Ayhan Işık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayhan Işık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2011

Otobüs Yolcuları


Bugün taze taze izledim Otobüs Yolcuları'nı, bilmiyorum kaçıncı kez. Ayhan Işık ve Türkan Şoray'ın başrollerini paylaştığı 1961 yapımı bu siyah beyaz yapımı, İstanbul'u uçsuz bucaksızmış gibi gösteren bomboş arazileri, asfaltlanmamış yollarını, arabalar geçtikçe kalkan tozunu, daha yeni yeni kentleşmeye başlayan cânım şehrin apartman hayatına uyum sağlamaya çalışan sakinlerini, evlerine henüz saka ile su taşıttıkları ve bunu da modernlik olarak görmelerini, sokaklarında maniler söyleyerek ip atlayan çocuklarını, tattırdığı mahalle havasından dolayı bir ayrı severim. Çocukluğum gelir aklıma. Özlemim depreşir.

Film, doğru bildiğinin ardında sonuna kadar duran şoför Kemal ile fakir halkın sırtından geçinen hırsız bir müteahhtin kızı olan üniversiteli Nevin'in aşkına seyriciyi tanık ederken, arazi mafyasının ilk geliştiği yıllara adeta ayna tutuyor.

Filmin bir sahnesinden:

Kemal , Nevin'i belediye otobüs ile kaçırır. Seferini henüz yeni bitirmiştir ve biletçi Salih de az önce inmiştir araçtan. Kemal , son hız otobüsü bilinmeyen bir yere doğru sürer. Bu sırada korkan Nevin, kapıyı tekmelemekte , çığlık atmaktadır. Sonrasında Kemal, seyircinin boş bir alan olarak algıladığı bir yere otobüsü çeker. Kapının önünde korkuyla pısmış olan Nevin, kendisine doğru hamle yapan kemal'i görünce önce korkuyla sonra da telaşla "adam sandımdı seni" der. Kemal , Nevin'i öpüşüyle susturur (Bu sahne , Sultan'ı öpüşürken gördüğümüz ender sahnelerden biridir) . Derken, az önce durakta "heey Kemal, hay Allah" diye ünlemiş olan biletçi Salih amcamız depara kalkıp şahlanarak koşmuş bir şekilde otobüse yetişmiştir. Otobüsün kapı penceresine tıklar. Kemal kapıyı açar:

Biletçi Salih (Kemal'e) : kovulmak istiyorsun işinden? delirdin mi sen ?

Kemal başı önüne eğik: hı hım, der yerine geçer

Biletçi Salih (Nevin'e) : geç sen de yerine

Nevin, mahçup şekilde yerine oturur.

Biletçi Salih (şahit olduklarına dair içten duyduğu memnuniyet ve az önce gençleri paylamış olmanın verdiği güçle ) : tamaaam, der

ve yola devam ederler.

30 Ocak 2010

MACERALAR KRALI


Yabancı bir filmden adapte edilen Maceralar Kralı'nın rejisörü ve senaryo yazarı Safa Önal. 1963 yapımı filmin başrollerinde iki sıkı dost; Ayhan Işık ve Sadri Alışık oynuyor. Filmin baş aktristi ise Semra Sar.

Filmin künyesine şöyle bir baktım da; yönetmeni de, yapımcısı da (Hürrem Erman), başroldeki iki dev aktör Işık ve Alışık da, Osman Alyanak, Mümtaz Ener... Hiçbiri hayatta değiller. Hayat akıp gidiyor... bakın geriye ne kalıyor?

Neyse.

Sadri Alışık çok güzel... güzel adam be. Filmde, gündüzleri mazbut bir taksici, geceleri ise kumarhane işleten , yeraltı dünyasının sayılı babalarından biri olan Erol'un can dostu İsmet rolünde. Bir nevi Ömer Hayyam düşünün. Sürekli içiyor ve konuşuyor. Filmin bir yerinde Erol'un uzatmalı sevgili Jale : "Bana bir şeyler söylüyor anlamıyorum." dediğinde Erol: "Onun dediklerini mahkemede hakim bile anlayamadı da beraat ettirmek zorunda kaldı." diyerek yanıtlar onu.

Erol, yasadışı işlere bulaşmış, asla uslanmayan, aşkmış, duyguymuş, sevgiymiş, ornito renklermiş... hiç tınmayan bir suçludur. Emekliliği yaklaşmış Savcı Kemal de (Mümtaz Ener) onun azılı takipçisi. Hani böyle suçlulara takik kanun adamları olur ya... jübileyi o suçluyu deliğe tıkarak yapma heveslisi... Sonunda onu mahkum ettirmeyi başarır. Hapiste yattığı süre boyunca Erol'un Savcı Kemal'e karşı kini iyice bilenir. Ondan intikamını almaya yeminlidir artık.

