Portre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Portre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2008

Çitlenbik İhsan veya diğer bir deyişle Marsık


Özlediğimiz zamanların özlediğimiz Yeşilçam'ından aşina bir yüz aslında Çitlenbik İhsan. Tıpkı filmlerin arap bacısı rahmetli Dursune Şirin gibi, Arap Celal gibi teni koyu bir çitlenbik. Koyu olduğu için rol arkadaşı tarafından Marsık* diye adlandırılan Çitlenbik İhsan (İhsan Küçüktepe) hakkında nette pek az bir bilgi mevcut. Hafızam beni yanıltmıyor ise bir kaç sene evvel Nebil Özgentürk'ün Bir Yudum İnsan'ında rastlamıştım ona. Şimdi kocaman bir adam olduğunu, yeşilçamdan kopmadığını, sinemaya ses kayıt teknisyeni olarak halen emek verdiğini duymuştum.



Blog takipçileri bilir, bir zaman önce Çocuk Yıldızlar diye bir yazı kaleme almıştım. Çitlenbik İhsan'ın kendisi değil ama yeğeni bana ulaştı ve Çocuk Yıldızlar kategorisinde dayısı da yer alırsa çok mutlu olacağını ifade etti. Yazıya katık edemediğim diğer çocuk yıldızlara da selam olsun. Haklarında bilgiye ulaşamadığım bu yıldızların bizzat kendileri veya yakınları bana ulaşabilirlerse, blogun kapısı onların hikayelerine sonuna kadar açık, haberleri olsun.


Yeğeninin paylaştığı bilgileri ve resimleri Nostaljik Türk Sineması takipçilerinin beğenilerine sunmaktan pek mutluyum. Sinema sitelerinde dahi bir iki ufak bilgi kırıntısına zor ulaşabildiğimizi düşünürseniz, bu bilgiler altın değerinde :)


Çitlenbik İhsan 70 li yıllarda özellikle İlker İnanoğlu ile birlikte rol aldığı YUMURCAK serisi filmlerde(En bilineni YUMURCAK KÜÇÜK ŞAHİT)Yumurcak'ın en yakın dostu olarak izleyicinin sempatisini kazanmıştır. Oynadığı filmlerden en hatırda kalan sahneler; Yumurcak ile beraber eve bir eşeği gizlice sokmaları, Ekrem Bora 'nın kendisine "marsık"demesi üzerine"Marsık deme bozuşuruz"cevabı ve Rumelihisarı sırtlarında kötü adam Ekrem Bora tarafından vurulmasıdır. Ayrıca Aşk-ı Memnu dizisinde Itır Esen'e aşık olan genci canlandırmıştır.Gençlik dönemiyle birlikte kamera önünden ziyade işin mutfağında olmayı tercih ederek ses-kayıt teknisyenliğini seçmiştir.Yakın dönemde ise Cennet Mahallesi dizisinde iki bölümde rol almıştır.

Sayın Bahadır Erel'e katkılarından ötürü teşekkürler.
*Marsık: Yapılırken iyice yakılmadığından duman ve koku vererek yandığı için baş ağrısı yapan odun kömürü (TDK)

29 Nisan 2008

Nane Şekeri Tadında ITIR ESEN

"Yanakları Gamzeli Bir Güzel : Sevda Aktolga" yazımız her ne kadar tekrardan ısıtılıp servis edilmiş bir yazı da olsa, oldukça ilgi gördü. Sevda için kaleme aldığım yazı sonrası, arkadaşlar gerek blogda gerek başka mecralarda Itır Esen vurgusu yaptılar.

Şimdi yetmişlerin başı olacaktı ki bir anket açacaktık ; Sevda mı Itır mı ? diye :) (Niye bekliyorum ki, açıyorum işte...)

Her ikisinin de hayranı oldukça fazla. Her ikisi de cici kız.

Zamanında özel istek üzerine kaleme aldığım Itır Esen yazısını Nostaljik Türk Sineması bloguna ekliyorum, uğurlu kademli olsun :)







Porselen Bebek dile gelmiş , adım " Itır Esen" demiş.


Tıpkı bir porselen bebektir gözümde Etır Esen. Uzun pırasa saçları, ortadan ayrılmış kahkülü, yemyeşil güzel gözleri, pembe dudaklarıyla bana vitrin bebeklerini hatırlatır. Çok az sayıda film çevirmiş olmasına rağmen onu tanımayan yok gibidir. Öyle de güzel bir yüze sahiptir.


Tek kanallı dönemin güzide dizisi Aşk ı Memnu’nun etkisi midir, yeşil gözlerinin büyüsü müdür, adının minti minti sakızlarına serbest çağrışım yapan ıtırlığından mıdır herkes tanır onu.


Adile Naşit’li Münir Özkul’lu filmlerin güzel cici kızıdır. 70 li yılların çıtırı, pek bir hanım, pek bir kırılgan…Bir elin parmaklarını ancak geçen filmotografisne bakalım:


- Gençlik Köprüsü ( 1974 )


- Bizim Aile( 1975 ) : Zengin ve kalpsiz babanın kızı Alev, fakir ama onurlu Melek Hanım ve Yaşar Bey'in oğulu Ferit’e (Tarık akan) aşık olur.


- Aile Şerefi ( 1976 ): Zeynep o kadar güzeldir ki züppe Oktay (Eriş Akman) ne yapsın ! Kardeşini ezdiği yetmezmiş gibi bir de zorbalıkla ona sahip olmaya çalışır.


- Liseli Kızlar ( 1977 ) : Yüzünün masumiyetini burada da kullandırmışlar Itır hanıma. Üç arkadaşın okurken ki hayalleri bambaşkadır ama hayatın onlara farklı cilveleri olacaktır. Bu film aynı zamanda Üç Kızın Hikayesi filminin tekrar çevrimi.


- Benim Gibi Sevenler ( 1977 ) :Ünlü Avara Hoon filminin bizdeki versiyonlarından biri. Ferdi Tayfur'la başrol oynadığı bu filmin bana çok gülünç gelen bir sahnesi vardır. Itır esen, adada faytona biner. Faytna bindiğinde kırmızı yünlü süeteri sökülmeye başlar. Fayton önde, Ferdi babamız arkada adayı turlarlar. Turun sonunda Ferdi Babamızın elinde bir top kırmızı yün vardır :)))


- Gülen Gözler ( 1977 ) : En sevdiğim rolü bu filmde. Hanım kızımız Nedret aşık, babası verme taraftarı değil, bizim kız da ince hastalığa tutulmuş gibi yapar. Upuzun güzel ellerini o pespembe dudaklarına götürüp "öhhö öhhö" der ve muradına erer


- Cennetin Çocukları( 1977 ) rol arkadaşı Ahmet Sezerel’ dir. Tarık Akan’dan ziyade ikisinin daha çok yakıştığını düşünmüşümdür hep. Üniversiteli iki gencin aşkı anlatılır filmde, her izlediğimde okul yıllarıma dönesim gelir.


-Rezil ( 1978 )


ve tv dizileri Aşk-ı Memnu, Yeditepe İstanbul , Aliye, Çemberimde Gül Oya, Alanya Almanya, Yeniden Çalıkuşu, Arka Sokaklar, Ahh İstanbul, Sis ve Gece, Sınav, Pertev Bey'in Üç Kızı, Kuzey Rüzgârı.

Meraklısına kısa notlar; Itır Esen, ünlü dublaj sanatçısı Hayri Esen'in kızıdır. Ayrıca Yavuz Turgul ile olan evliliğinden iki çocuğu bulunmaktadır.

Ben de az önce öğrendim; kendisi aynı zamanda senaryo yazıyormuş. Aşk Eski Bir Yalan adlı 2007 yapımı filmin senaryosu ona ait.

8 Nisan 2008

Yanakları Gamzeli Bir Güzel : SEVDA AKTOLGA


Çocukluğumun en sevdiğim filmleri Arzu Film yapımları... Arzu film kadrosunun cici kızlarından Sevda Aktolga için 2005 yılında bir yazı kaleme almışım, ekşide... Blogda da yerini alsın güzel Sevda...

70li yılların en muzip suratlı yıldızlarındandır.

Ve genç yıldız Sevdaaa …. Aktolgaaaaaaaaaaaa !

70lerdeyiz, Beyoğlunda bir sinema salonunda. Perfore ses bir Arzu Film yapımının tanıtımını yapıyor, hangisi olsun ? Gülen Gözler ? Şabanoğlu Şaban ? Hababam Sınıfı Tatilde ? Yanaklarda gamzeler, minik dudaklar ve minik bir burun. Ne kısa ne de uzun ama dalgalı saçlar, siyah. Şirin ve muzip bir ifade !

