Meral Zeren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meral Zeren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2009

ŞAŞKIN DAMAT



Yönetmen: Zeki Ökten
Senaryo: Sadık Şendil
YapımYılı: 1975



Kemal Sunal & Meral Zeren filmlerinden biri daha. Üstelik konusunun çıkış noktası Salako
ile neredeyse aynı. Senaryoda bir iki değişiklik yapılmış, ek karakterler konmuş ama özüne dokunulmamış. Her iki filmin senaryosu da Sadık Şendil imzalı. Hal böyle olunca oturduğum yerden hep aynı ahkâmı kesiyorum; altmışlar ve yetmişlerin ortasına kadar Yeşilçam'da o kadar çok film çekilmiş ki, senaristler fabrikasyon senaryolar yazmışlar, ister istemez sürekli tekrarlara girilmiş. Aynı senaryolar daha aradan 2-3 yıl geçmeden başka starlarla değişik isimler alarak tekrar çekilmiş. Hatta bazen de değişik senaryolar kırpılıp kırpılıp akabinde de yapıştırılıp karma bir senrayo ile filmler yapılmış.

Şaşkın Damat filminde ben Salako'nun tadını yakalıyorum bununla birlikte , yetmişlerdeki erotik havanın bu filme de azıcık sirayet ettiğine inanıyorum. Nasıl ki Salako'da Meral Zeren'in poposunu gördü ise , Şaşkın Damat'da da şoko parti nedir seyirci bunu öğreniyor :)

Zengin ve muhafazakâr amcabeyimiz Süleyman (Ali Şen) yeğeni Serpil'e oldukça düşkündür. Serpil'in ailesi ise oldukça geniş, genişolduğu kadar da züğürttür. Amcabeyin aksine dinle imanla ilgileri yoktur. İşleri güçleri günübirlik yaşamak, çalışmadan yorulmadan hayattan keyif alabilmektir. Ailede bol alkol tüketimi, kumar, lükse özenti göze çarpmaktadır. Onlar züğürttürler ama çok medenidirler, amcabey ise parasını nasıl harcayacağını bilmeyen cahil biridir( EE hem hacı hem hoca hem de zengin! Kültürlü olacak hali yok ya Türk filmi işte !). Film, bu iki ucu temsil eden karakterlerin abartılmış davranışları ile bezelidir. Gerekli giydirmeler yapılan filmimizde asıl mesaj ise en iyi yol orta yoldur, ne öyle ne böyle, kimseyi sıkmamak gereklidir, herkes aslına dönmeli, olduğu gibi gözükmelidir. Haha az daha zorlasam Mevlana'nın yedi öğüdünü çıkaracağım sanırım :)

Nerde kalmıştık ? Amcabey, Serpil'i sevmektedir sevmesine de, ona ve ailesine yardımı şarta bağlamıştır; mazbut ve muhafazakâr bir şekilde yaşamalıdırlar. Bu yüzdendir ki, süper mini etekli Serpil, amcasını ziyarete gidişinde başına örtüsünü, kıçına az daha uzun eteğini geçirmektedir. A Ha ! Bakın bu filmi takiyyecilik nedir konusunda da örnek gösterebiliriz.

Neyse efeemm... Amcabeyin bir de gariban saftirik bahçıvanı vardır; Abdi. Gizliden gizliye Serpil'e aşıktır.

Bir gün ansızın amcabey, Serpil'lere gider. Evde karşılaştığı manzara tam bir felakettir. Üzerine çikolata sosu boca edilmiş Serpil, güçlü guvvatlı ve edeleli bir azman tarafından o çikolatadan arındırılmaya çalışılıyordur. Amcabey oracıkta destur çeker ve olaya el koyar. Serpil derhal hayatına çeki düzen verecek, namuslu namuslu ve içinde çikolata sosu olmayan bir evlilik yapacaktır. Yoksa aileye para musluğunu kesecektir. Serpil için uygun gördüğü damat adayı da gariban bahçıvan Abdi'dir.