Hapisten çıktığında ise eski hayatına tövbe etmiş, ekmeğini taştan çıkaran gariban bir taksicidir artık. Ama sadece gündüzleri. Gündüz kuzu iken gece kurda dönüşür. Soluğu doğru kendine ait gece kulübünde almaktadır... Ve bir yandan da intikam planını devreye sokar. Savcı Kemal'in biricik kızı Nevin (Semra Sar) bu hain planın kurbanı olacaktır.

Nevin aslında Kenan (Suphi Tekniker) ile sözlüdür. Erol ile tanışınca gerçek aşkı onda bulduğuna inanır. Babasını da sözlüsünü de karşısına alan Nevin'in gözü aşktan o kadar kör olmuştur ki, aslında Erol'un kurmuş olduğu bir kumpas sonucu bir cinayet işler. Daha doğrusu işlediğini sanır. Böylece bir kanun adamının kızı olan Nevin'i babası acaba kanuna teslim mi edecektir yoksa kanun dışı yollarla mı adaletten kaçıracaktır. Bu noktada Erol, Savcı Kemal'den intikamını aldığına emindir artık. Emin midir gerçekten?

Ne dersiniz emin midir?

Hatasıyla da sevabıyla da her daim yanında olan İsmet en sonunda Erol'a haykırır: Sen... sen sadece kendini düşünen bencil bir adamsın!


Erol'un bu lafa tepkisi İsmet'e bir tokat atmak olur. Hani nasıl aslında gerçeği biliriz de, bir türlü kendimize itiraf etmeyiz, İsmet de acı gerçeği dostunun yüzüne çarpmıştır adeta bu sözüyle. İsmet yediği tokadın etkisiyle çocuk gibi ağlamaya başlar. Gözlerinden süzülen yaşları görünce Erol büyük pişmanlık duyar, sarılır kardeşinin boynuna.

Erol, intikamını soğuk yemek şeklinde yemiş olsa da yine de mutlu olmaz. Birşeyler eksiktir. Birşeyler yanlıştır. Muzaffer bir komutan edası taşıyacağı yerde Bülent Arınç gibi huzursuzdur baya yahu :)

İşte o zaman, Nevin'i sevdiğini anlar. Artık öyle bir yola girmiştir ki, geriye dönüşü yoktur. Gerçeklerin farkındadır, o bir suçludur, Nevin daha yolun başında bir taze bahardır, onunla bir geleceği yoktur ki...

Sonunda Erol kendisini öyle bir ateşin ortasına atar ki, hayatından vazgeçer... Tayinine aracı olduğu bir polis memurunun kurşunları ile son nefesini can dostu İsmet'in kollarında verir. İsmet'in hıçkırıkları eşliğinde film biter.

29 Ağustos 2008

Ayhan Işık Afişleri Sergisi Sinematik'de


Ayhan Işık Afişleri Sergisi Sinematik Salon'da açılmıştır efendim. Giriş ücretsizdir. Lütfen afişleri izinsiz falan kopyalamayınız . Kopyalarsanız dilerim rüyanızda sizi Gulyabani kovalar :))
Not: Ayhan abimizi hiç böyle kaslı bilmezdim... ve evet afiş sinematik'den.

7 Mart 2008

HAYATIMIN ERKEĞİ



Yarın sabah (08/02/08) saat 09:20'de TRT Türk'de , başrollerini Ayhan Işık ve Sema Özcan'ın paylaştığı 69 yapımı siyah beyaz bir film; Hayatımın Erkeği oynayacak. Daha önce Ekşi Sözlük'tefilmin konusuna dair şu satırları yazmışım:


