Çocukluğumdan beri sevdiğim, bütün filmlerini ezbere bildiğim , bugün de filmlerini keyifle izlediğim Kemal Sunal, aramızdan ayrılalı dokuz yıl olmuş.
Kemal Sunal benim hayatıma ben daha 7-8 yaşlarındayken girdi. O yaşımda hayrandım ona, o yaşımda çokça filmini seyretme imkânı buldum, o yaşımda babama video alırken "inek şaban filmi al baba noluuur" diyerek baskı kurdum; hoş kurmama gerek yoktu çünkü biz ailecek Kemal Sunal'ı çok severdik. Babamın da annemin de filmlerini izlerken kahkalarla güldüklerini hatırlarım. Gündelik hayatımda bile onun repliklerini kullanırdım, hatta piyano tuşlarında amatörce ilk çalmayı öğrendiğim şarkı ŞARK BÜLBÜLÜ filminde seslendirdiği "Maden dağı dumanlıdır" türküsü olmuştu. Bu türküyü Sunal söylüyor ve ben de çalabiliyorum diye çok sevinmiştim, önemli bir olaydı benim için.
Çocukluğumda beni çok etkileyen , kişiliğime sayelerinde farklı özellikler kattığım ; ki ben onları hep taklit ederdim; sinema oyuncuları arasında Kemal Sunal'ı rahatlıkla en başlarda sayabilirim. Komediyi, gülmeyi, espri yapmayı onların sayesinde sevdim ben.
Bazen çocuklarımın, benim için çok önemli karakterler olan bu insanları tanıyamayacaklarına çok üzülürdüm. Barış Manço giderken, ilk oğluma hamileydim. Bugün her iki oğlum da Barış Manço kim biliyorlar, şarkılarını dinliyorlar, Manço'yu seviyorlar. Kemal Sunal da aynen öyle, bizim evimizde bilinir, sevilir. Sunal'ın filmlerini bugün çocuklarımla birlikte izlerken, benim onu tanıdığım yaşlarda olan oğullarımın yüzlerindeki mutlu ifadeyi görmek beni hemen kendi çocukluğuma götürür, çok mutlu olurum.
Bir laf vardır ya hani, sen beni güldürdün Allah da seni güldürsün denir. Kemal Sunal, seni beni , annemi, babamı, kardeşimi, eşimi, çocuklarımı mutlu ettin, güldürdün, senin de geride kalan sevdiklerin gülsün mutlu olsunlar, sen de yattığın yerde inşallah mutlu rahat ol.
3 Temmuz 2009
Kemal Sunal'ı Özledim
Gönderen
çilek
zaman:
07:02
2
yorum
Etiketler: Kemal Sunal
21 Mayıs 2009
Sahte Kabadayı
Pist... gel gel... Canın çok sıkılıyor dimi ? Bunaldın, yoruldun, gündem baydı... Biraz soluklanmaya ihtiyacın var ve şöyle 1-2 saatliğine kafanı hiçbirşeye yormak istemiyorsun biliyorum. Adım atsan para, o da malûm. O zaman ne yap et, bu filmi bul izle çekirge :)
Kemal Sunal'ın sinemaya adım attığı ilk zamanlarda yoğunlukla rol aldığı ARZU FİLM yapımlarının yerini 70 lerin ortalarından itibaren Natuk Baytan filmleri alıyor. Sahte Kabadayı da bu filmlerden biri.
Sahip olmadığı özellikleri varmış gibi gösterilen, acemi şansı ile bütün rakiplerini alt eden mecburiyetten kabadayı Kemal'in hikâyesi bu.
1976 yapımı filmin senaryosu Sunal'ın sonrasında rol aldığı Sakar Şakir ('77), Meraklı Köfteci ('76), Avanak Apti ('78) filmlerinin senaristi olan Suavi Sualp kaleme almış.
Mafya babası Şükrü'nün ölümü ile geride bir sürü mal mülk ve yanısıra bol bol haraç toplanacak ağız sulandırıcı bir mıntıka kalır. Şükrü'nün avukatı ne yapar eder mafya babasının kendi halinde bir pişmaniyeci olan oğlu Kemal'i bulur; amacı Kemal'in babasının yerini alması ve Şükrü'den kalan saltanatın devamını sağlamasıdır. Vefakat Kemal'in bırakın mafyala, babalıkla bile uzaktan yakından alâkası yoktur. Buna rağmen kendine dikte ettirilen yeni hayatına uyum sağlamakta çok da zorlanmaz.