Serpil , Abdi ile kendince formalite icabı evlenir. Abdi ise hayalinin gerçekleşmesinin verdiği sarhoşluktan ayılamamıştır. Sonrasında Serpil'in onu sevmesi için küçük çocukların gittiği bir okula birkayıt olacak, kendini yetiştirmeye çalışacaktır Abdicik. Aile efradı ile çıkılan balayında Serpil kendisini zengin bir işadamı olarak tanıtan , aslında zengin kadın avcısı olan dolandırıcı Kadir (Bülent Kayabaş) tanışır.

Gerisini anlatmaya lüzum var mı ? Tıpkı Salako'daki gibi sonunda Kadir'in dolandırıcı olduğu anlaşılır, Serpil onu yürekten seven Abdi'nin gönlünü kazanmaya çalışır.

Filmde dönemin çocuk yıldızı Kahraman Kıral'ı Abdi'nin sınıf arkadaşı rolünde izliyoruz. Adiloş Teyzemin de küçük bir rolü var, öğretmeni canlandırıyor. Oyunca kadrosu da oldukça geniş aslında filmin;

Abdi: Kemal Sunal
Amcabey: Ali Şen
Serpil:Meral Zeren
Serpil'in Annesi : Ayfer Feray
Kadir: Bülent Kayabaş
Serpil'in dayısı : Turgut Boralı
Serpil'in sarhoş eniştesi: İhsan Yüce
Öğretmen: Adile Naşit
Okul müdürü: Muharrem Gürses

Şaşkın Damat denince zihnimde hemen filmin fon müziği olan Pervane canlanıverir.
Ben kelebekler gibiydim senden önce... bak pervaneye döndüm seni görünce... Saf aşık Abdi'nin saf duygularını betimleyen güzel bir fon müziğidir.

Filmimizden dönemin erotik türk filmlerine nazire yapan bir repliği ekşi sözlükte buldum, örnek verelim ve konuyu bitirelim:
(Gerdekleri iptal olmuştur. Kayak pistine takım elbise ile gelen Abdi'yi görünce)

Serpil: Bu üstündekiler ne? Böyle mi geliyorsun ?
Abdi: Yok soyunacam. Gerdeğe girecez ya
Serpil: Ben kaymaya gidiyorum
Abdi: Ben de kayacam
Serpil: Önce öğren
Abdi: Sanki bilmiyom. Rahat bırakmıyo ki eşşoğlueşşekler.

Son olarak; geçtiğimiz pazar günü (19 Nisan) filmde Serpil'in dayısını canlandıran Turgut Boralı'nın vefatının 15.yılıydı. Saygıyla anıyoruz.

31 Mart 2009

HANZO


- Mu ne mu ? Memeee....

Kemal Sunal'ın artık başrol oynamaya başladığı yıllarda geziniyoruz. Salako'dan sonra, 1975'de başrolünü yine Meral Zeren ile paylaştığı Hanzo filmi bana göre Yeşilçam'daki en ilginç filmlerden biri. Şahsen ben Hanzo'yu izleyene kadar (ki ilk izlediğimde 8-9 yaşlarındaydım) hayvanlar tarafından büyütülen çocuk temalı film olarak Tarkan'ı bilir(d)im. Ha ikisi kıyas edilmez zira efsaneden yola çıkıp yazılmış Tarkan ama işte çıkış teması aynı :)

Yeşilçam'da oyuncu olarak da görev alan Suphi Tekniker'in senaryosunu yazdığı Hanzo'yu Zeki Ökten yönetmiş.

İlk seyrettiğimde filmden çok etkilenmiştim, zira hayal ile gerçeği tam olarak ayırt edebilecek yaşta değildim, İstanbul sokaklarında kafes içinde teşhir edilen adam, onu kocası sanan bir kadın... Tüm bunlar gerçek hayatta olabilirmiş gibime gelmişti. Üstelik konuşmasını bilmeyen Hanzo'nun hastabakıcı tarafından dövülmesi içime işlemişti. Çocuk merhametimi çok dürttüğünü hatırlıyorum. Diğer taraftan Hanzo'ya üzülürken çok da gülmüştüm, misal herşeyi yeni yenikeşfederken ki o saf sorularına, doktorun parmağını ısırmasına vs.