"Ayhan abimiz çok zengin , zengin olduğu kadar da yakışıklı yahşi bir insan evladıdır. Ha bir de fabrikatör kendisi. Bütün kadınlar böyle kapısında köpek olan cinsinden bir adam. Derken bir gün trafik kazası geçirir ve yüzü parçalanır. Artık nasıl bir makyaj yapmışlarsa ben takdir ettim, suratına bakılmıyor adamın cidden. Filmde de kimse bakamıyor zaten. Ayhan abimiz, bu olaydan sonra tamamen inzivaya çekilir. Karşı köşkün yurt dışında okuyan kızı tatile gelir bir gün. Aman Allahım! Aşık olur Ayhan abimiz ona. Ama nasıl açılacak kıza. Hem kız onu bu haliyle kabul eder mi ki? Etmeez. Ama ne olur? Kızın babası iflas etmek üzeredir ve tüm borçlarını ödemesi karşılığında bu güzel kızla evlenmeyi başarır. Kız, adamdan tiksindiğini dile getirince abimiz soluğu doğru Paris'te estetikçide alır. Yüzüne bir tornistan çekerler orda abimizin, eskisinden de cillop olup gelir. Kendi karısına kendisni bir başkasıymış gibi tanıtıp sulanır falan filan... Gerisini artık kendiniz tahmin edersiniz. Hoş bir filmdir, çerezlik."

Bu yazıdaki eksiklerimizi de tamamlayalım o zaman, hatta bir de yanlış bilgi vermişim yapım yılına dair, 71 yapımı demişim.

Filmin yönetmeni Osman Nuri Ergün, senaryo yazarı ise Safa Önal. Ayhan Işık'ın Ferit, Sema Özcan'ın Jülide, Mümtaz Ener'in de Jülide'nin babası Kenan'ı canlandırdığı filmde Ayhan abimizin tanınmamak için giydiği kamuflaj kıyafeti ( trençkot, fötr şapka ve tabi ki siyah gözlükler) muhteşem.

Hep merak ettiğim bir husus; iflas eden bir fabrikatör (filmimizde Mümtaz Ener) neden krizden kurtulma yolu olarak kızını piskopat başka bir zenginle evlendirmekte bulur? Benzer bir konu Hülya Koçyiğit ve Kartal Tibet'in oynadıkları Güller ve Dikenler'de (1970) vardı mesela.

Filmin akılda kalıcı karakterlerinden biri de Zeki Alpan'ın canlandırdığı uşak karakteri.

Ola ki yarın sabah erkenden uyandınız... Ola ki TRT 1'de 06:15'de yayınlanacak Kader 'i izlediniz... Ola ki Türk filmine doymadınız... O zaman Hayatımın Erkeği'ni de izleyin derim.

16 Aralık 2007

ŞAHANE ZÜĞÜRTLER



TRT1'in bu sabah ki siyah beyaz filmi 1964 yapımı bir komediydi; Şahane Züğürtler. Daha evvelce bir bölümünü izleyebilmiştim bu sabah iyice tadını çıkardım. Erdoğan Tünaş'ın usta kaleminden çıkan senaryoyu Süreyya Duru kendi yapım şirketi Duru Film adına çekmiş.

Rol Dağılımı :

Ayhan Işık: Fikret Soylu / uşak Ahmet
Sezer Sezin : Leyla Soylu / hizmetçi Fatoş
Ali Şen : Hüsmen Pastırmacıoğlu
Mürüvvet Sim : Şahende Pastırmacıoğlu
Gürel Ünlüsoy : Metin (Hüsmen Bey'in oğlu)
Zerrin Arbaş : Sevim (Hüsmen Bey'in kızı )
Hüseyin Baradan : Sahtekâr Yusuf
Ahmet Turgutlu : Aşçı

Sinopsis :

Fikret ve Leyla Soylu, birbirine büyük bir aşkla bağlı bir çifttir. Adana'nın sayılı zengin ve hayır severlerinden olan bu çift bir dalavere sonucu tüm servetlerini kaybederler. Sadece iyi günde değil kötü günde de beraber yola devam etme kararı alıp, soluğu İstanbul'da alırlar. Amaçları başlarını sokacakları bir ev bulup, çalışıp, eski günlerindeki gibi olmasa da kendi yağları ile kavrulup hayatlarına devam etmektir. İlk akıllarına gelen, zengin bir ailenin yanına uşak ve hizmetçi olarak girmek olur. Böylece, yeni görme zenginlerden Hüsmen Pastırmacıoğlu'nun evinde öalışmaya başlarlar. Pastırmacıoğlu'nun karısı Şahende, kızı ve oğlu ile birlikte başlarına türlü komik olay gelir. Karı koca olduklarını gizledikleri için ailenin kızı Fikret'e, oğlu da Leyla'ya asılır. İki kardeş çiftimizi bir gece kulübüne davet ederler, amaçları hayatlarında belki de ilk defa böyle bir ortama giren bu iki insanın düştüğü durumla alay etmektir. Gece kulübünde kendilerini evvelden tanıyan bir ahbaplarına rastlayan Fikret ve Leyla, gerçeği itiraf etmek zorunda kalırlar. Oynadıkları oyuna artık iki kardeş de katılacaktır.Günün birinde kendi iflaslarına neden olan Yusuf, Hüsmen Bey'i de kandırmak için evlerine gelince karı koca buna mani olmaya çalışacaklardır.