Karşılaştığı diğer mafya babalarını tesadüfler sonucu madara etmeyi başarır; nasır sahibi dikiş tutmaz Sabri'nin yanlışlıkla nasırına basar, Sabri acıdan kıvranarak bayılır, dokunmaktan huylanan mafya babası Sadi'yi gıdıklayarak alt eder, kendisine ikram edilen bombalı puro rakibinde patlar vs.
Mafya ile dalga geçen filmde insanı koltuğundan düşürecek şiddette komik replikler bolca mevcut.
Bir sahnede , aklı çok basmayan pişmaniyeci Kemal, babasının konuşan papağanı ile karşılaşır. Hayatında konuşan kuş görmemiştir, papağan ona öyle beylik cevaplar verir ki sonunda Kemal:
- Afedersin abi ben seni kuş sanmıştım, der.
Avukat, papağana konuşmayı rahmetli babasının öğrettiğini söyleyince Kemal:
- Hıı... babam da mı kuştu, diye sorar.
Gazinodaki kağıt yeme ve para sahnesini mutlaka hatırlarsınız. Gazino şarkıcısı (Suna Selen) "para para para" şarkısını söylemektedir, Kemal sonunda dayanamaz "Yahu şu garıya para verin de sussun" diye tepki verir.
Yine gazinoda şef garson, Kemal'e hürmetlerini belirtmekiçin elini öper, o sırada garsonun alnına numara yapışır :
Kemal: Ne ulan bu numara?
Garson: Aman abicim sen numara yer misin?
- Ben yemem sen yer misin?
- Senin icin her turlu numarayi yerim abi.
- Ye ulan o zaman su numarayi!
(Garson uzerinde numara yazan kagidi yer)
- Yedim Kemal abi.
(O sırada hediye edilmek uzere bir silah gelir masaya)
- Kemal abi, dikis tutmaz Sabri'yi madara ettigin icin bu dokuzlugu kabul et.
- Onsekizligi yok muydu lan bunun?
- Bu sana daha cok yakisir abi.
Filmle ilgili fotoğraf ararken Kemal sunal fan sitesine de denk geldim, filmlerinden bol bol fotoğraf olan bu siteye bakmanızı öneririm.
Notcuk: Son repliği ekşi sözlük'ten cp yaptım.
Gönderen
çilek
zaman:
07:58
0
yorum
Etiketler: 70 ler, Kemal Sunal
25 Nisan 2009
ŞAŞKIN DAMAT
Kemal Sunal & Meral Zeren filmlerinden biri daha. Üstelik konusunun çıkış noktası Salako
ile neredeyse aynı. Senaryoda bir iki değişiklik yapılmış, ek karakterler konmuş ama özüne dokunulmamış. Her iki filmin senaryosu da Sadık Şendil imzalı. Hal böyle olunca oturduğum yerden hep aynı ahkâmı kesiyorum; altmışlar ve yetmişlerin ortasına kadar Yeşilçam'da o kadar çok film çekilmiş ki, senaristler fabrikasyon senaryolar yazmışlar, ister istemez sürekli tekrarlara girilmiş. Aynı senaryolar daha aradan 2-3 yıl geçmeden başka starlarla değişik isimler alarak tekrar çekilmiş. Hatta bazen de değişik senaryolar kırpılıp kırpılıp akabinde de yapıştırılıp karma bir senrayo ile filmler yapılmış.