Tesadüf adını verdiğimiz şey Sevda’nın yolunu öyle bir değiştirmiş ki, lisede tiyatro kolunda görevliyken Ali Poyrazoğlu ile tanışması , ardından onun vasıtasıyla Yücel Uçanoğlu’na asistanlık yapmaya başlaması ile sinema virüsü damarlarındaki kana gitmemek üzere yerleşmiş.

Daha çok Arzu Film yapımlarından bildiğimiz Sevda Aktolga’nın oynadığı 30’a yakın filmi var. Oyunculuğunun yanı sıra sinema sektörüne senarist, yapımcı, yönetmen ve kamera arkasında aldığı çeşitli görevleriyle hizmet vermiştir.

Küçük Besleme ve Üvey Baba’nın senaryoları onun tarafından kaleme alınmış ; "Ak Saçlı Delikanlılar " filmini o yönetmiş ; Savcı dizisinin yapımcılığını yapmış ; Abuzer Kadayıf ve Savunma filmlerinde genel koordinasyonu sağlamıştır.

Bilinen filmlerinde bir gezintiye çıkacak olursak :
Aşk Dediğin Laf Değildir (76) : Tarık Akan ve Harika Değirmenci’nin başrol oynadığı bu filmde Sevda, koltuk değnekleriyle yürüyebilen sakat bir kızı canlandırır. Bir tatil köyünde getir götür işleri yapan yakışıklıya (T.Akan) aşıktır. Fakat delikanlı , zengin ve şımarık bir esmer güzeline (H.Değirmenci) tutulmuştur. Filmin bir sahnesinde Sevda isyan eder, yakışıklıya avaz avaz bağırır “ seni seviyorum” diye. İşte o sahnede bizim kızın göğsü açılıyor kendisi de fark ediyor kapamaya çalışıyor ama yönetmen dur dememiş işte, bize de yıllar sonra da olsa burada lafını etmek düşmüş. Salako’da nasıl ki Meral Zeren’in poposu gözüküyor, burada da Sevda’nın göğsü. Yetmişli yıllardaki bir filmden bahsediyoruz. Erotik olmayan bir türk filmi.

Hababam Sınıfı Serileri (77) : Sınıfa gelen dört kız içinde en güzeli . Adı burada da Sevda. Lacivert jilesi içinde gerçekten de çok tatlı.

Şabanoğlu Şaban (77) : Evin hizmetçisi Selma rolünde. Şaban (K.Sunal) ile Ramazan (H.Akçatepe) , ikisi de Selma’ya aşık. Birbirine düşürmekten nasıl da zevk alıyor !

Cennetin Çocukları (77) :Ahmet (Ahmet Sezerel) ile Zehra’nın (Itır Esen) en yakın arkadaşlarından "Rüküş" rolünde. Harbi rüküş yalnız gocuğunun üstüne otriş takıyor yahu.

Gülen Gözler (77) : Yaşar Usta’nın (M.Özkul)ortanca kızı hikmet, usta’nın çıraklarını birbirine düşüren hikmet, öpücük atıp ardından hiçbir şey yapmamış gibi ifade takınan hikmet.

Bu tarihten sonra oyunculuk adına Sevda Aktolga’yı Bebek, Erkek Güzeli Sefil Bilo filmlerinin yanı sıra Tarık Akan’la oynadığı "Demiryol" ve yine Tarık Akan’la oynadığı ama çoğumuzun hâlâ izleyemediği Yol filminde görüyoruz.

Körebe (84) : Cezaevindeki belalısı tarafından kızı kaçırılmak istenen ama kendi kızı yerine dul bir kadın olan üst komşusunun (Türkan Şoray) kızı kaçırılan kadını canlandırır.

80ler ve 80lerin uyuz filmleri. Şki adet Müslüm gürses ,bir adet İbrahim tatlıses filmiyle atlatıyor Sevda bu yılları. Sadece bunlar değil elbette Katma Değer Şaban, Alev Alev ve Kadının Adı Yok diğer rol aldığı filmler. Sonrasında Sevda Aktolga’dan 1999’a kadar daha çıt çıkmıyor oyuncu olarak. Televizyon filmleri ve dizilerinde görüyoruz onu : Günaydın İstanbul Kardeş, Dedelerimi Evlendirirken, Baba Evi, Büyük Firar bunlardan bazıları.

Kendisini en son Kalp Gözü ya da Sır Kapısı dizilerinden birinde izleme fırsatı buldum. Yaşlanmış ama hâlâ sevimli.
Çilek Not: Nette aradık taradık... sizin için en bi gamzeli Sevda Aktolga fotoğrafını yine sözlükte bulduk. Kim caps yaptıysa ellerine sağlık.

29 Ocak 2008

ŞENER ŞEN

Sinema oyuncusu Ali Şen’in 26 Aralık 1941 Adana doğumlu aktör oğlu. Kahramanım :)

Erken yaşta ağarmış saçlar, inatla karalığını koruyan kaşlar, yüzünde her daim mütebbessim bir ifade…

Liseyi 6 yılda bitirmeyi başaran – her seneyi çift dikiş giderek- iki sene de köy öğretmenliği yapan muhteşem adam. Kendisini sadece komedi filmleriyle, güldüren adam tiplemeleriyle sınırlandırmamış harika bir oyuncu.

Tiyatrocu kimliğinin kısaca üstünden geçecek olursak ; 1966-67 sezonunda İstanbul Şehir Tiyatrosu'na girmiş ve Seferi Ramazan Bey'in Nafile Dünyası (1974) , Oyun Nasıl Oynanmalı? (1975), Şvayk Hitler'e Karşı (1976), Zengin Mutfağı (1977), Sersem Kocanın Kurnaz Karısı (1979) gibi oyunlarda rol almıştır. 1980-82 arasında tiyatro çalışmalarını Almanya'da sürdürmüş; daha sonra Türkiye'ye dönerek Şan Tiyatrosu'nda Neşe-i Muhabbet gibi müzikli gösterilerde ve müzikallerde sahneye çıkmıştır. Şener Şen en son Mucizeler Komedisi adlı müzikal gösteride oynamıştır.

Sanat yaşamına tiyatro ile merhaba demiş. Sinemaya küçük rollerle başlamış, o rollerde kendine has sesini bile kullanmayıp bazı filmlerde başkası tarafından seslendirilmiş Şener Şen. Bu filmleri hatırlayanınız var mı ? Mesela:
Altın Prens Devler Ülkesinde ( 1971 ), Katarina ( 1972 ), Aşk Mahkumu ( 1973 ), Arap Abdo ( 1973 ), Bir Demet Menekşe ( 1973 ) vs.

Kaynaklarda Şener Şen’in Hababam Sınıfı serileriyle adından söz ettirmeye başladığı yazılı. Doğru bir tespit midir ? Sinema izleyicileri için doğrudur. 70’lerin ortalarından itibaren artık Şener Şen adıyla uyumlu onlarca filmde rol almıştır. Favorilerim:

Bizim Aile ( 1975 ) : Peltek konuşması, annesinin bir türlü kız beğenmemesiyle boğuşan ve sonunda feride’ye (Ayşen Gruda) talip olan adamı oynar.

Hababam Sınıfının bütün serileri: Kırmızı adidas eşofmanıyla pek bir şirin Badi Ekrem ! Sürekli öğrencilerinin gazına gelen iyi niyetli saf beden eğitimi öğretmeni.

Gülen Gözler ( 1977 ) : Aslanım Vecihi ! Kara vicdanlıııığı, kara vicdanlığııııı diye acıklı acıklı babasından (M.Özkul) Fikret’i (A.Gruda) istediği sahne , uçakla eve daldığı sahne unutulmaz.

Şabanoğlu Şaban ( 1977 ): Komutan Hüsam. Kendince zeki, biraz saftirik, gaza gelmeye açık …döktürüyor desek yeri var.

Süt Kardeşler ( 1976 ): Yine Komutan Hüsam.

Çöpçüler Kralı : Zabıta amiri rolünde. Bu rolüyle 15.Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü kazanmıştır. Son sahnede kafasına yediği pembe terlik hala gözümün önünde.

Kibar Feyzo ( 1978 ): Ağam, aslan ağam, pokunun üstüne pok yapılamayan ağam !

Sultan ( 1978 ): tultan hanım ! peltek bakkal bahtiyar efendi rolünde. kahvede kemal’e * ayağıyla bir nah işareti yapışı var ki evlere şenlik.
Neşeli Günler ( 1978) : on kaplan gücünde palavra yeteneğine sahip ziya rolüyle karşımızda. abisine (M.Özkul) ve yengesine (A.Naşit) çift taraflı oynayan Ziya ! Kahvede jilet satarken ” Bekenbauuer” deyişi, Nilgün’e (A.Gruda) “ Nasılsa evlenmicekmiyiz kız ! ” deyişiyle unutulmaz rollerinden biri.