Ayhan Işık'ın 35, Sezer Sezin'in de 37 yaşındayken rol aldıkları bu filmde Sezer Sezin'i kendi sesi ile şarkı söylerken de izliyoruz. Rusların ünlü halk şarkılarından biri olan Oçi Çiorne'ye Türkçe söz yazılmış halinde şöyle seslenir Sezer Sezin;

Bir hayat vardı yaşadık seninle
İşte masalı, anlatayım dinle
O günler neydi, herşey pembeydi
Şimdi artık oldu yazık
Ah sevgilim sen varsın ya
Aldırmam ben hiç dünyaya
Aşkın yoksa herşey gece
Gel yanıma gel ağla

Henüz 23 yaşındaki Zerrin Arbaş'ı ancak çok dikkatli gözler tanıyabilir. Nitekim ben de çok tanıdık gelen bu simayı çıkaramadım, film künyesine bakınca Zerrin Arbaş'ın altmışlı yıllarda rol aldığı bir filmi izlediğim için pek memnun oldum.

Yeni zengin ailenin yanında hizmetçilik yapan çiftimiz görgüleri ve terbiyeleri ile ailenin güven ve sevgisini kazanırlar. Uşağımız Ahmet, koca karı tarifi amonyaklı, ispirtolu, barut karışımlı bir ilaçla efendisinin baş ağrısını geçirmekle kalmaz, davete giderken papyonunu dahi düzeltip şöyle der mesela; Papyon kelebek gibi olmalı, mendil de (yaka cebindeki) yakanıza konmuş bir martı !

Hizmetçimiz Fatoş'a kocasının altı aydır kendisine yanaşmadığından dert yanan evin hanımı Şahende'ye müthiş bir önerisi olur; Ayrı odalarda yatan karı kocayı aynı odada buluşturmak için Hüsmen Bey'in yatağına bir kova su döker. Hüsmen Bey de mecburen karısının odasında gider.

Aklı bir karış havada çocuklar da çiftimizden nasiplerini alırlar. Boksa meraklı Metin'in ısrarları karşısında Ahmet , Metin ile dövüşür ve onu yere yıkar. Fatoş ve Sevim'in girdiği iddia sonucu; nakavt olan Metin'in başucunda sevimli çiftimiz ikramiye alacakları için sevinç içindedirler.

Hüsmen Bey, işe alacağı sırada Ahmet ve Fatoş'dan ( gerçek isimlerini söylemezler) bonservis ister. Adana'nın soylu ailelerinden Fikret Soylu'dan (ki kendisidir) bonservislerini gösterince " Ee evet tanışırız Fikret Beyle , yakın ahbabımdır" der.

Yusuf rolündeki Hüseyin Baradan'ı da o dönem bolca filmde görmeye alıştığımız şekli ile; kötü niyetli, dalavereci adam olarak izleriz. Yeşilçam'ın kavgacı takımı olarak tanıdığımız oyuncuların da gencecik halleri ile kamera karşısına geçtikleri bu hoş ve eğlenceli yeşilçam filmi kesinlikle izlenmeli.

6 Aralık 2007

Sessiz Gemidekilerden...

Beklerim her gün bu sahillerde mahzûn böyle ben,
Gün batar... kuşlar döner... dönmez o yoldan beklenen.
En nihâyet anladım, yokmuş gören hatta bilen.
Gün batar... kuşlar döner... dönmez bu yoldan beklenen


Beste : İsmail Hakkı Nebioğlu
Güfte :Rahmi Duman
Makam:Hüzzam


Her daim bana Beyatlı'nın Sessiz Gemisi'ni hatırlatır bu şarkı... Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler... Belki de bilmek istemez gönül. Bu şarkıya o gemilere binip gidenlerden derlediğim bir fon hazırladım bugün size...

Çerçeveyi biraz daha daraltayım hatta. Küçük Hanımefendi serilerini bilmeyeniniz yoktur herhalde. Altmışlı yıllarda ortalığı kasıp kavuran , Bülent (Sadri Alışık), Ömer (Ayhan Işık) ve Neriman (Belgin Doruk)'ın gönüllerimizi eğleyen hikayesi... Yakışıklı çocuk Ömer'in yanındaki çocuk Bülent, Ömer'e aşık Neriman. Eğlenceli kumpaslarına tanıklık ettiğimiz hayal kahramanlarımız. Şimdi üçü de sessiz bir gemide yol alıyorlar. Bu dünyaya ait kalan parçaları da Karacaahmet Mezarlığında birbirine çok yakın yerlerde...