Şaşkın Damat filminde ben Salako'nun tadını yakalıyorum bununla birlikte , yetmişlerdeki erotik havanın bu filme de azıcık sirayet ettiğine inanıyorum. Nasıl ki Salako'da Meral Zeren'in poposunu gördü ise , Şaşkın Damat'da da şoko parti nedir seyirci bunu öğreniyor :)
Zengin ve muhafazakâr amcabeyimiz Süleyman (Ali Şen) yeğeni Serpil'e oldukça düşkündür. Serpil'in ailesi ise oldukça geniş, genişolduğu kadar da züğürttür. Amcabeyin aksine dinle imanla ilgileri yoktur. İşleri güçleri günübirlik yaşamak, çalışmadan yorulmadan hayattan keyif alabilmektir. Ailede bol alkol tüketimi, kumar, lükse özenti göze çarpmaktadır. Onlar züğürttürler ama çok medenidirler, amcabey ise parasını nasıl harcayacağını bilmeyen cahil biridir( EE hem hacı hem hoca hem de zengin! Kültürlü olacak hali yok ya Türk filmi işte !). Film, bu iki ucu temsil eden karakterlerin abartılmış davranışları ile bezelidir. Gerekli giydirmeler yapılan filmimizde asıl mesaj ise en iyi yol orta yoldur, ne öyle ne böyle, kimseyi sıkmamak gereklidir, herkes aslına dönmeli, olduğu gibi gözükmelidir. Haha az daha zorlasam Mevlana'nın yedi öğüdünü çıkaracağım sanırım :)
Nerde kalmıştık ? Amcabey, Serpil'i sevmektedir sevmesine de, ona ve ailesine yardımı şarta bağlamıştır; mazbut ve muhafazakâr bir şekilde yaşamalıdırlar. Bu yüzdendir ki, süper mini etekli Serpil, amcasını ziyarete gidişinde başına örtüsünü, kıçına az daha uzun eteğini geçirmektedir. A Ha ! Bakın bu filmi takiyyecilik nedir konusunda da örnek gösterebiliriz.
Neyse efeemm... Amcabeyin bir de gariban saftirik bahçıvanı vardır; Abdi. Gizliden gizliye Serpil'e aşıktır.
Bir gün ansızın amcabey, Serpil'lere gider. Evde karşılaştığı manzara tam bir felakettir. Üzerine çikolata sosu boca edilmiş Serpil, güçlü guvvatlı ve edeleli bir azman tarafından o çikolatadan arındırılmaya çalışılıyordur. Amcabey oracıkta destur çeker ve olaya el koyar. Serpil derhal hayatına çeki düzen verecek, namuslu namuslu ve içinde çikolata sosu olmayan bir evlilik yapacaktır. Yoksa aileye para musluğunu kesecektir. Serpil için uygun gördüğü damat adayı da gariban bahçıvan Abdi'dir.
Serpil , Abdi ile kendince formalite icabı evlenir. Abdi ise hayalinin gerçekleşmesinin verdiği sarhoşluktan ayılamamıştır. Sonrasında Serpil'in onu sevmesi için küçük çocukların gittiği bir okula birkayıt olacak, kendini yetiştirmeye çalışacaktır Abdicik. Aile efradı ile çıkılan balayında Serpil kendisini zengin bir işadamı olarak tanıtan , aslında zengin kadın avcısı olan dolandırıcı Kadir (Bülent Kayabaş) tanışır.
Gerisini anlatmaya lüzum var mı ? Tıpkı Salako'daki gibi sonunda Kadir'in dolandırıcı olduğu anlaşılır, Serpil onu yürekten seven Abdi'nin gönlünü kazanmaya çalışır.
Filmde dönemin çocuk yıldızı Kahraman Kıral'ı Abdi'nin sınıf arkadaşı rolünde izliyoruz. Adiloş Teyzemin de küçük bir rolü var, öğretmeni canlandırıyor. Oyunca kadrosu da oldukça geniş aslında filmin;
Abdi: Kemal Sunal
Amcabey: Ali Şen
Serpil:Meral Zeren
Serpil'in Annesi : Ayfer Feray
Kadir: Bülent Kayabaş
Serpil'in dayısı : Turgut Boralı
Serpil'in sarhoş eniştesi: İhsan Yüce
Öğretmen: Adile Naşit
Okul müdürü: Muharrem Gürses
Şaşkın Damat denince zihnimde hemen filmin fon müziği olan Pervane canlanıverir.
Ben kelebekler gibiydim senden önce... bak pervaneye döndüm seni görünce... Saf aşık Abdi'nin saf duygularını betimleyen güzel bir fon müziğidir.
Filmimizden dönemin erotik türk filmlerine nazire yapan bir repliği ekşi sözlükte buldum, örnek verelim ve konuyu bitirelim:
(Gerdekleri iptal olmuştur. Kayak pistine takım elbise ile gelen Abdi'yi görünce)
Serpil: Bu üstündekiler ne? Böyle mi geliyorsun ?
Abdi: Yok soyunacam. Gerdeğe girecez ya
Serpil: Ben kaymaya gidiyorum
Abdi: Ben de kayacam
Serpil: Önce öğren
Abdi: Sanki bilmiyom. Rahat bırakmıyo ki eşşoğlueşşekler.