N'Olcak Şimdi (1979 ): Buradaki rolü karısını sürekli aldatan Şakir . Meşhur "Tükür çocuum babanın suratına" repliği bu filmde geçer.

80 li yıllara geldiğimizde Şener Şen’in güldürü filmlerine devam ettiğini görüyoruz.

Banker Bilo ( 1980 )

Gırgıriyede Şenlik Var ( 1981 ) : Gırgıriye serilerinin hepsini severim de Şener Şen'in "Duman Haydar" olarak rol aldığı bu seriyi ayrı bir severim. Filmde Adile Naşit'in yıllar sonra hapisten çıkıp gelen 24 saat sarhoş kocası Duman Haydar'dır. Ahah aklımda kalan bir sahne; Sabayat (Perran Kutman) doğum yapmaktadır. Erkekler kapının önünde beklemekteler. Sonra ansızın Sevim (A.Gruda) kapıy kucağında bir kedi olduğu halde açıp "müjde müjde kızın oldu" der. Duman Haydar, kediye bakıp "tıpkı babası" der tüm umarsızlığı ile. Harika, çok komik bir sahnedir.

Davaro ( 1981 ) : İki kanlı Sülo (Ş.Şen) ve Memo’nun (K.Sunal) komik hikayesi. Memo, Sülo’yu öldürmüş gibi yapar, e tabi onu bir de gömmek gerekir, mezara Sülo hava alsın diye hortum taktıkları sahne en eğlencelilerinden biridir.



Çiçek Abbas ( 1982 ): Muavini Abbas’ı (İ.Salman) ezen, üçkağıtçı Şakir rolündedir. Turuncu renkli iğrenç bir montla amma da forslanır. Her sahnesi güzel... Kardeşinim artık Şakirrrr :)

Şekerpare (1983 ): Üçkağıtçı, düzenbaz, işe yaramaz adamın teki. Yahudi kılığına girdiği sahnede Hurşit’e (Şevket Altuğ) kendisini böyle tarif ediyor Ziver Bey. O da ne diyor “Tamam tanıyor Ziver’i !”.


Şalvar Davası ( 1983 ) : Köy ağasını oynadığı bu filmdeki rol arkadaşı Müjde Ar ’dır. Filmden aklımda kalan en güzel sahne , kocalarına posta koyan kadınların gece eşleri onlara yanaşmak istediğinde ipi çekerek zil çalmaları ve birbirlerini uyardıkları sahnedir. En sevdiğim Şener Şen filmlerinden.

Namuslu ( 1984 ) : Namussuz namuslu Ali Rıza Bey. Artık bu filmiyle hem güldürüp hem düşündürebildiğini, içine kapanık bir adamı ne kadar şahane canlandırabildiğinin sinyallerini görüyoruz.

Aşık Oldum ( 1985 ) : Evi var, arabası var, harika bir işi ve güzel bir karısı… Hepsi var ama o macera arıyor. Orta yaşlardaki bir erkeğin çapkınlık macerasının anlatıldığı süper komik film. Buradaki rolünün de adı Şakir. Film aynı zamanda Women İn Red'in yerli versiyonu.

Züğürt Ağa ( 1985 ) : Zamana ayak uyduramayan, Haraptar köyünün ağası rolünde. Sonunda o çok değer verdiği çizmelerini de elden çıkarmak ve sokaklarda “domatess” diye dolanmak zorunda kalır. Yıllar sonra Beyaz Show'da yine "domatess" diyerek gönlümüzü fethetti Şener ağbi.

Çıplak Vatandaş ( 1985 ) : Ailesinin geçimini sağlamak için bir sürü ek iş yapan ama yetiremeyince akıl sağlığı bozulan İbrahim rolündedir. Filmin afişi de unutulmazdır, koltukta oturan çıplak Şener Şen.

Muhsin Bey ( 1986 ) : Urfalı Ali Nazik’i meşhur etmeye çalışan eski organizatör Muhsin Bey.

Milyarder ( 1986 ): İstasyon şefi Mesudiyeli Mesut’un trajikomik hikayesi. Mutlu olmayı çok mu görmüşlerdir ona, küçük bir dünyası vardır, bozulmasın diye çok uğraş verir. En iyi oyunculuklarından birini sergiler bu filmde.

Değirmen ( 1986 ): Reşat Nuri Güntekin’in hikayesinden uyarlanan bu filmde Kaymakam Hilmi’yi oynar. Oturak aleminde yediği foyalar ortaya çıkacak diye yaşadığı tedirginlik muhteşem.

Selamsız Bandosu ( 1987 ) : Filmin en önemli iki rolü; Belediye başkanı Latif Şahin, bando şefi Murat. Şahsen ben hiç düşünmemiştim ama bando şefini Şener Şen oynasa idi ne olurdu, değil mi?

Arabesk ( 1988 )

Zengin Mutfağı ( 1988 ) Daha evvelce tiyatroda da aynı oyunu oynayan Şen bu filmde her zamanki gibi muhteşem. Küçük dünyasında yaptığı işle mutlu mesut eski pehlivan Lütfü Usta'nın hayatı zengin ev sahiplerinin bir gün evi ansızın terketmesi ile değişir. Hayat sadece o mutfaktan ibaret değildir ama biz seyirciler hayata bu mutfaktan bakarız.

90’lı yıllardayız:

Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni ( 1990 ): Filmin sonunda hüsrana uğrayan , intihar etmeye yeltenen onu da başaramayan yönetmen Haşmet Asilkan rolündedir.

Gölge Oyunu ( 1992 )

Amerikalı ( 1993 ) : Şeref The Turk rolünde. Ben bu filmi sevmiyorum ya.

Eşkiya ( 1996 ) : Turgul- Şen ortaklığının ürünü güzel film. Eşkiya Baran, dağlarda yol kesip adam öldürse de sevmeyi bilmiştir. Beni ağlatan filmlerdendir bu.

Gönül Yarası (2004) : Yüreğe dokunan bir film. Filmde Şen'in öğretmenlik yaptığı yıllardan kalma gerçek fotoğrafları da kullanılmış.

Kabadayı (2007) : Turgul ve Şen'in seyirci ile buluşan en son çalışmaları. Diğer Şener Şen filmleri yanında beni çok etkilemedi. Aklımda koca filmden Kenan İmirzalıoğlu'nun sahici kötülüğü kaldı o kadar.

Bir TV dizisi olan İkinci Bahar'ı da saymalıyım. İzlediğim en güzel dizilerden biriydi.

Bu kadar güzel film, bu kadar unutulmaz , resmen hafızalara kazınmış sahneler, replikler ile tanıdığımız Şener Şen’in topu topu iki ödülü vardır akademik anlamda. 15. Antalya Altın Portakal Film Festivalinde Çöpçüler Kralı filmindeki rolüyle en iyi yardımcı erkek oyuncu, 24. Antalya Altın Portakal Film Festivalinde Muhsin Bey filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu ödülü. Halkın jürisine göre eminim ki Şener Şen hepimizin kalbinde yer ediyordur , ona seyircisi yeter.

Gelelim en’lere:

En çok çalıştığı yönetmenler Ertem Eğilmez ( 11 ), Kartal Tibet ( 7 ), Yavuz Turgul ( 5 ), Atıf Yılmaz ( 5 ) Başar Sabuncu (2 ), Nesli Çölgeçen ( 2 ).

Filmlerinde en çok “ Şakir” adıyla karşımıza çıkmıştır.

En çok üçkağıtçı kurnaz ( 6 ), Hababam serilerini de katarsak beden eğitimi öğretmeni ( 4 ), ağa ( 3 ), zabıta ( 2 ), Gırgıriye serilerinde sarhoş ( 2 ) rolleriyle karşımıza çıkmıştır.

En çok Ayşen Gruda ile çift halinde oynamıştır.

Daha çok filmlerini seyretmek dileğiyle selam olsun Şener Şen’e !

3 Ocak 2008

Portresi Yapılası Bir Yüz : Sema Özcan




Metin Erksan
Üstâdın Sevmek Zamanı'ndan bir bölüm... Metin Bükey Orkestrası'nın çaldığı müzik eşliğinde Halil'i (Müşfik Kenter) kürek çekerken görüyoruz. Kıyıda, beyaz gelinliği ile Meral (Sema Özcan) ona bakıyor.

Sema Özcan'ı ne zaman anlatmak istesem, söze "Dalgın Bakışlı Sema Özcan" diye başlayasım gelir. Öyle değil midir sizce de , dalgın bakışlı değil midir bu hanımefendi ?

Sevmek Zamanı, Özcan'ın ilk filmlerinden biridir. Daha sonraki zamanlarda aslında onu hep benzer rollerde görürüz. Ayşecik'in annesidir, Ayhan Işık'ın sevdiği kadındır filmlerde.