4 Aralık 2007

Nostaljik Yeşilçam Fotoğrafları -2

Altmışlarda bir gezintiye davet ediyorum sizleri. Bugün İstabul'da hava rüzgârlı. Olsun. Şimdi pikâp sahibi de azdır aramızda değil mi? Bir güzel şarkı seçin nihâvend veya kürdîlihicazkâr makamında. İnce belli bir bardak çayı katık edin yanına... Buyrun... Buyrun hanımlar beyler... Bu gün çilek sinemasında özel gösterim var... Buyurun... Kapı önünde kalabalık yapmayalım... İçeriye buyrun.


Fotoğraftakiler Ayhan Işık, Esen Püsküllü ve Selda Alkor... Filmin adı Katiller De Ağlar. Yönetmeni Ülkü Erakalın. Senaryo Bülent Oran'a ait. Yapım yılı 1966. Tam 41 yıl öncesi. Dile kolay 41 yıl. Ayhan Işık 37, Selda Alkor 23 ve Esen Püsküllü de 20 yaşındalar. Kareden de anlaşılacağı gibi Ayhan Işık baba, Esen Püsküllü kız, Selda Alkor da anne rolünde.



On puanlık uzman sorusu : Fotoğraftaki kare hangi filme ait ? Sanırım büyük çoğunluk şu cevabı veriyor şu an : Samanyolu ! Ama değil. Bu kare 1965 yapımı Hıçkırık filmine ait. Hamdi Değirmencioğlu'nun senaryosunu yazdığı filmin yönetmeni Orhan Aksoy. Onsekiz yaşındaki Hülya Koçyiğit ve yirmibeş yaşındaki Ediz Hun'a bir merhaba diyelin.


Şimdii.. En önde duran Neriman Köksal, arkasındaki Suzan Avcı... masada oturanlar da süleyman Turan ve Ediz Hun. Ortama bakarsak burası bir klöp ! Hatırladınız mı klöpü? Hani Vesikalı Yarim filminde görürüz... bildiğimiz gece kulübü işte.


Dönelim filme. Filmi ben de bilmiyorum aslında. Ama aradım taradım, kuvvetle muhtemel ki bu film 1964 yapımı Gecelerin Kadını. Yine Ülkü Erakalın ve Bülent Oran imzası taşıyor bu film de.



Bugünlük bu kadar. Aslında ekleyeceğim bi kaçtane foto daha var sırada lâkin, yeterli araştırmayı tamamlayamadım . Bugünümüz de boş geçmesin dedim. Hoşkalın...

1 Aralık 2007

Nostaljik Yeşilçam Fotoğrafları -1

Şu sıralar okumakta olduğum Mesut Kara'nın "Yeşilçam Hatırası" kitabının üzerinde adını çıkaramadığım bir filmin fotoğrafı bulunuyor. Fotoğrafta Kadir Savun, Cevat Kurtuluş, Sami Hazinses, Nubar Terziyan, Öztürk Serengil, Mürüvvet Sim ve Toto Karaca var.Bunun üzerine sabah Türkân Şoray'ın fotoğraflarını aratırken bazı fotoğraflara da rast gelince Sevdiğim Repliklerden sonra bir de öyle bir başlık açmak fikri çok sevimli geldi bana.
Kimi sette çekilmişti kimi filmlerden karelerdi. Uzun uzun baktım, kimileri artık bu diyardan göç etmiş o yüzler bana bakıyorlardı sanki. Düşündüm, kimbilir ne eğlenceli geçiyordu o çekim günü, belki de çok yorgunlardı, belki az sonra rolünü yaptıkları zengin hayatından sıyrılıp otobüse atlayıp evlerine gideceklerdi...
Gülümsememi hiç bozmadım. O anda saklı ve kitli bıraktım.

İlk fotoğrafımız 1964 yapımı KADIN BERBERİ filminden. Türker İnanoğlu'nun yönettiği filmin senaryosu Fuat Özlüer ve Safa Önal'a ait.



Fotoğrafta Ayhan Işık henüz 35, Filiz Akın 21, Suna Pekuysal 31 ve Öztürk serengil de 34 yaşındalar...

