Türk tiyatrosunun olduğu kadar Türk sinemasının da yıldızlarından olan Gazanfer Özcan dün gece hayata veda etti. Televizyon ve sinema izleyicisinin de yakından tanıyıp sevdiği Özcan daha çok 50 li ve 60 lı yıllarda sinema filmlerinde rol aldı, birçok Türk filmine sesi ile renk verdi.
Yediden yetmişe herkesin bildiği Kuruntu Ailesi'ndeki kuruntulu baba Hüsnü Kuruntu karakteri bir adeta kendi adının da önüne geçti.
Uzun zaman ara verdiği sinemaya 2000 yılında çevrilen Komser Şekspir ile geri döndü. Özcan, onu yıllarca Hüsnü Kuruntu olarak bellemiş televizyon izleyicisinin karşısına 2004 yılında , ekranların başarılı dizisi Avrupa Yakası'nın babası Tahsin Sütçüoğlu karakteri olarak çıktı.
Sinema izleyicisi Gazanfer Özcan'ı son olarak 2007 yapımı Beyaz Melek'te gördü. Halen yapım aşaması süren Amerikan Traşı filminde Ahmet Tayyip rolünü oynayan Özcan 78 yaşında idi.
Çilek'in Dünyası olarak başta eşi Gönül Ülkü Özcan, kızı, damadı ve torunu olmak üzere Türk tiyatro, sinema ve televizyon izleyicilerine baş sağlığı diliyorum.
18 Şubat 2009
Gazanfer Özcan'ı Kaybettik
Gönderen
çilek
zaman:
07:23
2
yorum
Etiketler: kayan yıldızlar
16 Şubat 2009
Sonbahar Rüzgârları

Yönetmen : Mehmet Dinler
Senaryo : Burhan Bolan
Yapım Yılı : 1969
Oyuncular : Türkân Şoray, Ediz Hun, Çolpan İlhan, Fatma Karanfil
Filmi ilk izlediğimde henüz 9-10 yaşlarındaydım. Yaşımın küçüklüğü , filmin şarkısına vurulmama engel olmamıştı. Bir benzer vurulmayı da Sevgili Babam filminde Kamuran Akkor'un sesinden dinlediğim Zalimin Zulmü'nde de yaşamıştım. Büyük değer, rahmetli Yıldırım Gürses'e ait Sonbahar Rüzgârları, Türkân Sultan'ın yapraklar içinde salınışına, yaşadığı abartılı trajediye deyim yerindeyse cuk oturmuştu. Şarkıyı çokça sevmemin nedenlerinden biri de şüphesiz ki Handan Kara'nın güzel sesiydi.
İtiraf etmeliyim ki, hatıra defteri denilen şeyin varlığını ben ilk kez bu film ile öğrenmiştim. Esas kızımızın yıllar boyu tuttuğu hatıra defteri günü gelince masumiyetini de kanıtlayacak en önemli belge oluyordu. Film boyunca duyduğumuz dış ses de tabi ki, hatıra defterindeki sayfalardan satırlar okuyordu bize.
Filmden aklımda kalan o kadar çok sahne, sekans var ki. Bir kere, bu filmde kötü karakteri oynayan Çolpan İlhan'ın o tablo gibi muhteşem güzelliği, Anjelik saçları, Türkan Sultan'ın akıl hastanesindeki işkence gibi tedavisi, evde çıkan yangını gösteren sahneyi mini minnacık maket bir evi yakarak göstermeleri... en çok aklımda kalanlar.
Nostaljik sinemamızın birbirine en çok yakıştırdığım çiftlerinden Ediz Hun ve Türkân Şoray'a bu filmde ayrıca janti abimiz rahmetli Önder Somer, sinema kariyerine henüz çocuk denecek yaşta ağırlıklı olarak melodramlarda ikinci sınıf roller oynayarak başlayan daha sonrasında ise yeşilçamın seks furyası dediğimiz dönemdeki filmlerde oynayarak sinema macerasını sonlandıran Gülgün Erdem de oynuyor. Eniştesine aşık baldız rolündeki Gülgün Erdem'in kıskançlığı kahramanlarımızı büyük bir felaketin eşiğine getirdiği gibi sonunda ortada hiçbir engel kalmadan kavuşmalarına da sebeb oluyor.
Sultanımın en sevdiğim filmlerinde yönetmen olarak imzası bulunan Mehmet Dinler'in aynı zamanda Ah Müjgan Ah'ın da yönetmeni olduğunu hatırlatayım.
Gelelim kısaca filmimizin konusuna;
Esas kızımız ile oğlumuz bir tesadüf sonucu tanışıp aşık oluyorlar. Esas oğlumuz herşeye ciddi yaklaşan ve aşkla deli divane olan bir gençtir. Bir yanlış anlama sonucu bu aşk, başladığı gün gibi yine bir sonbaharda sona erer. Esas oğlan, kadınlara karşı nefretle dolu bir adam haline gelir lakin yıllar içinde evlenmiştir ve bir kızı olmuştur. Karısı ise zevk ve sefa alemlerinde yaşamayı seçen, alkolik bir kadındır. Alkole olan düşkünlüğü sonunda onu akıl hastası edecektir. Esas oğlan bu durumda kızına , annesinin öldüğünü söylemeyi tercih eder. Oysa ki anne, tavan arasında kitli kapıların arkasında gün yüzü görmeden yaşamaktadır.
Filmimizin tek delisi :) elbette ki Çolpan İlhan'ın canlandırdığı anne karakteri değildir. Bir yanlış anlama sonucu sevdiği erkeği kaybeden Nalan de akıl hastanesinde uzun bir süre geçirip, ardından ehilleşip sosyal hayata örnek bir insan olark katılacaktır. O derece ki, yıllar sonra sevdiği adamın evine, dadı olarak dönecektir.
İşte sevgili okurlar... iki aşığın yıllar sonra karşılaşması çeşitli olayların gelişmesine yol açacaktır.
Aşk, nefret, üzüntü, dert, keder hepsi bu filmde var.
Lütfen filmi izlerken gazozunuzun ağzını açık bırakmayınız, ki bu film onu kaldırmaz :)
Gönderen
çilek
zaman:
18:32
4
yorum
Etiketler: 60 lar, EdizHun, Türkan Şoray
6 Ocak 2009
Sevdiğim Replikler - 12
Ne zaman rastlasam mutlaka seyrettiğim , 1973 yapımı Oh Olsun filminden;