Zihnimdeki tüm bu naiflik imajını, geçenlerde okuduğum Ülkü Erakalın'ın Fotoğraflar Siyah Beyaz Anılar Renkli adlı kitabındaki şu satırlar yıktı ; bir kere daha anladım ki beyaz perdedekiler sadece bir hayaller... Artık gülünse mi ağlansa mı şu duruma bilemiyorum :


"...Sinemanın fuayesinde buluşuyoruz, gece yarısından sonra. Sema Özcan, ben, rahmetli Handan Adalı, Orçun ve de Selma Sonat var izleyen dostlarım arasında. Filmin havasına öylesine kaptırmışız ki kendimizi, o yıllarda dünyamıza yeni girdikleri için Selma ile Orçun'u sanki tanışıyorlarmış gibi düşünerek Sema Özcan'a tanıtmaya lüzum görmüyorum.
Sema da sormuyor nedense "Bu arkadaşlar kim ?" diye.
Dedim ya filmin ilk gösterimine kaptırmışız kendimizi. Uzatmayalım seyirden sonra , önce Sema Özcan'ı evine bırakmak üzere özel bir arabaya doluyoruz.
Önde Sema ile Handan, arkada da ben, Orçun ve Selma oturuyoruz. Gırgır şamata yoldayız. Selma Lale'yi (Lale Oraloğlu) kastederek :
- Senin ortağın işi nasıl ? diyor.
- İyi , diyorum.
- Orçun mudur morçun mudur nedir, diye devam ediyor , Lale ile ilişkileri devam ediyor mu ?

Arabada tüm sesler kesiliyor. Sema daha fazla pot kırmasın diye susuyoruz hepimiz, sorduğunu anlamamış gibi. Yeni sorusundan anlıyoruz; yanında oturan Handan Adalı, zarif bir tekme yapıştırmış Sema'ya. Sema daha da yükseltiyor sesini:
- Ayağıma ne vuruyorsun ayol ? diyor. Yalnız ben söylemiyorum ki bütün Türkiye biliyor bu ilişkiyi.

Arabada yine buz gibi bir sus pus. Araya olmadık veya olmayacak sorular ve de abuk subuk cevaplar giriyor.

...Yarım asra zor sığacak bir zaman içinde Sema 'nın evinin önündeyiz. Vedalaşmak için hepimiz tek tek iniyoruz arabadan. Arkama Orçun ve Selma'yı alıp , sinemada yapmam gereken tanıştırmayı epeyce geç kalmış olarak Sema'nın evinin önünde yapıyorum.
- Tanıştırayım, arkadaşım Orçun Sonat ve eşi Selma Sonat, diyorum.

Apartman antresinden sızan ışığın bile aydınlatamadığı loş görüntüde , Sema'nın kıpkırmız olduğunu görüyorum. Pot üstüne pot kırıyor Sema.
- Ay afedersiniz. Vallahi yalnız ben söylemiyorum bu sözleri...Hani geçen gün bizim tiyatroda da konuşuluyordu da...

Selma araya girmese kimbilir daha neler saçmalayacak Sema durumu kurtarmak için.
- Üzülmeyin Sema Hanım, diyor Selma. Söylediğiniz gibi herkesin dilindeyiz, ve ben iyice alıştım bu söylentilere.

Yaa işte böyle.

2 Ekim 2007

Önder Somer



7 mart 1937 yılında istanbul'da doğmuş , türk sinemasının yakışıklı ama aynı zaman da kötü adamı olarak bilinen sinema sanatçısı . 16 mayıs 1997 günü geçirdiğ trafik kazası sonucu aramızdan ayrılmıştır.

bir türk sineması aşığı olarak benim de önder somer hakkında düşüncelerim var paylaşmak isterim...


renkli gözlerin, arkaya taranmış muntazam briyantinli saçların, ince bıyıkların, avrupai tipinle türk sinemasının yakışıklı, yakışıklı olduğu kadar da kötü adamıydın sen. hala emin değilim gözlerin mavi miydi, yeşil mi ? insanın yüzü bu kadar temiz, saf, iyiliksever bir ifadeye sahipken nasıl olur da bir kaş kaldırmayla dudağının kenarına haince bir gülümseme yerleştirmeyle , niyeti bozuk kötü bir adama dönüşür ?… dönüşürmüş.

küçüktüm… sen doktor olurdun, yakışıklı subay olurdun, yazar olurdun, kariyer sahibi ama gönlünün sultanını bulamamış adam olurdun, ehli namusa göz diken mazide kalmış ama bunu yedirememiş eski sevgili olurdun, gazoza ilaç atan kötü niyetli züppe olurdun, iyi niyetli de olsan ömercik tarafından sarı çiyan diye nitelenirdin, evin hizmetli tayfası senden hazzetmezdi…

ah ah… ben büyüdüm önder ağabey. bugün canım fena halde seni görmek istiyor, talibi olduğun hanım kızın da sana aşık olduğunu görmek istiyor, filmin esas adamının apışıp kaldığını görmek istiyor. ahahahha diye kötü ve hain kahkahanı duymak istiyor kulaklarım bugün. filmin tadına tat katardın sen, kötü adam diye bilinirdin ama iyi adam rollerinde seyirci seni yadırgamazdı. sana çok haksızlık edildiğini düşünüyorum önder ağabey, sen de muradına ermeliydin, sen de kazanmalıydın. seni komedi filmlerinde de görmek isterdim, ayhan ışık’ı, kartal tibet’i tokatlarken görmek isterdim, kavgayı bir de sen kazan isterdim. ne de çok şey isterdim… senden set anılarını dinlemek isterdim, bak bunu gerçekten isterdim.


400’e yakın filmde görmüşüz seni , 1975’den sonra artık filmlerde oynamamışsın, meğer sen sadece oyuncu değil kapalı çarşı’da esnafmışsın. asıl soyadın “döşer” miş , babanın döşemecilik ve mobilyacılık vasfından ötürü, sen de devam ettirmişsin baba mesleğini. uzun yıllar kapalı çarşı’da dernek başkanlığı yapmışsın. sinemadan yine de kopmamış soder yönetim kurulunda üye olarak görev almışsın. evli barklı çoluk çocuğa da karışmışsın. bunları hiç bilmedik ta ki bir trafik kazasında ölüp de, hürriyet’in arka sayfasında minicik bir fotoğrafın eşliğinde birkaç satırlık haber halinde okuyana dek.


biraz tuhaf, ortamlarda gülmek için anlatılan bir filminden ben de bir alıntı yapıyor, seni saygı ve rahmetle anıyorum. büyürken bana filmlerinle eşlik ettiğin için sana ve tüm sinema emektarlarına tekrar teşekkür ediyorum.


1968 yapımı aşka tövbe filminden ;önder somer ( selman ), filiz akın ( şehbal ), kartal tibet ( mübin )
gönülsüz de olsa şehbal selman’la nişanlanmıştır. ama şehbal hala mübin ‘i sevmektedir. üçlü son sahnede tren garındadır. mübin , aşkını kalbine gömüş, kaderine rıza göstermiş şekilde az sonra trene binecek , ömür boyu birdaha bu diyarlara ayak basmayacaktır. selman, iki aşığın aşkına sonsuz bir saygı göstererek “ hayır, buradan asıl gitmesi gereken benim” der, mübin ‘in gideceği yere o gider. yahu nereye gidiyorsun diye kimse sormaz, aşıklar kavuşmuştur ya artık gerisi boştur.


çilek not: bu yazı benim sözlükte yazdığım ilk uzun artiz yazım :) artist değil artiz ! tarihi de 25.12.2004 müş ...