İkinci fotoğrafımız da CİCİ KÂTİBEM filminden. 1960 yapımı filmin yönetmeni Arşavir Alyanak, senaryo yazarı ise Erdoğan Tünaş.Orhan Günşiray'ın (32) "nerden bulaştım bu belaya" diyen yüz ifadesi, Fatma Girik'in (18) "elimden kurtulamazsın daha sana neler edeceğim" tarzındaki sevimliliği yanında rahmetli Suphi Kaner'in (27) olayları yâkinen bilen bilmiş adam pozuna dikkatlice bakın. İyi seyirler.

22 Kasım 2007

AVÂRE MUSTAFA


Bir kaç ay önce TRT1'in haftasonu sabahları yayınladığı siyah beyaz türk filmleri kuşağında izleme olanağı bulmuştum bu filmi. Senaryosunda üç usta kalemin; Ömer Lütfi Akad, Memduh Ün ve Halit Refiğ'in imzası bulunan 1961 yapımı filmin yönetmen koltuğunda yine Memduh Ün var.

Yeşilçamımızın iki versiyonlu filmlerindne olan Avare Mustafa, daha sonra 1980 yılında yine Memduh Ün tarafından bu sefer Devlet Kuşu adıyla tekrar çevrilecek, başrolünde de Kemal Sunal oynayacaktır. Zaten film de Orhan Kemal'in Devlet Kuşu romanından uyarlama.

Sinopsis:
Mustafa, çok yakışıklı ama aylak, işsiz bir gençtir. İki kız ve bir erkek kardeşi, annesi babası ile fakir bir semtte oturmaktadır. Bir de iki can dostu vardır; Sülo ile Murat. Hayalleri, bir köfteci dükkanı açmaktır. Bir de aynur'a kesiktir Mustafa. Derken günlerden bir gün kalantor Zülfikar bey bu fakir semte gelir, kocaman bir apartman dikecektir buraya. Mustafa'nın babasını da inşaata bekçi yapar. olaylar bir anda gelişir ve Zülfikar bey'in kızı Hülya, ünlü aktör Tyrone Power'a benzettiği Mustafa'ya aşık olur. Herkes Mustafa'yı fitlemektedir. Evlenmelidir o kızla, iki kız kardeşi, küçük erkek kardeşi, annesi , babası, köfteci açmak isteyen o can dostları için yapmalıdır bunu. Gözü kararır ve zengin kızla evlenir...

Rol dağılımı:
Ayhan Işık : Avare Mustafa
Fatma Girik: Aynur
Mümtaz Ener: zengin adam Zülfikar bey
Çolpan İlhan: Zülfikar'ın hasta kızı Hülya
Semih Sezerli : Mustafa'nı can arkadaşı Sülo
Suphi Kaner : Mustafa'nın diğer can arkadaşı Murat
Salih Tozan : Mustafa'nın babası
Muadelet Tibet : Mustafa'nın annesi
Emel Yıldız : Mustafa'nın kız kardeşlerinden Ayten ( bildiğimiz Panter Emel )
Leman Akçatepe: Hülya'nın annesi

Bugün blogumda bu filme dair bazı ayrıntıları , kendine has üslubunu ve muhteşem detayları ile bezediği sinema yazılarını zevkle okuduğum değerli ağabeyim Murat Çelenligil'in kaleminden aşağıdaki pasajda okuyacaksınız. Daha önce film hakkında hazırlamış olduğu ilgili yazısı Sinematurk'de yer aldığı için ben kendisinin de iznini alarak buraya taşıyorum.

Avâre Mustafa

Taşkasaplı’nın bahçeli kahvesi... Ailesinin ve arkadaşlarının ‘dolduruşuyla’ Zülfikar Bey’in ‘tapon’ kızı Hülya ile evlenecek olan Mustafa ve onu ‘hiçbir kızın sevemeyeceği kadar seven’ Aynur...
Aynur ; “Seni çok aradım sormak için, duyduklarım doğru mu?”
Mustafa ; “…”
Aynur ; “Neden cevap vermiyorsun?”
Mustafa ; “…”
Aynur ; “Demek doğru, demek kızın zenginliği başını döndürdü. Para için sattın kendini.”
Mustafa ; “Mesele senin bildiğin gibi değil Aynur.”
Aynur ; “Yazık, erkekliğinden utan. Ben, kız başıma senin için kimleri reddettim. Ama, neye yarar, neye yarar bütün bunlar boş laf değil mi? Boş laf Mustafa.”

