16 Ocak 2010

Fikret Hakan DEDİ, ben de KODUM


:))

Ya vallahi başlık bulamadım başka, gazetedekinin aynını almak da istemedim, o ne öyle ?

Efendim, gülüşü kendisine münhasır, oyuncu, yazar, şair ve düşünce adamı Fikret Hakan abimiz katıldığı bir TV programında demiş ki (özetleyerek yazıyorum); zamanında o derece hijenik yaşamdan uzak bir ortamda çalışıyorduk ki... kadın oyuncuların ağızları kokuyordu. Ağız sağlığının farkında değillerdi. Rol yaparken partnerin ağzının kokması son derece rahatsız bir durum. Ne rejisörler ne de asistanlar bu tür incelikleri düşünmeye vakit bul(a)mazlardı.

Şimdi; ben bu haberi Bugün gazetesinin bugün ki sayısının (16/01/2010) magazin sayfasında okudum. Söz konusu programı da henüz izlemedim. Dilerim rast gelirim.

Gazete öyle bir manşet atmış ki, haberin gerisini de Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray, Fatma Girik gibi oyuncuların adlarını kullanarak doldurmuş. Allah bilir, adam onların adlarını bile telaffuz etmedi belki ama editörler o dönemde oynadığı oyuncuları göz önüne almış. Dolayısıyla onlara da söz hakkı doğmuş oldu.

Hayatta en nefret ettiğim kokuların başında ağız ve ter kokusu gelir, en nefret ettiğim seslerin başında ise tepemde cak cak ciklet çiğneyen birinin şapırtı sesi.

Fikret Hakan, bir oyuncu olarak partnerleri ile yakın temasda bulunduğu için "ağzı kokmayan partner" isteğinde sonuna kadar haklıdır. Sonuna kadar.

Bugün 76 yaşında olan Hakan'ın (Allah sağlık afiyet versin) bu ağız kokusu meselesini o zamanlar dile getirip getirmediğini çok merak ettim doğrusu. O zaman da bir magazin basını vardı misal, dedikodu sütünlarında bir cümlecik böyle bir haber çıkmış mıdır acep? Çıksaydı eminim herkes ayağını denk alırdı :)

Rahmetli Hüseyin Baradan'ın BU GÖZLER NELER GÖRDÜ isimli anı kitabında Cüneyt Arkın'ın sette sürekli çiğ sarımsak yediğini, dolayısıyla ağzının hep sarımsak koktuğunu, oyuncuların illallah dediğini okumuştum :) Doğru yalan bilemem.

Demem o ki, ben bu konuşmadan şunu çıkardım yeni yetme bir ergen (!) olarak; Güzel kızlar pırtlamaz (sen öyle san) ama ağızları kokabilir. Başka da bir etki bırakmadı üzerimde :)))

Buradan tüm Türk kamuoyuna, 80 milyona sesleniyorum (80 milyon beni izliyor :)) : Dişlerinizi fırçalayın anacım, olmadı yanınızda bir naneli ciklet, şeker bulunsun. Koltuk altlarınızı temizleyin, güzel kokular sürün, sabunlanın. Bütün bunları yapmıyorsanız lütfen... ama lütfen... otobüste falan yan yana düşmeyelim. Toplumda yaşıyoruz. Kul hakkı var unutmayın :)

Ahan da bu da haberin linki

11 yorum:

funda dedi ki...

ne fena film çevirirken ki konuşmak zorunda olunan ortam ve ağız kokması dayanılacak gibi değil...
ter kokusu da öyle de eğer doğruysa C.Arkın ' ın yaptığı da akıllara zararmış :(

gioberg dedi ki...

Bu arada F.Hakan'ın türk sinemasını anlattığı kitabı da çıktı. Yeri gelmişken söyleyim; ayrıca mümkünse (Hüseyin Baradan'In kitabından yola çıkarak) türk sinemasında bu şekilde yazılmış anı kitaplarından hangilerini okuduğunuzu, hangilerini beğendiğinizi sorabilir miyim? (Her ne kadar piyasada bulmak zor olsa da bu tür kitapları.)