28 Eylül 2007

Sadri Alışık İle Rüyalarda Bir Gezinti

şakayla karışık sadri alışık

kaptan rafet, otoriter anne saffet'in oğlu, 1925 yılının dördüncü ayının beşinci günü, istanbul paşabahçe'de gözlerini dünyaya mehmet sadrettin olarak açtı. aile fertleri ona "sadri" diye hitâp etti, hayatının geri kalanında da milyonlar onu "sadri" diye tanıyıp sevdiler. sanatın neredeyse her alanında üretici olan sadri alışık serüvenine tiyatro oyunculuğu ile başlar, resim yapar, şarkı söyler, enstrüman çalar, nihayet "günahsızlar" filmi ile sinemaya geçer...off... şunları kendi ağzından dinlemek vardı ya. gelmiyor ki bir türlü gerisi...
-*-
-küçük hanım hey... uyansana yahu
gözlerimi ovuşturuyorum.
- küçük hanım, çilek ... epey oldu başında bekliyorum,
- aa.. ama
kolalı gömleği, jilet gibi pantolonu, ince gravatı, janti hali ve dudağının kenarına sıkıştırdığı sigarası ile 30 lu yaşlarındaki sadri alışık gülümseyerek bana bakıyor. şaşkınlığımın geçmesine izin vermiyor gülümsemesi.
- beni çağırmadın mı, işte geldim.
- be..ben çok şaşkınım. rüyada mıyım ?
- elbette ki rüyadasın. kaç zamandır sesin geliyordu kulağıma. bir sürü döküman topladın ve ne yapacağını bilemiyorsun şimdi değil mi ? biraz soluklansan belki iyi gelecek.
- e..evet.. de
- bak sana bir teklifim var . seni hayalini kurduğun bir yolculuğa çıkarsam...ne dersin ?
- ne diyebilirim ki, allah derim.
- e o zaman... çilek hanım !
- sadri bey !
koluna giriyorum. yumurta topuklu ayakkabılarım, diz üstü dar eteğim, kısa kollu fistolu blûzum , mizampli edilmiş saçlarımla pek güzelim.
önce paşabahçe'deki üç katlı ahşap evde alıyoruz soluğu. bahçesinde meyve ağaçları olan bu evde, küçük bir kediciğin ayaklarına ceviz kabuğu takan 5 yaşındaki yaramaz sadri önümüzden koşturuyor. sonra birden balkonda beliriveriyor, bu sefer de oltayla yukarı civciv çekmeye çabalıyor. evin içine girdiğimizde ise namaz kılan babaannesine türlü muziplikler yaparken buluyoruz onu. gülmekten katılıyorum.
- çok yaramazmışım küçükken, diyor.
gözleri parlayarak bakıyor o eve ve küçüklüğüne. sokaklarda dolaşmaya başlıyoruz. ılık bir rüzgarın eşlik ettiği bir yaz günü olmalı.
- ben istanbul'a aşığım , aşığıyım onun . denizine, havasına, vapurlarına, mavisine, yeşiline, çiçek bahçelerine, arnavut kaldırımlarına, salepli kışlarına, boğaziçine... aşığım.
- aşık olunmayacak gibi değil ki... hele ki senin gözlerinle görebilmek kimbilir nasıldır.
konuşurken birden kendimizi boğaziçinden geçen bir vapurda buluyoruz. yakıyoruz birer sigara, yanına da çayımız geliyor. şeker atmıyor o da ama kaşığı oynatıp bardağı çınlatıyoruz. gülüyoruz ikimiz de. bir şiir okumaya başlıyor:
bir vapur geçsin isterim önümden
ille de boğazdan
yırtılmış denizlerden
yorganlar gelir aklıma
sanki hiç ıslanmadan
bir sabahçı kahvesinden
kavaklar derim
kız kulesi derim
hisarlardan birine takılır gözlerim
doymaz martılar gibi
ışıklar hiç sönmesin isterim
bir demli çay bir demli çay daha
sonra hep istanbul şarkıları söylerim
vapur, denizi yırta yırta ilerlerken , benim bildiğim ama onun ağzından duymak istediklerimi sorma imkânı buluyorum.
- daha üçüncü sınıftayken "istiklal madalyası" oyununda başrolü, "adalı halil"i oynamak, cağaloğlu halkevinde tiyatroya devam etmek, güzel sanatlar akademisinde resim eğitimi almak... nasıl sığdırdın tüm bunları koltuğunun altına ?
- aşkla küçük hanım. hep sevdim, hep istedim, sevdiklerimi istediklerimi yaptım. bunlarla mutlu oldum ben. hem babamın bir nasihati vardı bana :" işini elinle değil, canınla yap " demişti. onu yerine getirmeye çalıştım .
- sonra sinemaya geçisin de "günahsızlar" filmi ile oluyor...
- evet, sinemaya başladığım ilk yıllarda daha çok tarihi, kahramanlık hikayelerini anlatan filmlerde rol aldım * * * *
- küçük rollerdi değil mi ?
- küçük rollerdi evet ama faruk kenç, şadan kamil, muhsin ertuğrul, sami ayanoğlu gibi usta yönetmenlerin yanısıra çok değerli oyuncularla, mesela gülistan güzey, cahide sonku, neriman köksal, sezer sezin, nedret güvenç 'le aynı sahneyi paylaştım. beraber büyüdük öğrendik.
- peki.. ömer lütfi akad desem sana...
-ustam derim, ellerinden öperim. hem hayatımın kadını ile tanışmama vesile oldu biliyorsun "yalnızlar rıhtımı"nda. çok güzeldi be çilek. ona aşık olmaktan başka çarem yoktu ki !
gülümsüyorum. ağzıma yay kaçmışcasına geniş bir gülümseme bu.
-*-
yatağın içindeyim. gülümseyerek uyandığım bir sabah bu sabah. hepsi bir rüyaymış ya ! kaldığım yerden devam devam ...
sadri alışık'ın türk sinemasına kazandırdığı bir çok tip olmuştur ki bunların en ünlüsü turist ömer'dir kuşkusuz. turist ömer de zaten, ayhan ışık'ın başrolünü oynadığı helal olsun ali abi filminde hayat bulmuştur ilkin. film çıkışı seyircilerin aklında ayhan ışık'tan ziyade sadri alışık'ın turist ömer'i kalınca 7 filmden oluşan turist serisi ortaya çıkar. işin bir ilginç yanı da o günün parasıyla fiyatı 5000 lira olan sadri alışık'ın yeni fiyatı 10000 liradır artık. ha ayhan ışık mı ? can dostu ayhan ışık'ın fiyatı ise 60000 liradan aşağı düşer. gün doğmadan neler doğar misali filmden de film doğar oynayan sadri alışık olunca. osman f seden 'in yönettiği şakayla karışık filmindeki osman da çok tutulur. ofsayt osman. hulki saner, aram gülyüz, ülkü erakalın ,nejat saydam, osman f seden , atıf yılmaz ve türker inanoğlu en çok çalıştığı yönetmenler olmuştur. bu turist ömerler, ayşecikler ve ofsayt osman, saner'le olan çalışmalarının kahramanlarıdır. küçük hanımefendi serileri nejat saydam , afacan serisi ülkü erakalın imzalıdır.
-*-
burnuma gelen sigara kokusu ile gözlerimi açıyorum. kapının kenarına yaslanmış :
- nerede kalmıştık küçük hanım ?
- ahh.. rüya olduğu için o denli hayıflandım ki.
- ah küçük kız, rüyadayız yine. kaldığımız yerden devam edeceğiz çünkü yolculuğumuz bitmedi ki...
rüya olduğunu bilmenin, biteceğini bilmenin mahzunluğu ile :
- peki...
derken bir balıkçı lokantasındayız. balık ağlarıyla dekore edilmiş bu yerin duvarları mavi boyalı, masalarında pitikare örtüler var. kızartma ile karışık anason kokusu çarpıyor burnumuza. masamız donanmış bir iki mezeyle. bir de kedi dolanıyor ayaklarımızın altında. ona bakıyorum. o janti kıyafetli sadri gitmiş yerine turist ömer gelmiş. bende ise değişen tek şey saçlarımın topuz olması ve üzerime aldığım şal. kadehini kaldırıyor:
- iç be güzelim, rüyadayız vebali yok.
bir şarkıya başlıyor inceden, eşlik ediyorum ona:
seni ben unutmak içn sevmediiim
gülmenayrılııık demekmiş bilmeedim
o içiyor ben içiyorum. sonunda şişe boşalıyor. yeni bir şişe geliyor masaya. meğer lokantanın sahibi de hulusi kentmen değil miymiş. omzunda koyu renkli bir havlu ile masaya yanaşıp göz kırpıyor bana. turist bana bakıyor ve kahkayı koyveriyor:
- tadını çıkar çileğim koçum benim !
rakı kadar erkek turistle vuruyoruz kendimizi kasımpaşa'ya. avare'yi , badem şekerini , turist ömer derler adıma'yı söylüyoruz sokaklarda. sabahın ilk ışıklarıyla birlikte piyer lotiye çıkıyoruz. haliç'in üzerine yağan yağmurda ıslanıyoruz. onun üzerinde trençkotu var bu sefer, tekrar bir istanbul beyefendisi görünümüne bürünmüş. belgin doruk gibi kabarttığım saçlarım yağmurda sünüyor. gözlerimdeki boyalar akıyor.
-*-
bu sabahlara hep böyle uyanmsam ya...yan rollerde oynadığı filmleri de katarsak sadri alışık'ın kamera karşısına birilkte en çok geçtiği aktrisler feri cansel, fatma girik , çolpan ilhan, belgin doruk, sevda ferdağ, filiz akın, türkan şoray, esen püsküllü, hülya koçyiğit. çevirdiği 189 filmin 88 inde başrol oynamıştır. sinemaya adım attığı günahsızlar filmindeki rolü de başroldür. 1962 yılına gelindiğinde ayşecik yavru melek filmi ile alışık'ın komedi filmi oyuncusu dönemi de başlar. bu filmi aman kimse duymasın, geçim dünyası, helal olsun ali abi, afilli delikanlılar v.s nihayetinde turist ömer izler. ofsayt osman, turist ömer rollerinin yanında izzet günay ile başrolü paylaştığı 64 yapımı fıstık gibi maşallah filminde canlandırdığı fikri/ fikriye rolü son derece komik bir roldür. bir başka kadın kılığına girdiği film de fıstık gibi'dir. fıstık gibi maşallah filminin yusuf sezgin , feri cansel'li ikinci versiyonudur bu film. efkarlıyım abiler filminde de kısa bir rolde kadın kılığında gözükür. soyadıyla müsemma dört filmi vardır : şakayla karışık, acıyla karışık, işler karışık, serseri aşık. oynadığı rollerin adı da çoğunlukla lâkaplıdır : turist ömer, ofsayt osman, ringo kazım, gönlübol arif, efkarlı arif *, taşkasaplı necati * , kapkaç hüsnü * , banazlı ismail * , şaşkın hafiye *
tarık akan'ın en çok ferit olması gibi sadri alışık da en çok osman olmuştur filmlerinde : arkadaşlık öldü mü, darıldın mı cicim bana, ağlama değmez hayat, acı ile karışık, şakayla karışık, sana layık değilim, yan kesicinin aşkı bulabildiklerim.
-*-
sabahın ilk ışıkları ve biz sarayburnu'nda kıyıdaki taşlara oturmuş martılara, vapurlara bakıyoruz. az evvel aldığımız simitler hala sıcacık. silutei giderek silikleşmeye başlamış, anlıyorum ki bu beni son ziyareti olacak. aklımdan geçenleri anlamış gibi :
- yazının sonuna yaklaşıyorsun artık. istanbul'u geze geze bitiremeyiz. şarkıların sonunu da getiremeyiz. bu son rüyayı film setlerine ayırdım ben. en sevdiğin filmlerimin setlerine, içlerine, rollerine, repliklerine gireceksin.
gözlerimin ışıldadığını kendim bile anlıyorum.
mekan değişiyor, dekor değişiyor. neredeyiz ?bir arabanın içinde hususi şoförle beş kişiyiz. arka koltukta neriman *, ömer * ve bülent * oturuyor . ben ön koltuktayım. içinden farklı planlar kuran üç sevimli insan . küçük hanımefendi'yi izliyorum. oldukça minik bişey, hokka gibi bir de burnu var. ayhan ışık'a bakıyorum hayranlıkla. o sırada hariçten bir ses kulağıma fısıldıyor " can dostum benim o" diyor. ayşe ile gül dansöz kıyafetleri içinde bir masanın üzerine çıkmış babaları sadi'yi sevgilisinin yanında rezil etmekle meşguller. hımm, gelinlik kızlar filiminin bir karesi. yan masalardan birinde oturuyorum. ahah figüran olarak sanırım. kareler hızla değişiyor. bir yatak odası . yatağın kenarına oturmuş bestekâr sadi bey açık bırak pencereni örtme perdeyi bu gece'yi hem çalıyor hem söylüyor. bense zeynep aksu'nun mürebbiye rolünü kapmışım çoktan. kapı aralığından izliyorum onu. piyanonun tuşlarına iştahla basan yasemin * ona eşlik eden osman öp beni öp beni öp diye şakıyorlar. piyanonun üzerine oturmuşum ama kimse görmüyor beni. o kadar hızla geçiyor ki kareler ; baş belası filminde orospu çocuğu canum evladum kulaklarımla duyuyorum , tatlım filminde hale soygazi ona "tamam mı tatlım" diyor. ben diyorum. hayır hale diyor. ah müjgan ah'a gelince gözleri dört defa lacivert müjganın saçlarını çekiyorum, hüsnü'ye tercih ettiği zengin züppeye * bir tekme savuruyrum ama hepsi havaya gidiyor. filme müdahale edemiyorum. bir kez daha anlıyorum ne müjgan o müjgan ne de hüsnü o hüsnü. herşey bir anda bulanıyor. ışık hızıyla film karelerinden koparıp alıyor sanki birisi beni.
- çilek kız, ayrılma vakti
- ne çabuk...
- rüyaydı biliyorsun, bitti. bitmeli.
- bir gün yine rüyalarıma beklerim, hayır demem.sıcacık bir gülüş atıyor.
- sen gibi sevenlerim var mı hâlâ ,diyor
- elbette. seni seven, arayan, senin gibi olmak isteyen, seni örnek alan, yaptıklarını bugün de takdir eden binlerce kişi var. filmlerini hâlâ heyecanla izleyen kişiler.
mutlu olduğunu hissediyorum.
- selam olsun onlara.
- olsun
- onlara çok şey söylemek isterdim, lâkin o rüya bu rüya değil !
bir turist ömer selamı çakıyor. gururla gülerek karşılık veriyorum. kayboluyor.
23/08/2006 tarihinde ekşide yazdığım yazım. epey bir araştırma yapıp, çokca döküman toplamıştım bu yazı için. elbetet ki bu yazıda eksiklerim ve yanlışlarım var. mesela çolpan hanımla tanışmaları yalnızlar rıhtımı film setinde olmuyor. evveliyatı var. bunu bulması da size kalsın. yok öyle hazıra konmak :)

