
11 Ekim 2007
Bayram Gelmiş

10 Ekim 2007
oğlumun blogu : küçük fenerliler
yaba daba duuu...
kaan g.'nin artık bir blogu var çilekcanlar. benim bloguma heves etmiş "anne bana da yapalım mi bitane" diye sordu. tamam dedim. nelerden bahsedeceksin blogunda diye sordum. fenerbahçe'den , arabalardan dedi. böylece biz de küçük fenerliler adlı blogu oluşturduk. fenerliler dedik zira şimdi ozi g. de okuma yazmayı sökerse birlikte takılırlar :)
şöyle bir bakıyorum da , küçük fenerliler deyince sanki fenerbahçe camiasına hakaret gibi olmuş. ama alakası yok fenerli abileri ablaları, küçük olan benim bıdıcanlarım :)
ilk yazısını ben yazdım kaan g. adına. bundan sonrakileri o yazar... galatasaraylı annenin fenerli oğlunun blogudur bu çilek çilek...
meşesine bak odununu al
anasına bak oğlunu al :)
8 Ekim 2007
Cücülog Nedir ? Kime Denir ?
Dünden beri beni en çok güldüren terim bu : CÜCÜLOG .
Şimdi şöyle ki; SİNEMATİK'te meraklısına hitap eden çok güzel incelemeler var. Dosyalardan biri Cüneyt Arkın ve filimleri hakkında. Salt perdede veya ekranda gördüğünüzün ardında, aslında buz dağının görünmeyen kısmının olduğunu size anlatan, ağzınızı bir karış açık bırakan, manyak ayrıntılarla bezenmiş nefis yazıları yazan , bunları bizimle paylaşma lütfunda bulunan bir arkadaşımız var, iyi ki :) Gökay Gelgeç . Sinematik'in Yojimbooo'su , aynı zamanda blogun Cücülog'u :)
İşte efendim , Cücülog, cücüyle ilgili ne sorarsanız sorun anında şak diye size cevabını yapıştırana derler. Cücüyü sevmeyen anlamaz dilinden, orası da var. Ama gün gelir de bir cücülogla karşılaşırsanız, sohbetin lezzetine varın, kaçırmayın derim.
2 Ekim 2007
Önder Somer

7 mart 1937 yılında istanbul'da doğmuş , türk sinemasının yakışıklı ama aynı zaman da kötü adamı olarak bilinen sinema sanatçısı . 16 mayıs 1997 günü geçirdiğ trafik kazası sonucu aramızdan ayrılmıştır.
bir türk sineması aşığı olarak benim de önder somer hakkında düşüncelerim var paylaşmak isterim...
renkli gözlerin, arkaya taranmış muntazam briyantinli saçların, ince bıyıkların, avrupai tipinle türk sinemasının yakışıklı, yakışıklı olduğu kadar da kötü adamıydın sen. hala emin değilim gözlerin mavi miydi, yeşil mi ? insanın yüzü bu kadar temiz, saf, iyiliksever bir ifadeye sahipken nasıl olur da bir kaş kaldırmayla dudağının kenarına haince bir gülümseme yerleştirmeyle , niyeti bozuk kötü bir adama dönüşür ?… dönüşürmüş.
küçüktüm… sen doktor olurdun, yakışıklı subay olurdun, yazar olurdun, kariyer sahibi ama gönlünün sultanını bulamamış adam olurdun, ehli namusa göz diken mazide kalmış ama bunu yedirememiş eski sevgili olurdun, gazoza ilaç atan kötü niyetli züppe olurdun, iyi niyetli de olsan ömercik tarafından sarı çiyan diye nitelenirdin, evin hizmetli tayfası senden hazzetmezdi…
ah ah… ben büyüdüm önder ağabey. bugün canım fena halde seni görmek istiyor, talibi olduğun hanım kızın da sana aşık olduğunu görmek istiyor, filmin esas adamının apışıp kaldığını görmek istiyor. ahahahha diye kötü ve hain kahkahanı duymak istiyor kulaklarım bugün. filmin tadına tat katardın sen, kötü adam diye bilinirdin ama iyi adam rollerinde seyirci seni yadırgamazdı. sana çok haksızlık edildiğini düşünüyorum önder ağabey, sen de muradına ermeliydin, sen de kazanmalıydın. seni komedi filmlerinde de görmek isterdim, ayhan ışık’ı, kartal tibet’i tokatlarken görmek isterdim, kavgayı bir de sen kazan isterdim. ne de çok şey isterdim… senden set anılarını dinlemek isterdim, bak bunu gerçekten isterdim.
400’e yakın filmde görmüşüz seni , 1975’den sonra artık filmlerde oynamamışsın, meğer sen sadece oyuncu değil kapalı çarşı’da esnafmışsın. asıl soyadın “döşer” miş , babanın döşemecilik ve mobilyacılık vasfından ötürü, sen de devam ettirmişsin baba mesleğini. uzun yıllar kapalı çarşı’da dernek başkanlığı yapmışsın. sinemadan yine de kopmamış soder yönetim kurulunda üye olarak görev almışsın. evli barklı çoluk çocuğa da karışmışsın. bunları hiç bilmedik ta ki bir trafik kazasında ölüp de, hürriyet’in arka sayfasında minicik bir fotoğrafın eşliğinde birkaç satırlık haber halinde okuyana dek.
biraz tuhaf, ortamlarda gülmek için anlatılan bir filminden ben de bir alıntı yapıyor, seni saygı ve rahmetle anıyorum. büyürken bana filmlerinle eşlik ettiğin için sana ve tüm sinema emektarlarına tekrar teşekkür ediyorum.
1968 yapımı aşka tövbe filminden ;önder somer ( selman ), filiz akın ( şehbal ), kartal tibet ( mübin )
gönülsüz de olsa şehbal selman’la nişanlanmıştır. ama şehbal hala mübin ‘i sevmektedir. üçlü son sahnede tren garındadır. mübin , aşkını kalbine gömüş, kaderine rıza göstermiş şekilde az sonra trene binecek , ömür boyu birdaha bu diyarlara ayak basmayacaktır. selman, iki aşığın aşkına sonsuz bir saygı göstererek “ hayır, buradan asıl gitmesi gereken benim” der, mübin ‘in gideceği yere o gider. yahu nereye gidiyorsun diye kimse sormaz, aşıklar kavuşmuştur ya artık gerisi boştur.
çilek not: bu yazı benim sözlükte yazdığım ilk uzun artiz yazım :) artist değil artiz ! tarihi de 25.12.2004 müş ...
Gönderen
çilek
zaman:
15:25
0
yorum
Etiketler: Önder Somer, Portre
1 Ekim 2007
Koca Çınar : Münir Özkul

Gönderen
çilek
zaman:
09:26
0
yorum
Etiketler: Münir Özkul