Son olarak; geçtiğimiz pazar günü (19 Nisan) filmde Serpil'in dayısını canlandıran Turgut Boralı'nın vefatının 15.yılıydı. Saygıyla anıyoruz.
Gönderen
çilek
zaman:
00:10
2
yorum
Etiketler: 70 ler, Adile Naşit, Kemal Sunal, Meral Zeren
31 Mart 2009
HANZO
Yeşilçam'da oyuncu olarak da görev alan Suphi Tekniker'in senaryosunu yazdığı Hanzo'yu Zeki Ökten yönetmiş.
İlk seyrettiğimde filmden çok etkilenmiştim, zira hayal ile gerçeği tam olarak ayırt edebilecek yaşta değildim, İstanbul sokaklarında kafes içinde teşhir edilen adam, onu kocası sanan bir kadın... Tüm bunlar gerçek hayatta olabilirmiş gibime gelmişti. Üstelik konuşmasını bilmeyen Hanzo'nun hastabakıcı tarafından dövülmesi içime işlemişti. Çocuk merhametimi çok dürttüğünü hatırlıyorum. Diğer taraftan Hanzo'ya üzülürken çok da gülmüştüm, misal herşeyi yeni yenikeşfederken ki o saf sorularına, doktorun parmağını ısırmasına vs.
Gelelim konuya;
Köylülerbir gün , dağlık bir arazide yolunu kaybetmiş vahşi bir insanı yakalarlar. Vahşidir, zira konuşmayı bilmiyordur ve oldukça saldırgandır. Neyin nesi, kimin fesdir derken, yıllar önce ayılar tarafından kaçırılan ana oğulu hatırlarlar. Olsa olsa bu vahşi de ayılar tarafından yetiştirilen o küçükçocuktur. Haber kısa sürede gazetelerde, televizyonda yer alır. Vahşiye bir de isim takılır; Hanzo !
Hanzo, incelenmek üzere Houstan'a...yok be... İstanbul'daki tıp fakültelerinden birine sevkedilir. Artık Türk doktorlarına emanettir, onu enine boyuna, derinlemesine, yanlamasına her açıdan inceleyecek ve medeni insan özellikleri kazandırmaya çalışacaklardır.
Hanzo aslında yirmili yaşlarının ortasında bir adamdır ama hayata sıfırdan başladığını varsayan doktorlar ilk iş olarak Hanzo'yu kundaklar, altını da bezlerler :) Ağzına da bir emzik, acıkınca biberonla süt. Adam dağdan gelmiş, yese yese ot yemiştir, et yemiştir ama nafile... Önce süt derler. Oysa en çok armutu sever Hanzo, ne de olsa ayılar tarafından büyütülmüş olacak o kadar.
Hanzo'nun haberi yayılmıştır. Diğer taraftan Şükriye Hanım'ın (Adile Naşit) kocası Cabbar da yıllar önce ortadan kaybolmuştur, bu Hanzo da tıpkısının aynısı Cabbar'dır işte. Kızı Feride (Ayşen Gruda) her ne kadar annesine muhalefet etse de onun suyuna gitmek zorunda kalır. Şükriye Hanım'ın amacı Cabbarı doktorların elinden kaçırmaktır. Burada da en çok dikkatimi çeken takıntılı ve hurafelere meyilli annenin, evin her köşesine hacetini gidermesi olmuştu.
Hastanede Hanzo'yu bir Profesör Tacettin Bey (Mümtaz Ener) başkanlığında akademik bir ekip takip etmektedir. Hanzo, ekipteki doktor Hülya'yı (Meral Zeren) çok sever, en çok onunla anlaşır çünkü ona şefkât göstermektedir. İzlediği gelişim videolarından memenin ne olduğunu öğrenmiştir Hanzo ve bir an keşfeder ki bu memeden Hülya'da da vardır.
- Hüyyyaaa... meme...meme. cici meme... cici Hüyyya
diye tutturduğu anlar olur.
Aslında filmde çok diyalog da yoktur. Sonuç itibari ile Hanzo ne tam olarak insan olur ne de tam anlamıyla hayvan kalır. Dağdan inme Hanzo, küçüklüğünden beri nasıl öğrendi ise , eğilmeden bükülmeden, rol kesmeden, iki yüzlülük yapmadan öyle yaşamıştır. Onu eğitmeye çalışanlar, evine götürmek isteyen Şükriye Hanım, İstanbul sokaklarında onu meraklı gözlerle seyreden halk ise ilk önce kendilerini düşünmüştür, Hanzo'yu değil.