Orhan Kemal’in ‘Devlet Kuşu’ (1958) adlı romanının ilk çevrimi. İstanbul Unkapanı’nda, akşamları, bekçi düdüklerinin sarhoş naralarına karıştığı bir işçi mahallesi... Sirkeci-Çekmece arasında çalışan banliyö trenleri, çeyrek saatte bir, ahşap evleri temellerinden sarsarak, kurşun hızıyla geçiyor.

Demiryoluna bakan sokakta, Mustafaların yana kaykılmış evleri var. [İlerde Hülya, babası Zülfikar Bey’e bu evden söz ederken “Tıpkı (Emile) Zola’nın kitaplarındaki (herhalde ‘Germinal’) gibi” diyecektir. Baba (Mehmet), matbaada kapıcı. Karısı Şöhret’le, buralara 30 yıl önceki mübadelede gelmişler. Dört çocukları var ; Mustafa, Ayten, Nurten ve Erol. (Romanda, beş çocuklu olduklarından, Şöhret’in işi daha zor.) Devlet Kuşu’ndaki ev, gaz lambası ile aydınlanırken filmdekinde elektrik var. Mustafa’nın odasında duvarda asılı bağlama, sanki süs gibi, film boyunca ona bakmadı bile. Geri kalan 5 kişi bir odada kalıyor. Mehmet’in arkadaşı Bayram da neredeyse aileden biri. Ayakkabı boyacısı olduğunu filmden değil romandan anlıyoruz. Ayten ve Nurten, triko lafı geçse de neresi olduğunu tam olarak öğrenemediğimiz bir yerde (romanda aynı semtteki Tütün Fabrikası’nda) çalışıyorlar. Erol ise, 1 lira haftalıkla, gaz ocağı tamircisinin yanında çırak. Okul masraflarını böyle çıkarıyor. Mahalledeki Küçük Kara Kartallar takımında sol iç.
Mustafa... Ona, Avare (1951) (Raj Kapoor) filminin adını takmışlar. Romanın yazarı gibi orta ikiden belgeli. Okumadığından yakınan annesine “... Mektebe yırtık pantolon, yamalı ceket, boş mide ile mi gidecektim? Herkes benle alay mı etsin istiyordunuz?” demişti. Gündüzleri, mahallenin kızlarına değil laf atmak başını çevirip bakmıyor bile. Ama, fitil gibi sarhoş olduğu akşamlarda narası yankılanıyor. Askerliğini bitirmiş. Arkadaşları Sülo ve Murat gibi, işçi mahallesinde işsiz. Babası “Ne eve hayrı var ne kendine” diyor.

Murat... Aralarında, Taşkasaplı’daki çay-kahve paralarını verebilecek kadar parası olan(!) tek kişi. Çoğunlukla bul karayı al parayı yoluyla adam söğüşlüyor. Romandaki adı ‘çingene’. Daha 6 aylıkken babasını bir taksi çiğnemiş. Bir yaşındayken, annesini de verem alıp götürünce, komşuların eline kalmış. Arkadaşlarına, film boyunca 5 kez “Şu İstanbul’da bizim gibi arkadaş var mı be. Kardeşten ileriyiz” diyor.

Sülo.. Yıllar yılı Cibali Tütün Fabrikası’nın tozlarını yuta yuta canlı cenazeye dönmüş annesi ve onlara hiç yardım etmeyen varsıl odun tüccarı dayısından başka kimsesi yok. Avare gibi, o da orta ikinci sınıftan belgeli. Gücü pek yetmese de hamallık yapıyor.

Mustafaların kapı komşuları Aynur ve annesi Naime Hanım, iki ay önce taşınmışlar. Evin babası filmde kaçmış, romanda ise ölmüş. Kapalı Çarşı’daki bir yere dikiş dikerek geçiniyorlar. Aynur, sabahları, güzel yüzünü bahçedeki muslukta yıkarken Hatırla Ey Peri (Muhlis S. Ezgi) şarkısını söylüyor. Mustafa da pencereden onu hayranlıkla seyretmekte. Çoktan evlenecekler ama ah şu parasızlık.

Üç arkadaş, bundan sonra serseriliği bırakıp adam olmanın çaresine bakmak ve Çemberlitaş’taki Arnavut Eşref’in banka gibi çalışan köfteci dükkânına benzer bir yer açmak istiyorlar. Tek eksikleri, bir türlü bir araya getiremedikleri ve getiremeyecekleri 3 bin liradır.