12 Eylül 2007

Sultanım : Türkan Şoray

Gözleri Ömre Bedel




Herşeyden önce ben sultanın simasına hayranım. Bakışlarına hele. Güzel bişey görmek istediğmde sultanın fotoğrafları arasında gezinirim bazen. Ona benzemek isterdim desem abartmış olur muyum ?





Bu yazı da 2004 senesinin ucuna yetişmiş, sözlükten yanına bazı fotoğraflar ekleyerek buraya almak istedim... Sultan'ı anlatmak için kifayetsiz kalmış sözcüklerim gerçi , iyi yolculuklar :)

Kara Kız Türkan

türk sinemasının sultanı olarak adlandırılan kadın.en kısa tanımı bu olsa gerek.hayatta rastlantıya yer var mıdır, bir tesadüfle insanın hayatı değişir mi, kalın kaşları, çengel burnu gider, yerine derin bakışlar , her daim titreyen eller, kamera karşısındayken canlandırdığı karakter olurken, gerçekte kendine güvensizmiş gibi gözüken, sanki birileri “aman topluluk içinde konuşma” demiş gibi ürkek hareket eden bir insan gelebilir mi ?



yeri gelir sevgili, evlat, anne, şarkıcı, anadolu kadını, köy güzeli olur yeri gelir çingene, konsomatris , saftirik aşık kadın olur. 45 yıldır sinema yapar durur. uğruna şarkılar yazılır, dantellere oyalara adı verilir.kendine has meşhur türkan şoray kanunları vardır.


Panter Emel'e ne kadar teşekkür etsek az...

türkan hanım daha onbeşinde bir arkadaşını (Emel Yıldırım /Panter Emel) izlemek üzere bir film setine gider ve artık o setlerden hiç çıkmaz. böyle başlar onun hikayesi. sene 1960…salon komedisi denilen filmlerde oynar ilkin, döneminin en meşhur oyuncularıyla bedia muvahhit, ayhan ışık, ahmet tarık tekçe. filmlerin konuları genelde birbirine benzer. isimleri de bir tuhaftır : aşk ve yumruk, sevimli haydut, siyah melek, küçük beyin kısmeti, badem şekeri , macera kadını, bomba gibi kız, çamaşırcı güzeli vs. ilk on yıllık sürede 130 filmde oynar (her sene ortalama 10 film ). bunların çoğunu hatırlamazsınız birkaçı hariç:


-ayhan ışık’la oynadığı 1961 yapımı otobüs yolcuları. ayhan ışık’la öpüşür bu filme daha ortada meşhur türkan şoray kanunları yoktur.
-sadri alışık - izzet günay’la oynadığı 1964 yapımı fıstık gibi maşallah. kendine zengin bir koca arayan gülten rolündedir.naci rolündeki izzet günay’la da bol bol öpüşür.


- ertem eğilmez’in sürtük, osman f seden’in çalıkuşu, ömer lütfi akad’ın vesikalı yarim filmleri de hatırlayabileceğiniz diğerleri.