Gelelim konuya;

Köylülerbir gün , dağlık bir arazide yolunu kaybetmiş vahşi bir insanı yakalarlar. Vahşidir, zira konuşmayı bilmiyordur ve oldukça saldırgandır. Neyin nesi, kimin fesdir derken, yıllar önce ayılar tarafından kaçırılan ana oğulu hatırlarlar. Olsa olsa bu vahşi de ayılar tarafından yetiştirilen o küçükçocuktur. Haber kısa sürede gazetelerde, televizyonda yer alır. Vahşiye bir de isim takılır; Hanzo !

Hanzo, incelenmek üzere Houstan'a...yok be... İstanbul'daki tıp fakültelerinden birine sevkedilir. Artık Türk doktorlarına emanettir, onu enine boyuna, derinlemesine, yanlamasına her açıdan inceleyecek ve medeni insan özellikleri kazandırmaya çalışacaklardır.

Hanzo aslında yirmili yaşlarının ortasında bir adamdır ama hayata sıfırdan başladığını varsayan doktorlar ilk iş olarak Hanzo'yu kundaklar, altını da bezlerler :) Ağzına da bir emzik, acıkınca biberonla süt. Adam dağdan gelmiş, yese yese ot yemiştir, et yemiştir ama nafile... Önce süt derler. Oysa en çok armutu sever Hanzo, ne de olsa ayılar tarafından büyütülmüş olacak o kadar.

Hanzo'nun haberi yayılmıştır. Diğer taraftan Şükriye Hanım'ın (Adile Naşit) kocası Cabbar da yıllar önce ortadan kaybolmuştur, bu Hanzo da tıpkısının aynısı Cabbar'dır işte. Kızı Feride (Ayşen Gruda) her ne kadar annesine muhalefet etse de onun suyuna gitmek zorunda kalır. Şükriye Hanım'ın amacı Cabbarı doktorların elinden kaçırmaktır. Burada da en çok dikkatimi çeken takıntılı ve hurafelere meyilli annenin, evin her köşesine hacetini gidermesi olmuştu.

Hastanede Hanzo'yu bir Profesör Tacettin Bey (Mümtaz Ener) başkanlığında akademik bir ekip takip etmektedir. Hanzo, ekipteki doktor Hülya'yı (Meral Zeren) çok sever, en çok onunla anlaşır çünkü ona şefkât göstermektedir. İzlediği gelişim videolarından memenin ne olduğunu öğrenmiştir Hanzo ve bir an keşfeder ki bu memeden Hülya'da da vardır.
- Hüyyyaaa... meme...meme. cici meme... cici Hüyyya
diye tutturduğu anlar olur.

Aslında filmde çok diyalog da yoktur. Sonuç itibari ile Hanzo ne tam olarak insan olur ne de tam anlamıyla hayvan kalır. Dağdan inme Hanzo, küçüklüğünden beri nasıl öğrendi ise , eğilmeden bükülmeden, rol kesmeden, iki yüzlülük yapmadan öyle yaşamıştır. Onu eğitmeye çalışanlar, evine götürmek isteyen Şükriye Hanım, İstanbul sokaklarında onu meraklı gözlerle seyreden halk ise ilk önce kendilerini düşünmüştür, Hanzo'yu değil.

Bir iki not ekleyelim, profesör rolündeki Mümtaz Ener, memleketimizin ilk akrobatlarından biridir. Ne yazık ki yıllar sonra akıl hastanesinde vefat etmiştir. Filmde doktor olarak rol alan Süha Doğan'ın da sinemadaki son rolllerinden biridir. Süha Doğan ki sinemamıza oyuncu, yönetmen, senarist ve yapımcı olarak emek vermiş bir kimsedir , (doğruluğunu teyit edememiş olmakla birlikte ) 79 yılında bir akıl hastanesinde vefat etmiştir. Sunal filmlerini sevenlerin çok iyi hatırlayacağı Gardrop Fuat olarak tanıdğımız Ünal Gürel de filmde Hanzo'yu döven hastabakıcı rolündedir.