3 Ocak 2009
Ekran Başına - 6

Festival kapsamında olmasından faydalanarak sevgili Muzo kardeşim sayesinde sinema perdesinde sansürsüz şekilde izleme bahtiyarlığına erdiğim Türk filmlerinden biri olan Anayurt Oteli 4 Ocak Pazar günü TRT 2'deki Sinemasal kuşağında izleyici ile buluşacak.
Ömer Kavur'un Yusuf Atılgan'ın aynı adlı romanından uyarladığı Anayurt Oteli'nde Macit Koper,Serra Yılmaz ve Şahika Tekand başroldeoynuyorlar. Diğer rollerde Orhan Çağman, Cengiz Sezici, Kemal İnci, Ülkü Ülker ve Osman Alyanak oynuyor.
Yalnız başına yaşayan , istasyona yakın bir otel işleten Zebercet'in içinde yaşadığı hayal dünyasına, hayallerinin gerçeğe baskın gelişine tanık oluyoruz. Bir gün ansızın çıkagelen gizemli bir kadından çok etkilenen Zebercet, günler boyu o kadını bekler, hayalini kurar.
2 Ocak 2009
Oradan Buradan -1
Yeni yılla birlikte yeni bir başlığımız oldu sıfır model :) Anlatmama lüzum yok sanıyorum zira okuyunca bu köşede neler olacağını hemen anlayacaksınız...
Başlıyoruz;
- Muzaffer Tema'nın uzun süre İstanbul Devlet Konservatuarı'nda öğretim üyeliği, flüt öğretmenliğive Cumhurbaşkanlığı Flarmoni Orkestrası2nda görev yaptığını,
- Çılgın Türkler'in yazarı Turgut Özakman'ın Gurbet Kuşları eserinin sahibi olduğunu aynı zamanda Derece 37, Keloğlan İz Peşinde gibi erotik türk filmlerinin de senaristi olduğunu,
- Sinemamızın Ayşecik'i Zeynep Değirmencioğlu'nun aslında çilli, kızıl saçlı ve tavşan dişli olduğunu , Pamuk Prenses Ve 7 Cüceler filmi için Belgin doruk tarafından saçlarının siyaha boyandığını ve tavşan dişlerinin porselen yaptırıldığını,
- Zuhal Tan'ın bir trafik kazasında hayatını kaybettiğinde daha sadece 22 yaşında olduğunu,
- Bir zamanlar 'Kitapsız ilim, Ahmet Tarık Tekçe'siz film olmaz' diye maniler düzülen rahmetli oyuncunun en korktuğu şekilde , bir trafik kazasında hayatını kaybettiğini ve o sıra daha 44 yaşında olduğunu,
- Kuzucukların Adile Teyzesi'nin biricik oğlu Ahmet'i kendi doğum günü olan 17 Haziran'da kaybettiğini,
- Feridun Çölgeçen ile Belgin Doruk'un teyze çocukları olduğunu biliyor muydunuz ?