1969 yılında bana göre türkan şoray’ın sinemacılığında bir dönüm noktası olan şey gerçekleşir. atıf yılmaz’la tanışır. türkan şoray’ın oyunculuğunu ortaya çıkaran, onun yüzünü, mimiklerini en iyi kullanan yönetmendir bana göre. onun yönetiminde bugüne kadar 17 film çeker. çok ilginçtir ki bu 17 filmin nerdeyse tamamını herkes bilir:


- 1970 kara gözlüm
- 1971 güllü
- 1972 cemo
- 1982 mine
- 1990 berdel



70’li yıllar başladığında seneye on film sığdıran türkan hanım artık daha seçici olmaya başlamış anlaşılan ki (rüçhan adlı faktörü ) senede ortalama 5 film çevirmiştir (1970 – 1980 ). birbirine benzer konulu aşk filmlerinin yanı sıra toplumsal içerikli filmler de çeker. bana göre en güzelleri :


- tatlı meleğim : başrolü ediz hun’la paylaştığı bu filmde ağız dolusu yediği makarna, güzellik salonunda bir hafta takılıp afete dönüştüğü haliyle çıkar karşımıza.


- arım balım peteğim: cüneyt arkın ( harun ) iflah olmaz bir çapkın rolündedir. türkan hanım , ona aşık olup uğruna intihar etmeyi deneyen zeynep rolündedir.

-ateş parçası : filmi çektiğinde 26 yaşındadır. çizgili erkek pijamalarını üstüne giyip, saçları dağınık bir şekilde tepeden toplanmış halde , en sevimli ve ikisi bir arada nasıl oluyorsa en kadın haliyle kartal tibet’e bakar şöminenin başında. bu türkan şoray’ın en güzel halidir.


-cemo : fikret hakan, çancı memo, kendisi güzeller güzeli cemo. kısacık saçları ile izliyoruz. en iyi oyunculuklarından birini bu filmde sergiliyor.

- açlık : en etkileyici filmlerinden biri. sürekli şarkıcılık yapan, göbek atan, sevdiği erkek için fedakarlık gösteren türkan şoray filmlerinin tam aksine tarlada çapa yapan, yoktan var eden , çocukları için yaşayan anadolu kadını rolündedir. filmin sonu şimdi bile o kadar canlı ki gözlerimin önünde.

- sultan gelin : evlendiği gece kocası ölen, onun yerine 7 yaşındaki kaynıyla evlenme seçeneği sunulan sultan gelin rolündedir.


- yüreğimde yare var : yakup ( hakan balamir ) ve nurten küçüklükten beri aynı evde kardeş gibi büyümüştür lakin bu onların birbirlerine aşık olmasına engel olmaz.

- selvi boylum al yazmalım o kadar çok yazıldı ki hakkında ben en iyisi susayım.
- dila hanım: yok susamayacağım. gözlerimi kapayıp türkan şoray’ı gözümün önüne getirdiğimde burnunda hızması, mavi entarisi, un bulanmış alnı, hamur yoğuran ve değirmenci yakup’a ( kadir inanır ) bakan hali gelir.
- sultan : çeşmenin başına bir güzel inmiş… kemal ( bulut aras ) sultan’ı kafasına takmış

geldik 80’lere. ben buna kısaca cihan ünal’lı yıllar demek istiyorum. toplam 6 filmde beraber oynamışlardır.
-mine
-seni seviyorum
-seni kalbime gömdüm
-bir sevgi istiyorum:bu filme hamiledir, dolayısıyla hep yakın plan çekimde görülür.
-körebe
-bir kadın bir hayat

80’lerden akılda kalan güzel birkaç filmi: metres , on kadın ,gramofon avrat , rumuz goncagül

90’lara gelindiğinde kendi adıma konuşayım nihavent mucize dışındaki hiçbir filmi aklımda kalmamış. 2001 yılından beri yayınlanan tatlı hayat dizisinde oldukça başarılıdır.kendisinin yönettiği dört filmi vardır ki ikisi muhteşemdir : dönüş ve bodrum hakimi. diğer ikisi; yılanı öldürseler ve azap.

şimdi size sorsam türkan şoray en çok hangi aktörle başrolü paylaşmıştır diye en çok bilinen filmlerinden yola çıkarak kadir inanır , murat soydan, kartal tibet dersiniz. nerden mi biliyorum ? yazıyı kaleme almadan önce yüz kişiye sordum ( tamam abarttım yüz kişi değil ). istisnasız kime sorduysam ilk sırada kadir inanır’ı saydı. oysa ki top 10 listesi şöyle:

ediz hun ( 20 ), murat soydan ( 14 ), ekrem bora ( 14 ), kadir inanır ( 11 ), izzet günay ( 10 ),fikret hakan ( 8 ), göksel arsoy ( 8 ), tanju gürsu ( 7 ), cüneyt arkın ( 7 ) ve cihan ünal ( 6 )

en çok beraber çalıştığı yönetmenlerde ilk on: nejat saydam ( 21 ), osman f. seden ( 18 ), atıf yılmaz ( 17 ) , ülkü erakalın ( 16 ), mehmet dinler ( 13 ), hulki saner ( 7 ), safa önal ( 6 ), nevzat pesen ( 6 ), muzaffer aslan ( 6 ) ve arşavir alyanak ( 5 ).


yazımı türkan şoray hakkında meraklısının dışında kimsenin bilmediği birkaç notla noktalıyorum:

- 1963 yapımı genç kızlar filmi ediz hun’la ilk filmidir. bu filmde hülya koçyiğit’le birlikte oynamıştır.
- 1966 yapımı "günahkar kadın" filminde filiz akın’la birlikte rol amıştır.
- 1966 yapımı düğün gecesi filmindeki rol arkadaşları zeki müren ve ajda pekkan’dır.


- 1963 yapımı badem şekeri filminde ise fatma girik’le geçmiştir kamera karşısına.
- cüneyt arkın’la ilk filmi "gözleri ömre bedel" ( 1964 )

- tarık akan’la ilk filmi "melek mi şeytan mı" ( 1971 )

- kartal tibet’le ilk filmi çalıkuşu( 1966 )