Cokseybilen_kiz dedi ki...

fikret hakanı çok beğenirim.kendisi sinemamızın en iyi oyuncuları ndan biridir.ama yenen yenmiş,biten bitmiş bir konu üzerine konuşuldumuda kızıyorum.pis insan pistir şimdi yada o zaman.sarmısağa gelinçe evet kötü kokar yemeyene ama çokta faydalıdır sağlığa :)
son olarak hüseyin baradan'ın kitabını tavsiye edermisin çilekçiğim okunası bir kitapmıdır.

çilek dedi ki...

@çokşeybilenkız:dilekciğim haklısın , aradan yıllar geçmiş, madem şikayetçiydin o zaman mangalda kül bırakmayasaydın karedşim:)

evet arkadaşlar; hüseyin baradan'ın BU GÖZLER NELER GÖRDÜ adlı anı kitabını sanırım en az 13-14 yıl önce okumuş olmalıyım; çok severek, çok keyif alarak ve feyizlenerek okuduğum bir anı kitabı olmuştu. Türkan Şoray'ın annesinden tutun da, Danyal Topatan'ın ağzındaki takma dişlerin aslında kime ait olduğuna, Hulusi Kentmen ile birlikte yaptıkları şovlara varana dek... onlarca ayrıntı... Hala piyasada bulunuyorsa, bu türe meraklı kimselerin alıp okumasını şiddetle tavsiye ederim.

Onun dışında MesutKara'nın yeşilçama dair bütün kitaplarını da gözüm kapalı tavsiye ederim çünkü onun bulup çıkardığı ayrıntıları sanki siyah beyaz bir filmi izlermişcesine okuyabilme imkanını yakalamış olursunuz.

Ülkü Erakalın'ın da yazdığı kitapları, böyle bir kulis dedikodusu tadında okumak işinize gelirse okuyun derim; bana öyle geliyordu ki yıllar içinde dindiği dostluklarının ve o dostlara ait sırlarını çok pervasızca ifşa ediyordu. Ha ama bir sürü de ayrıntı öğrenmiş olduk orası ayrı.

Cüneyt Arkın'ın ADINI UNUTAN ADAM da çok güzel.

Türkan Şoray hakkında yazılm ış en güzel kitaplardan biri mesela Atilla Dorsay'ın kaleminden çıkma SÜMBÜL SOKAĞIN TUTSAK KADINI...

ilk aklıma gelenler bunlar. Agah Özgüç'ün kitaplarından da çok faydalanmışımdır mesela...

Cokseybilen_kiz dedi ki...

tavsiyen üzerine''sümbül sokağın .... kitabını sipariş verdim. sanıyorum yarın elimde olucak.güzel bir kitap olduguna eminim.çünkü atilla dorsay'ın sultana hayranlığı malum.adını unutan adam kitabınıda okudum.kabalçı yayınevi yakın zamanda memdü ün'ün anılarınıda yayınlamış umarım onuda okumak kısa zamanda kısmet olur.

çilek dedi ki...

keyifli okumalar arkadaşım :)
tavsiyen için de teşekkürler :)

Sade dedi ki...

merhaba çilek, takip listem blogumda ilgini çekebileceğini düşündüğüm bir haber var. Umarım beğenirsin...

çilek dedi ki...

Sade çok teşekkür ederim arkadaşım :) Nostaljik Türk Sinemasını sevenleri görmek, yalnız olmadığını bilmek çok güzel :)

Sade dedi ki...

Beğenmene sevindim, umarım hakkı ile anlatabilmişimdir. Dilim bu kadar döndü. Sürçü lisan ettiysem affola...

gioberg dedi ki...

Ben de bu durumda Leyla Özalp'ın Seni Seviyorum Sinema adlı kitabını öneriyorum. Yıllarca Atıf Yılmaz'ın asistanlığı yapmıştır Özalp. Hatta zaten şu anda Türkan Şoray'ın NTV'de yayınlanan programnının da genel koordinatörü sanırsam.

zevkopat dedi ki...

Cokseybilen_kiz size aynen katılıyorum. Olan olmuş artık bu ruhuda bozmanın bir anlamı yok.