O günlerin birinde, eski kaymakam yeni karaborsacı müteahhit Zülfikar Bey, tam da Mehmet ve Şöhret’in evlerinin önündeki arsaya bir apartman dikmeye başlar. Mehmet ve Bayram’a, inşaatta bekçi olarak iş verir. Zülfikar Bey’in gelişleri sırasında bir gün, hastalıklı kızı Hülya, Aytenlere konuk oluyor. ‘Sevmek Zamanı’ filminden (1965) birkaç yıl önce, Mustafa’nın Tyrone Power’a (romanda Gregory Peck’e) benzettiği resmine sevdalanır.

Aynur, sanki olacakları bilir gibi “Korkuyorum Mustafa. Paralarıyla başını döndürmelerinden korkuyorum” demişti. Delikanlının değil ama böyle yağlı bir kapı bulmanın şaşkınlığı ile ailesinin ve dükkân için gerekli parayı cepte zannetmenin sevinci ile arkadaşlarının başları (ve gözleri) dönüyor. Mustafa’yı, Zülfikar Bey’e damat olması için zorlarlar. Aynur’un aşkı ile dolu olan Avare, yanılıp, evlenmeye razı olur ama birkaç ay sonra yaptığı hatayı düzeltmek için akla karayı seçecektir.

Hülya ve Mustafa’nın düğünlerinin yapıldığı Taksim Belediye Salonu. İçerde Petite Fleure (S. Bechet) (1952) ve Historia de un Amor (C. Almaran)(1955) melodileri ile dans eden konuklar. Kapıda, giysileri uygun bulunmadığı için içeri alınmayan, Sülo ve Murat, Zülfikar Bey’le konuşuyorlar...

Sülo ; “Biz Mustafa’nın arkadaşlarıyız. Mesut gününü kutlamaya geldik. (Kapıcıyı göstererek) Bu haybeci bizi içeri bırakmıyor. Mustafa’nın babalığı bizim de babamız sayılır. (Elini) Öpeyim babacığım.”

Murat ; “Yani façamız bozuksa (aslında diğer günlerdeki giysileriyle kıyaslandığında Lord gibi giyinmişler), biz insan değil miyiz?”

Zülfikar ; (Onları kaba bir şekilde iterek) “(İçeri almayanların) Hakları var tabi. Burası size göre bir yer değil. Alın şu parayı da kendinize göre bir yerde eğlenin.”

Murat ; “(Zülfikar Bey’in para uzatan elini geri ittirerek) Ayıp ettin. ‘Baba’ dedik, ‘elini öpelim’ dedik. Biz uşak mıyız? Mustafa’nın can ciğer kardeşleriyiz. Sen o parayı uşaklarına ver.”

Sülo ; “Hey gidi insanlık hey. İnsanlık para ile olmuyormuş sahiden. Biz el öpelim dedik, etek öpelim demedik.”

Notlar:


İlk çevrimle ikinci çevrim olan Devlet Kuşu'ndaki rol dağılımı karşılaştırınca;

Ayhan Işık - Mustafa - Kemal Sunal
Fatma Girik - Aynur- Serpil Çakmaklı
Çolpan İlhan - Hülya - Mehtap Ar
Mümtaz Ener - Zülfikâr Bey - Hüseyin Kutman
Semih Sezerli - Sülo - Bülent Kayabaş
Suphi Kaner - Murat - Yadigâr Ejder
Salih Tozan - Mustafa'nın babası - Muhteşem Durukan
Muadelet Tibet - Mustafa'nın annesi - Nermin Özses
Emel Yıldız - Ayten - Merih Fırat
Leman Akçatepe - Hülya'nın annesi - Şeref Çokşeker


Zengin kız Hülya'nın kendisini benzettiği artist Kemal Sunal'lı versiyonda Jean Paul Belmondo iken ( ki öyle de şahane poz vermiştir Sunal), Ayhan Işık'lı versiyonda benzettiği artist Tyrone Power 'dır (harbiden de benzer Ayhan abimiz, kendisi daha yakışıklı ). Dolayısıyla Kemal Sunal "belmondo mustafa" adını almaktadır. her ne kadar Tyrone Power'a da benzese Ayhan abimizin işsiz güçsüzlüğünden, aylaklığından lakabı Raj Kapoor'un meşhur filmi Avare'den gelmektedir.Devlet kuşu versiyonu, bir Kemal Sunal filmi olması dolayısından herhalde daha eğlenceli ve içinde espiriler, komiklikler barındırıken, Avare Mustafa filmi daha naif, daha samimidir, dram kıvamında başlar ve biter.

Düğün salonunda çalan Historia de un Amor'u da Benim Bütün Dualarım Seninle olarak anımsarız.