1 Ağustos 2007

Tonton Dede : Hulusi Kentmen

Tonton Dede


adının hakkını ziyadesiyle veren güzel insan. hulûsi “ saf, halis, içi temiz, içten, candan “ mânâsına geliyor.bazen gerçek hayatla hayal dünyası iç içe geçer, geçirmek istersiniz… kahramanlarınız vardır, güvendiğiniz, çok sevdiğiniz… benim gibi, çocukluk dönemi biraz 70 li biraz da 80li yıllara denk gelen birisiyseniz kahramanlarınızdan birinin hulûsi kentmen olması çok doğaldır. hayalinizdeki dede, tonton amcadır. pos bıyıkları ciddiyetine ciddiyet katarken, onları şöyle bir sıvazlamasıyla içinize bir güven duygusu dolar, yaşasın problem çözülecek diye umudunuz yeşerir. bir mimikle pos bıyıklar onu sevimli yapar, tonton yapar.evin bücürüyle işbirlikçidir, yaramazlıkta üstüne yoktur. çöpçatandır… birini birine yakıştırdı mı, açar kesenin ağzını, yollar onu parislere, romalara, afete dönüştürür ve evlendirir.otoriterdir.diyete gelemez, evin hizmetli tayfasını ayartır… istediğini yer. yufka yüreklidir, başkalarının mutluluğu onun mutluluğudur.ortamda bir kumpas mı dönüyor hemen ayak uydurur ama bir şartla… yeter ki kumpas sevgi için aşk için dönüyor olsun .gri takım, fötr şapka, baston kullanır.komiser ise şayet pek babacandır.meyhaneci ise derdine ortakdır.esnaf ise en dürüstüdür, hal hatır sorar.
meraklısına ;1911 yılında bulgaristan’ın tirnovo kentinde dünyaya gelmiş ve 20 aralık 1993 yılında hayata gözlerini kapamıştır. türk sinemasında sahneyi paylaşmadığı oyuncu , çalışmadığı yönetmen kalmamış aktörlerdendir. herkese eşlik etmiştir.o güzelim pos bıyıklar bir onda vardır bir de çok yakın dostu hüseyin baradan’da. hulusi kentmen denilince akla hemen bu pos bıyıkları gelir.
belli rollerin adamıdır. ya fabrikatördür, ya komiser, ya sadece zengin adamdır…bazen marangoz bazense meyhaneci, mahallenin esnafı olarak görünür filmlerde. sinemaya ilk başladığı yıllarda tarihi filmlerde rol almıştır. birkaç örnek : istiklal madalyası , şehitler kalesi , estergon kalesi, zülfikârın gölgesinde, barbaros hayrettin paşa ( 1951 ) vs.1942 yılında başladığı sinema hayatına 60’lı yıllara gelene kadar yılda ortalama 2 film sığdırabilmiştir.
60’lı yıllardaki filmotografisine göre :1960’da ( 5 ) , 1961’de ( 6 ),1962’de ( 16 ), 1963’te ( 10 ) , 1964’te ( 15 ), 1965’te ( 16 )1966’da ( 4 ), 1967’de ( 7 ), 1968’de ( 5 ),1969’da ( 10 ). zaten bu on yıllık süre içindeki filmlerinde hepimizin bildiği o tonton, babacan, sıkıntılarla boğuşurken; güven veren o koca cüssesi, elindeki bastonu, fötr şapkası, pos bıyıklarını şöyle bir sıvazladığı ve problemleri şak diye çözdüğü rolleriyle çıkar karşımıza. bu filmlerden benim için en iyileri ve çoğumuzun da hatırlayacağı : ayşecik serileri, küçük hanım avrupada , ne şeker şey ,badem şekeri , adanalı tayfur , hıçkırık , kınalı yapıncak , boş çerçeve , yumurcak .
70 ve 80 arası dönemde 107 filmde oynamıştır. bu dönemde başta erler film ( 19 )olmak üzere , arzu film ve erman film yapımlarında sıklıkla rol almıştır. bunlardan bazıları:
yumurcak serileri,
küçük hanımefendi : yaşlı babacan avukat rolündedir. rol arkadaşları ediz hun ve hülya koçyiğit .
afacan : balıkçı osman * sokakta bulduğu bebekle soluğu meyhanede alır. meyhaneci , dert ortağı hulûsi kentmen’dir. “ ya bunun karnını doyuralım önce” der hulûsi baba, balıkçı osman “ hay yaşa sen , ver ordan biraz köfte pilav” deyince “ dur ulan öldürecek misin el kadar masumu” diye olaya el koyar ve bebeğin karnını doyurur.
kezban pariste : hülya koçyiğit ve izzet günay’ın başrollerini oynadıkları bu filmde, uçarı torununu yola getirmek isteyen dediğim dedik, sevimli dede rolündedir.
tatlı dillim : yolu bir köye düşen tarık akan, köyün güzel öğretmeni filiz akın’a aşık olur ve evlenirler ama bir süre sonra köy hayatından sıkılan tarık, şehre döner. güzel köy öğretmenimiz de ardından şehre gider ve babasıyla* tanışır durumu anlatır. babası haylaz oğluna iyi bir ders vermek için genç kadınla işbirliği yapar.
hayat bayram olsa : iki genç * * birbirlerini sevmektedir ama ne yazık ki düşman ailelerin çocuklarıdır. biri ateşoğlu diğeri de barutoğlu’dur. hulûsi baba da kızın babasıydı. diğer düşman babayı da rahmetli ali şen oynamıştı.
yalancı yarim : emel sayın fakir kızı, tarık akan da zengin erkeği canlandırır. emel sayın, hulûsi kentmen’i babası diye tanıtmıştır. o da bozuntuya vermez çünkü aşka büyük hürmeti vardır.
oh olsun : yine çok zengin, yine fabrikatör, otoriter ve oğlunu zengin bir ailenin kızyla evlendirmeyi planlayan adam rolündedir.ne yazık ki oğlu * fabrikasında işçi olarak çalışan güzel kıza *gönlünü kaptırmıştır. gizlice evlenirler. filmin en şahane sahnelerinden biri çatıdaki gizli odada doğum yapan kızın yanına çıkmaya çalışan , bacacı kılığına girmiş doktorun * sürekli hulûsi babayla karşılaşması ve o komik replikler.
yüreğimde yare var : biri öz diğeri üvey iki çocuğu olan marangozu canlandırır. bütün isteği çocuklarının evlenip çoluk çocuğa karıştığını görmektir. ikisi de bir türlü evliliğe yanaşmayan nurten * ve yakup * babalarını çok üzmektedir. oysa ki yaşlı adamın bilmediği kardeş gözüyle baktığı çocuklarının birbirlerine sırılsıklam aşık olduğudur.
salak milyoner : kayseri’den babalarının vasiyeti üzerine istanbul’a gelen dört kardeşin komik öyküsünün anlatıldığı bu filmde babacan komiserdir. istanbul’u köstebek gibi kazıp duran dört kardeş birkaç kez komiserin karşısına çıkarlar.
ah nerede : üç oğlunu istanbul’a okumaya yollamıştır ama onlar okumak şöyle dursun biri çapkınlık, biri kumarbazlık diğeri de devrimcilik yapmaya çalışır. bunun üstüne onları apar topar memlekete geri getiren otoriter baba son sahnede intihar etmeye çalışan oğlu ferit’i caydırmak için yine otoriterliğini öttürmektedir : feriiit, in ulan aşşa, gelirsem yukarı döverim valla!
delisin : kendisi gibi aklı başında ferit’le * fotoğraf stüdyosunu ve alembeğendi halkını idare etmeye çalışan fotoğrafçı mümtaz rolündedir. ortada ne sihir vardır ne de keramet ama fotoğraf stüdyosu yatıra dönüşmüştür.
baba bizi eversene : çalışanı mahir’den * hiç hazzetmeyen ama ondan yine de vazgeçemeyen fazıl bey kendileri. o derece kıl olur ki mahir’e adını mahir taktığı siyah saçlı oyuncak bebeğin saçlarını yolmaktadır bir sahnesinde.
öyle olsun : zeytinyağı imparatoru hulûsi bey, kızı alev *, kepçe takma adlı muhabir ferit * etrafında dönen , ferit’le zorla güreş yaptığı sahneleriyle hatırlanan komedi filmlerinden.
gel barışalım : kendisi zengindir, kızının* da zengin biriyle evlenmesini beklerken o tutar orta halli bir delikanlı * ile evlenir. filmde sevmediği damadını “çayır züppesi” diye adlandırmaktadır.
meraklı köfteci : komiser rolündedir.
sivri akıllılar : emekli komiser hulûsi, zeki * ve metin’in * ricası üzerine hırsızlık yapılan otele müşteri gibi yerleşir ve olayı çözmeye çalışır. filmin bir sahnesinde giydiği kırmızı siyah çizgili eski tip mayonun içinde pek bir sevimlidir.
80li yıllarda onbir filmde oynamıştır. artık yetmiş yaşını aştığı dönemlerdir.arşiv çalışmasının sonucunda elde ettiğim , meraklısının ilgisini çekebilecek birkaç ayrıntı;
- en yakın dostlarından birisi rahmetli hüseyin baradan’dır. kendisi gibi pos bıyıklara sahip rahmetli ile izmir fuarı’nda grup olarak sahneledikleri gösteriler yapmışlardır. (grubun adını öğrendiğimde ekleyeceğim buraya).
-en çok çalıştığı yönetmenler sırasıyla orhan aksoy ( 20 ), türker inanoğlu ( 18 ), osman f seden ( 15 ), ertem eğilmez ( 10 ), ülkü erakalın ( 10 ), nejat saydam ( 10 ), mehmet dinler ( 9 ), hulki saner ( 9 ), atıf yılmaz ( 7 ) ve orhan elmas ( 7 ).
-sadece duvarda asılı resmiyle rol aldığı film zeki ökten’in 1973 yapımı bitirim kardeşler adlı filmidir.kartal tibet ve kadir inanır’ın oynadığı bu filmde , iki kardeşin iyi bir iş becerdiklerinde duvardaki resim güler, işi ellerine yüzlerine bulaştırdıklarında ise duvardaki resim kaşlarını çatar durumda gözükür.
-kötü adamı oynadığı yegâne rol , hülya koçyiğit ve ediz hun’un başrollerini paylaştığı , mehmet dinler’in 1970 yapımı “söz müdafaanın” adlı filmdedir. burada oğlundan * uzak tutmak istediği kızı * tuzağa düşürerek kötü bir kadınmış izlenimi uyandırmaya çalışır. filmde onunla işbirliği yapan diğer kötü adamı da hüseyin baradan oynamıştı.
- oyuncu kimlikleri ile tanıdığımız ama yönetmenlik de yapan abdurrahman palay ’ın “ adalardan bir yar gelir bizlere”, vahi öz’ün “ hacı baba” ve zeki alasya’nın “ sivri akıllılar” filmlerinde de oynamıştır.
- çocukların çok sevdiği keloğlan aramızda , ali baba ve kırk haramiler ve keloğlan oynamıştır.
- dönemin ünlü şarkıcı filmlerinde de boy göstermiştir:
bıktım her gün ölmekten - orhan gencebay
şepkemin altındayım - ajda pekkan ( onunla birkaç filmi daha vardır )
tanrıya feryat- ferdi özbeğen
yadeller - ferdi tayfur
- 70li yıllarda yeşilçamdaki seks furyası zamanından o da ne yazık ki nasibini almış ve üç filmde oynamıştır. ( bu filmlerde o dönemin seks furyası ile adları anılan oyuncular olduğundan dolayı bu katogoriye giriyor kimse yanlış anlamasın).
- ne alırsan iki buçuk ( 1976)
- öl seve seve ( 1977 )
- ah be ne dünya ( 1977 )
- yorgun savaşçı 1978 ve acımak 1985 rol aldığı iki tv dizisidir.
ekşi sözlük'te 13.01.2005 'de yazmışım.