Bir iki not ekleyelim, profesör rolündeki Mümtaz Ener, memleketimizin ilk akrobatlarından biridir. Ne yazık ki yıllar sonra akıl hastanesinde vefat etmiştir. Filmde doktor olarak rol alan Süha Doğan'ın da sinemadaki son rolllerinden biridir. Süha Doğan ki sinemamıza oyuncu, yönetmen, senarist ve yapımcı olarak emek vermiş bir kimsedir , (doğruluğunu teyit edememiş olmakla birlikte ) 79 yılında bir akıl hastanesinde vefat etmiştir. Sunal filmlerini sevenlerin çok iyi hatırlayacağı Gardrop Fuat olarak tanıdğımız Ünal Gürel de filmde Hanzo'yu döven hastabakıcı rolündedir.
Gönderen
çilek
zaman:
08:35
0
yorum
Etiketler: 70 ler, Adile Naşit, Kemal Sunal, Meral Zeren
28 Mart 2009
SALAKO
Akşam akşam artık nereden estiyse, çalma listeme Şakir Öner Günhan'dan Çiçekler Ekiliyor 'u da ekleyince serbest çağrışımlar gırla gitti ve ben kendimi Kemal Sunal'ın filmografisini didiklerken buldum. Hani şu meşhur Şaban filmlerinde Zafer Dilek'in sazını konuşturduğu hareketli parçalar çalar ya arkada... Neden ben sevgili Kemal Sunal'ı yazmıyorum ki dedim. İyice bildiğim her filmini sizlerin de katkılarıyla Nostaljik Türk Sineması bloguna kazandıralım derim ben.
Şöyle bir baktım da, 1972'den 1974'e kadar küçük veya yardımcı rollerde oynamış Sunal; Güllü Geliyor Güllü, Tatlı Dillim, CanımKardeşim, Yalancı Yarim, Oh Olsun, Hasret, Salak Milyoner, Köyden İndim Şehire.
Başrolde oynadığı, seyretmekten asla bıkmadığımız, şu dakika yayınlansa sanki ilk defa görüyormuş gibi davrandığımız o şahane filmleri var ya, onları anlatalım diyorum. Bu arada şu an fonumda Tülay Özer "İkimiz bir fidanız" şarkısını söylüyor :)
Sinematurk'deki filmografisinin sırasını takip ederek gitmeyi düşünüyorum, o yüzden bugün SALAKO'dan başlıyoruz.

Güzel halkımın diline "Salı sallanır, Çarşamba çarşafa dolanır, Perşembe perişanlıktır, Cuma mübarek gündür..." laflarını pelesenk eden bu güzel filmin senaryosunu Sadık Şendil ve Ertem Eğilmez birlikte kaleme almışlar. 1974 yapımı bu filmin yönetmeni Atıf Yılmaz.
Ağanın güzel kızı Emine'ye (Meral Zeren) aşık gariban Salo'nun (Kemal Sunal) azılı eşkiya olarak nam salmasına kadar varan komik ve aynı zamanda da duygusal bir öyküsüne tanık oluyoruz.
Şimdi baştan alayım; dağların dallama eşkiyası Hamido'ya (Oktar Durukan) bir görüşte aşık olduğunu düşünen ağanın tilki bakışlı zilli kızı Emine, babasının onu köyün zengini yaşlı bir adama vereceğini duyunca, kendisine karşılıksız bir aşk beslediğini bildiği safdil Salako'ya "Beni gaçır yiğidim" der. Safdil Salako da zaten gazla çalışan elli model bir insan evladıdır :) Kahvedekilerin gazına gelir, babasından Emine'yi ister, sonu falakaya yatırılmak olur. Emine'nin gazına gelir, kızı kaçırır.
Salo'ya safdil dedikse o kadar da değil, Salo da hormonları normal çalışan her insanoğlu gibi Pazartesi günleri çarşafın sadece dolanmadığını, buruşturulduğunu bilmektedir :)) ( Kendimle gurur duydum ha, bu kadar üstü kapalı anlatılırdı bu iş :p) . Emine'ye ilk etapta nikahı basamadığı için aidiyetini başka şekilde bir an evvel belirtmesi gerekmektedir. Lâkin zilli Emine'nin gönlü Hamido'da olduğundan Salo'yu habire oyalamaktadır.
