileceğini söyler, bu yüzden onun da gönlünü edecek ek bir sahne yazmasını ister Cüneyt Arkın'dan. Arkın hay hay der . İstek üzerine yazılan bu sahnede , Arkın kapıdan içeri girince Sayın ona elindeki sopa ile saldıracak ve eline yüzüne vuracaktır. Ne de olsa sopa , kartondan yapılma, acıtmayan bir sopadır !

Sahne başlar, Arkın içeri girer. Sayın sopayı sallar. Ama o ne ? Acıtmayan sopa gitmiş yerine sahici sopa gelmiştir. Allah yarattı demeden sallar sopayı ve Cüneyt Arkın ciddi ciddi dayak yer.

Arkın'ın yazdığına göre bu filmden sonra Emel Sayın'la tekrar kamera karşısına geçememişlerdir :))

Emel Sayın'ın filmde seslendiriği şarkılar ; filme adını veren Rüzgâr, Gülünce Gözlerinin İçi Gülüyor...

Çok da güzel şarkıdır ha.

Dağda elinde çamaşır sepeti, ayaklarında çizmeleri ile bir "Gideceğin yere beni de götür, sorana başımın belası dersin" şarkısını söyleyişi var ki evlere şenlik :)

Son bir ayrıntı ; onu da sinematurk'daki yorumlardan birinden öğrendim , filmin sonundaki dövüş sahnesinde çalan müzik Star Wars'ın müziği imiş :))

24 Ocak 2008

Haftanın Nostaljik Fotoğrafı


HAVUZ PROBLEMİ

Efendiiim... Vallahi Cüneyit abimizi çok sevdiğimden; yine onun bir fotosunu seçtim sizler için. Fotoğrafta görüldüğü üzere bir havuzun içindeler Cüneyit abimiz ve rahmetli Yadigâr Ejder... Havuza su doluyor. Soru şu : Bu havuza su dolduğunda , havuz başında endişe ile bekleyen sarışın cıbıl ablamız suya atlayacak mı atlamayacak mı? Ehuee...

filmin adını çıkaramadım... fikri olan varsa buyursun... tahminim yetmişlerin sonundan bir film olduğu.
Çilek edit: İşin ehlinden bilgi geldi arkadaşlar :) Film 1980 yapımı SARIŞIN TEHLİKE filmi imiş. Sarışın hatun da Christine Haydar... Aslında onun olduğunu tahmin etmiştim ama emin olmayınca yazmayayım dedim. Christine Haydar bacımızla ilgili de detaylar var ama nostaljik fotomuzu bozmayalım şimdilik. Teşekkürler Ali Murat Güven :)

21 Aralık 2007

Sevdiğim Replikler - 7


Türk sinemasında gelmiş geçmiş en komik sahnelerden biri bana göre 1981 yapımı Gırgıriye filmindeki Güllü ve Bayram'ın zifaf gecesi sahnesidir. Kaç tekrarda çekildi bilemem ama çekim aşaması bile ekibi yerden yere yatırmıştır eminim. Buyrun bakalım, bayram şekeri niyetine...

- Bayramımm, yum gözünü değişecem
- Aa çekinme, nasıl olsa benimsin artıkın
- Yum gözünü !!!
- Tamam yumdum işte yumdum
- Hah şööle

Bayram gözlerini ellerini ile kapatır ama parmaklarının arasından Güllü'yü izlemektedir.

- Haa.. haa...mıhhhaa ay Güllüm sen ne kadar da güzelmişsin ay canım!
- Aa... Bakma bee, döndür suratını duvara
- Tamam tamam döndürdüm işte. Yalnız beni çok bekletmeyesin haa
- I ıh bekletmem... ne demişler... sabreden derviş
- Sabretmekten gebermiş !
- I ıhh gebermemiş...

Bu sırada Güllü, Bayram'ın onu ayna ile dikizlediğini farkeder

- Dikkiz mi ediyosun ulan eşşolueşek... O aynayı alııır....
- Sokarsın yastığın altına... Aman iyi saçımızı da düzeltmeyelim artıkın !

Bundan sonrasında Güllü, Bayram'ın ter koktuğunu ve gidip yıkanmasını söyler. Bayram istemeye istemeye soğuk suyla yıkanmaya gider. Odaya girip kurulanmaya başlar :

- Üşüdün müü
- Üşümedm donduuum !
- Sen merak etme ben seni şimdi ısıtırım
- Noluur çabuk ısıt
- Gelesin
- Cup !
- Ayy üf bee.. Sakalların diken gibi batar!
- Daha bu sabah sinek kaydı damat traşı oldum.
- Üff fırça gibi uzamış işte, git traş ol da gel
- Sırası mı şimdi yaa
- Çabuk... Yoksa koynuma almam seni

Bayram traş olmaya gider. Oda kapısına gelir dikilir:

- Saatler olsun Bayramım
- Saolasın
- Pek de yakışıklı olmuşsun
- Öyle mi ?
- Öyle yaa
- Eraldee
- Ee karşımda kazık gibi dikilmiş ne durursun?
- Bakşa bir emrin var mı diye beklerim
- Var yaa.. Hemen yanıma gelip koynuma giresin. Artık sabrım kalmamıştır senin olmak isterim. Adiiii
- Yaa... Sıkı dur Güllü geliyorum... Ya Allah... Allah Allah Allah...

hoop yatağa atlar...

:)) Merak eden buradan buyursun
Güllü: Gülşen Bubikoğlu
Bayram: Müjdat Gezen

29 Kasım 2007

Sevdiğim Replikler - 5


Çiçek Abbas...

Senaryosu Yavuz Turgul'a ait, yönetmenliğini Sinan Çetin'in yaptığı 1982 yapımı Türk filmi.Turgul/Şen ikilisinin filmlerinden. Aşağıda Şakir (Şener Şen) ve Abbas'ın (İlyas Salman) kahvehanedeki meşhur kapışması var.


Şakir - Aşıksan vur saza, ,şoförsen bas gaza
Abbas - Sevene can feda, sevmeyene elveda
- Sen batan bir güneş ben yollarda çilekeş
- Şoförün bahtı kara muavinin gönlü yara
- Gaz, fren, şanzıman halim duman
- Sev beni seveyim seni
- Aşk bir otobustür binmesini bilmeli
- Son duraga gelmeden inmesini bilmeli
- Bana hava atma!
- Havan kime yabanci?
- Kapilma rüzgarıma sen de aldanirsin
- Sollama beni sollarım seni
- Geçme beni ezerim seni
- Dünya dikenli bir hayat sevenlerde mi kabahat?
- Yaklasma toz olursun geçme pişman olursun
- Çilemse çekerim kaderimse gülerim

(Buradan itibaren Abbas sazı eline alır, makineli tüfek mübarek ardı ardına sıralar)

- İstedim vermediler sen şoförsun dediler
- Emegimiz bilek zoru Allahim sen bizi koru
- Aşk bir sudur iç iç kudur
- Aşki çekene derdi bilene sor
- Aşk çekenin yol gidenin
- Kabahat sen de değil seni sevende
- Neaaaabeeer!!!