Araya çok güldüğüm bir repliği alayım:
Salako, Emine'yi dağa kaldırmıştır. Kızın babası reşit efendi , damadı (İhsan Yüce) Tefeci Abuzer'e (Talat Gözbak) "Kızın gönlü sende ağam merak etme " diye yol boyu telkin vermektedir. Derken dağda Emine'nin şalvarını bulurlar :
Tefeci Abuzer:
- Kızın gönlü ben de diyorsun da, şalvarı başkasıdna... nolacak şimdi ?
Devam edelim. Emine ve Salo dağlarda gezedursunlar, Urfalı Babi'nin dilinde hikayeleri dilden dile dolanmıştır bile. Derken sonunda Hamido'yu bulurlar. Hamido anasının gözüdür, ayağına kadar gelmiş bu yavrudan faydalanayım der.Bir sürü komik atraksiyondan sonra Salo , Emine'yi Hamido'dan kurtarır. Artık Emine'nin yavuklusu gibi değil, çoban köpeği gibi hissetmektedir. Emine hatasını anlamıştır, onu seveni sevmeye karar verir ve zaten artık Pazartesi de olmuştur, herkes muradına erer :)
Film, Kemal Sunal'ın ilk başrolü olmasının yanı sıra, ozan Urfalı Babi'yi (Yılmaz Kayral) de gördüğümüz tek film olma özelliği taşıyor. Filmin ses getiren sahnelerinden biri de Meral Zeren'in iki saniye gözüken mabâdı !
Ekleyecek bilgisi olan çekinmesin söylesin, eğleniyoruz şurada :)
Geliyor Salakoooo eyvahhh :)
Gönderen
çilek
zaman:
19:59
2
yorum
Etiketler: 70 ler, Kemal Sunal
8 Aralık 2007
Sevdiğim Replikler - 6
Şaban: Ramazan allahısmarladık ben gidiyom
Ramazan: Güle güle
Şaban :Bu kim ?
Ramazan: Damadın kız kardeşi
Şaban: Nasıl olur.. ayyhh. çok güzel.. ayy çok beğendim. Gözlere bak yarabbi. Çay içişi görüyo musun, ay bakamıyacam yüzüne, bakıyım mi?
Ramazan: Bak bak
Şaban: Ayyh kalbim duracak, adı nea?
Ramazan: Bihter
Şaban: Bihter!
Bihter: Efendim ?
Şaban: Konuşuyooo!
Bir süre sonra Bihter ve Şaban sohbet etmeye başlıyorlar başka bir sahnede:
- Bihter hanım ?
- Efendim !
- Burda mısınız ?
- Evet burdayım
- Ben de burdayım !
- Buyrun
- Buyurayım
- Evet
- Evet ııhıhı bulutlar ...
- Ne bulutları Ramazan Bey
- Hani böyle birbirine çarpar da şey olur ya canım
- Ne olur ?
- Du bahim ne olurdu ... Ne olurdu?
- Ne , ne olurdu ?
- Hani böyle siyah bulutlar birbirine aniden vurur da foşur foşur ses çıkar ya canım...
- Şimşeeek
- Eheh eve... evet şimşek. Bihter hanım sizi tebrik ederim. İşte bende size karşı böyle bir şimşek aşkı başlamış bulunuyor. Oh bee !
- Yani bana aşık olduğunuzu mu söylemeye çalışıyorsunuz ?
- Ihıhı eveeet
- Çok teşekkür ederim Ramazan bey
- Rica ederim
- Bu sözleriniz beni çok duygulandırdı
- Allah Allah... demek güzel konuştum
- Çok naziksiniz
- Hıhı öyleyimdir
- Üstelik de çok küstahsınız...
- Aman efendim iltifat ediyorsunuz ıhhııh (olduğu yerden düşüyor o anda)
- Bişey oldu mu Ramazan Bey ?!
- Yok canıımm... birazcık götüm acıdı o kadar !
Şaban : Kemal Sunal
Ramzan: Halit Akçatepe
Bihter : Hale Soygazi
(beşinci dakidan itibaren) ikinci bölüm için tıkla
15 Kasım 2007
Sevdiğim Replikler - 3
Gönderen
çilek
zaman:
09:56
3
yorum
Etiketler: 70 ler, Kemal Sunal, Replik